h1

ben biraz da sana müslüman olmak istiyorum

28 Ekim, 2008

Cumartesi blogspot’taki mesajı görünce cız etti içim. Birçok sevdiğim insanın şimdi bir süre canının sıkılacağını, hatta çaresizlik hissedeceğini geçirdim içimden, aynı durumu aylarca yaşamış biri olarak. Hem kendi erişimleri sorun olacak hem birden çok daha az okunacaklar diye.

Öncesinde geçen yutüp bahislerinde de aynı şeyi düşünüyordum. Biz sadece bizi rahatsız ettiğinde umursuyoruz bu tip hak ihlallerini. Benim sansürü, wordpress kapatıldığında yaşamam ve dert etmem gibi. Oysa bence asıl doğrusu, anlamlısı, hiç bizi ilgilendirmeyen hak ihlallerine tepki vermek. Hiç kullanmadığımız, hatta hiç hoş bulmadığımız sitelerin kapanışında tepki vermek gibi. Örneğin, por no, diğer gelişmiş ülkelerde (‘diğer gelişmiş ülkeler’ sanırım yanlış bir ifade oldu) olduğu gibi bizde de yasal. Neyin yasadışı olduğu belli. Ama şu an sayısız por no sitesi yasaklı. Hatta por no diye kapatılan fotoğraf siteleri var. Ama müsteh cenlik bir suç değil ki. Erişmek (ya da erişilmesini) istemeyen ona göre kendi alır önlemini. Ama geçtiğimiz süper muhafazakar dönemde (dönem süper muhafazakar ama suçunu açıkça itiraf etmiş olan Üzmez’i içeri atacak kadar değil) genel yaklaşım bunu normal bulmak yönünde: “o tamam da yutüp niye kapatılıyor”.

Nasıl kimse müs tehcen siteleri umursamıyorsa kendi kullanmadığı sitelere getirilen sansürü de umursamıyor. Ad nan Hoca’nın tüm muhalifi siteleri kapattığı sırada ağzımızı açmadık. Ya da guvenliweb diye bir ucubeye de. WordPress yasağı sadece onu kullanan küçük azınlığı ilgilendirdi. imeem’den şarkı dinlemiyor, linkini kullanmıyorsanız size ne. Yutüp de olmasa sansür kimsenin derdi olmayacaktı. Bütün bu durum, yani “sana katılmıyorum. ama düşündüğünü söylemen için canımı veririm” demeyen yaklaşım canımı en çok sıkan şey.

Bir detay: “bir yasadışı içerik için tüm sitenin kapatılması, bir kitap yüzünden tüm kütüphanenin yakılmasına eşittir” benzetmesi işin bir yönünü atlıyor. [Önce, bu saçmalığın arkasındaki mantığı bilelim, tepkimizi de ona göre verelim diye: kitap kopyalanıp arka kapıdan geri sokulamaz kütüphaneye ama hemen başka bir isimle yayınlanabilir aynı video]. Yasa, mahkemeye tüm sitenin kapatılması hakkını veriyor. Aynen yutüpte olduğu gibi, kaldırılan video saniyeler içinde başka bir kullanıcı adıyla tekrar yayınlanabilir diye (veya blogspot’ta maç yayınları bu sefer başka bir blogdan yapılabilir diye) tüm site yasaklanıyor. Mantığı anlamak için wordpress’i yasaklatan avukatla (ki o gerçekten şeytanın avukatıydı) yaptığım telefon konuşmasını hatırlayabilirsiniz.

Yoksa, ortada salak bir adli camia yok. Binali Yıldırım’ın dediği gibi, dünyaya yasakladığını da düşünmüyor mahkemeler. Gerçi “AB bizim internet yasamızı örnek alıyor” gibi örnek bir cümle de etmiş kendileri. Bu arada, telekomünikasyon niye ulaştırma bakanlığına bağlıysa. İnternetle karayolları arasında bir bağ göremiyorum ben. Yargıçlarımızın en memur zihniyetli ulaştırmadan ileri olduğuna da eminim.

P. Mağden’in (alter egom) dediği gibi bizim dilimizde kendine müslüman olmak diye bir deyim var. Birgün artık başkalarına da müslüman olduğumuzda ileri bir ülke olacağız. Ama öyle bir eğilim görmüyorum ben. Zaten başkasının canının yanmasına duyarlı olmama anlayışı değil mi, gücü olunca birini susturmanın nedeni? Bu da susma, sustukça sıra sana gelecek’le defedilemeyecek bir anlayış (o da tamamen bu bencil yaklaşımlara dayanan çok itici bir slogan (hayır, gelmeyecek der, geçer gidersiniz)).

Avrupa Yakası’nın yapımcısı Plato film, artık anlaşma imzalarken diziden ayrılınsa bile olumsuz konuşmama maddesini koymuş. “Bugüne kadar hiçbir oyuncumuza iyi konuşsun diye baskı yapmadık. Aynı şekilde kötü de konuşmasını istemiyoruz” demişler. Budur.

Reklamlar

16 yorum

  1. Baştan sona katılıyorum yazdıklarına. Bugune kadar büyük küçük pek çok site kapandı, yasaklandı, kimsenin sesi bile çıkmadı. Ne de olsa kendilerine dokunmuyordu.

    Ancak blogger kapanınca olay oldu. Ki yine büyük bir blogger kullanıcısı bu yasaga tepki vermektense sitelerini farklı servislere yöneltmeyi çözüm olarak gördüler.

    Kendisi haksızlığa uğradığı zaman bile sesini çıkaramayan insanlardan da, kendilerine ucu dokunmayan başka bir konuda destek vermelerini beklemek çok fazla olur sanırım.

    Baştan sona saçmalıklar içinde yaşıyoruz. Blogger konusundan daha çok sinirlendiğim konu ise Richard Dawkins’in sitesinin kapatılması. Yasaklanana kadar adını bile bilmiyordum. İlgimi de