h1

Planlanmayan yazı

3 Ekim, 2008

Perşembe akşamı sohbet programlarının üçünü de seyrettim. Cem Mumcu -ki ben onu önceki tv görünümlerinden daha çok sapık bir psikiyatrist olarak tanımıştım. Hele Müjde Ar karşısında sözlerinin 10’da 9’u cin.sel içerikli olunca bellemiştim adamı. Ama bu programda çok dinlenebilir bir adama benziyor. Neyse işte, adamın programı açarken anlattığı bayram anısı çok acaipti. Arada alıp başını gidermiş, arabaya atlayıp. Kimse bilmezmiş nereye gittiğini. 1 veya 2 gün uykusuz olurmuş bazen. Sonra kendini bilmediği yerlerde bulurmuş. Birinde yolda, karayollarında çalışan bir adam karısını ve çocuğunu vermiş yanına, Ankara’ya gidiyor musunuz diye. O da gitmese de giderim deyip almış.

Birinde de, veya aynı olayın devamında Konya Ilgın’da çook büyük bir köprüden geçiyormuş, Allah Allah bu ne ırmağı bu kadar büyük burada demiş, şu nehir yok, bu nehir burada değil. Sonra kenara çekip inmiş. Bakmış karanlıkta. Aşağısı mezarlık. Ama üzerinde isim yazmayan taşlar. Kırık dökük. Sonra kasabaya gelmiş. Sabah gelirken bir simit almış, kahvehaneye oturmuş. Okula giden çocuklar gelmiş. Onlarla konuşup okula gitmiş. Okulda konuştuğu bir adam “burada İstiklal mahkemeleri kurulmuştu zamanında. 120 kişi asıldı. Cesetleri kuyuya atıldı. Kuyunun üstüne de bu okul yapıldı” diye anlatmış. Kasabada bir de hep ileride gördüğü bir türbe kubbesi varmış. Şunu bulayım diye arabaya atlamış. Dönmüş dönmüş bulamamış. Yolda yaşlı bir kadın görüp sormuş türbe nerede diye. Kadın da bizim bahçede, seni götüreyim demiş. Türbeye girmiş Cem Mumcu. 2 güne yaklaşan uykusuzluk ve o ürkütücü deneyimlerden sonra, karanlık bir ortam. Çakmağını yakmış. Türbede yatan bir ceset, üzerine sadece bir battaniye örtülmüş. Birkaç dua okumuş. Sonra kendini tutamayıp yaklaşmış. Korksa da battaniyeyi kaldırmış. Altı…. turşu kavanozları. Yaşlı kadın meğer turşuları türbeye koymuş, serin diye. Büyük olan biri de kafa gibi çıkmış bir tarafından. (adam daha iyi anlattı tabi, ama başlamışken duramadım).

Ben de öyle kaybolmak istiyorum işte, başımı alıp. Ama mutlaka Anadolu’da. Yani Rumeli de olabilir, ama bu topraklarda.

Benim de böyle ilginç hikayelerim var mı diye düşündüm, bir programa katılsam anlatacağım. Bayram hikayeleri türünden. Ankara ve tatil yöreleri arasında yapılan otostop yolculukları var, üniversite döneminden. Evet, birinden fena olmayan hikayeler var. Ama onu anlatmayacağım şimdi. Diğer yolculuktan, o birkaç yıl sonra olmasına rağmen çok az şey hatırlıyor olmak daha çok ilgimi çekti.

Ankara’dan Marmaris’e bir iş yolculuğu. Üniversitenin son aylarında bir işe girmiştim. Part-time denebilecek, çok da önemsemediğim birşey. Marmaris’te bir otelin bir işini yapıyorduk. Patronlardan birinin arkadaşının otelinin biraz saçma bir işi. Bir kere gitmiştik. Bir de bayramda gidecektik. Havaların ısındığı bir 9 günlük tatil. Yine insanlar güneye akıyor. Bilet almamıştım, sonra da kalmamıştı. Zorlamadım da, çıktım yola. Okul yolunun önündeki Eskişehir yolu. Sonra nelere bindim, çok hatırlamıyorum gerçekten. Ama çok temiz olmuştu. İki arabayla gittim sanırım. İkincisi de direk Marmaris’e giden bir aileydi hatta. O zaman da kötü hikayeler vardı, oradan buradan gelen, ama bu kadar yoğun değildi tabi. İnsanlar alıyordu.

Marmaris’e gelir gelmez hemen işini yaptığımız oteli aradım. Daha önce orada kalmıştık diye, ve otel sahibi (patronun arkadaşı olan) de çok iyi davranmıştı o zaman. Onu istedim, ismimi de söyleyip. Adam kimmiş deyip aldı telefonu, duydum açıkça. Sesler geliyor arkadan. Adam aloo aloo diye bağırıp kapattı telefonu. Sinir oldum acaip, ama tekrar aradım, istedim yine, garson gitti, sonra gelip bilmemne bey (iyi ki unutmuşum adını) müsait değil dedi. İçimden ettiğim küfürleri sıralamayayım. Sanki ben illa sizin otelde kalacağım deyip zorlayacağım adamı. İlla öyle bir beklentim de yok zaten. Ne zaman buluşacağız, neler yapacağız diye de soracağım. Ayrıca, doluysan da düzgünce söyle.

Bir pansiyonda yatıp sonraki gün gittim otele. Bizim patronla da o gün buluşacaktık. Baktım, restoran kısmında eşi, annesi filan oturuyorlar. Merhabalaştık, nerede kalıyorsun dedi, şurada. Ne zaman geldin, dün, nasıl geldin, bilet bulamadım, otostopla geldim dedim. Çok içimden geldi, doğrusunu anlatmak. Hmm, dedi, şöyle bir baktı. Ben de ona arkadaşını şikayet ettim. Dün telefonuma çıkmadı, hatta duymuyormuş gibi yaptı dedim. Otel doludur filan dedi, ama ayıp ettiğini o da anladı sanırım. Çalışma olmayacak, yoğun burası dedi. O da tatile gelmiş gibiydi zaten, iş miş hikaye. Benim oraya gidiyor olmamı düşünmeden tatil planlamışlar.

Otel sahibine de rastladım. Tam hatırlamıyorum ama şöyle gibiydi: Adam biraz soğuk davrandı başkalarıyla otururken, ben de “dün duymamış gibi yapmanıza gerek yoktu bilmemne bey” dedim. Ne telefonu dedi, ben de iyi günler deyip yürüyüp gittim.

Ben de o gün atlayıp eve, İzmir’e gittim. Yoktu öyle bir planım ama iyi oldu. Yolda otobüste Kemal Sunallı bir film oynuyordu. Evde bir güzel anlattım olanları, iyi geldi sevgi dolu insanlar. O iş de kısa süre sonra tarih oldu zaten.

O ayıp edilmişlik hissi ama, şu an bile karnımı kastı. İzin vermemeli insan böyle davranılmaya

§ §

Şu an yine biraz kırgın olabilirim. Ama insanın iyi ki eski sevgilileri var. Arada bir burada adı geçen eski sevgili Radikal’de geçen ayki yazımı okumuş. Yazdıkları çok güzeldi. -Ayıp olmayacaksa- küçük bir kısmı şöyle:

Ilahi Simon, her zaman sen ve 80 bin “Cinli” vardi. eger cinliyi turk olmayan olarak alacaksak, cnbce’de avengers izlerken de sen ve 80 bin “cinli”ydiniz. adam gibi recitation yapmaya calisirken de sen ve 80 bin “cinli”ydiniz…

tamam bir sanatçi, filozof, mucit olmayabilirsin. kimse seni tanimiyor da olabilir. toplumumuzun standartlarına gore basarili bir insan oldugunu bile iddia edemeyebiliriz… ama icini gorebilseydik, hicbir hemserini heyecanlandirmayan konulara heyecanlandigini, hiçbir komsunun umursamadigi konulari umursadigini, hicbir meslektasinin cesaret edemedigi potlari kirdigini…” vs. demiş.
Bir kişiye bile böyle birşey düşündürtüyorsan, o kişinin şu an neyin olduğundan bağımsız olarak, çok ‘iyi’ birşey değil mi?

Reklamlar

13 yorum

  1. :))


  2. kesinlikle iyi bir şeydir. hatta böyle bir şeyi eski sevgilinin düşünmesi yenisinin düşünmesinden çok daha iyidir. ne de olsa yeni sevgilinin gözleri aşktan gördür ama eskisi gerçeği görür. pür gerçeği:)


  3. hani derler ya, eski sevgiliden arkadaş olmaz filan. sanki onlardan hiç birşey olmaz gibi bir anlayış. oysa çok önemlidir eski sevgililer. hiç görmesen de zorda kalsan yardım edeceğini bilirsin. sana pür sevgi besleyen birileri vardır yeryüzünde. bunu bildiği sürece de tam anlamıyla yalnız hissetmez insan.


  4. pırpır, sen koyun’a sizinle tanışsak filan de, bize gelince yarabbi şükür..


  5. önce bayram hikayesi olarak geçen ama benim yastık altı hikayesi diye adlandırmayı sevdiğim şeylerden başlayacağım keza çok severim, bendekiler ya çok komiktir ya da bana ait değildir. ama bir yere varmaz hiçbiri, hiçbir cümlemin düzgün bir noktalama işareti haketmemesi gibi bir durum sanırım.
    eski sevgililere gelince, nihayetinde hepimiz birilerinin eski sevgilisi değil miyiz, iyilik görecelidir, düşüncelilik güzeldir (:


  6. göreceli değil bence çoğunlukla. biraz mutlakçıyım ben. iyi iyidir herkese derim. genelde en azından.


  7. sensin koyun.


  8. niye, koyun değil misin? hem koyunsun hem morsun işte. avrupa yakası’nın binnur kaya’sının sesiyle: morardın mıaa kızaaaamm?
    ah, burda olmayarak çok şey kaçırıyorsun valla, sıpa mıpa hikaye.


  9. Selam.. Yazilarini begendim gercekten, severim konusurmus gibi yazilan ve rahat okunan (yani dinliyormus gibi guzel bir konusmayi) yazilari. Yalniz yukaridaki yazida gecen bir kisimla ilgili bir sey sormak istiyorum sakincasi yoksa. Radikal’deki yazini okumus ya eski sevgilin… Radikal’de yazi mi yaziyorsun? Eger cevap evetse surekli mi yaziyorsun seyrek olarak mi? Eger surekliyse adin ne 🙂

    Tabi gizliyse, kalsin.


  10. o isme ulaşmak o kadar kolay oldu ki:)vardır bende de öyle meraklı bir taraf…sayın simon radikal arşivdeki yazılarınızı (çok az ama olsun) da okudum bu arada.


  11. evet, düzenli yazıyorum. haftada 3 kere. gazetede p. mağden mahlasını kullanıyorum.

    özden’ım, onlar soyadı doğru yazılanlar. bir de yazılmayanlar var.
    merak işte. oysa, burada çok daha özel, birçoğunu daha çok sevdiğim bissürü (300 kadar) yazı var. onlar biterse sık sık linki verilen eski blog var.


  12. kotu bir sey demissin, ama canin sagolsun.


  13. ters söylediğimi düşünmüşsünüz sanırım, değildi. söylemiyorum anlamında saçmalayayım demiştim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s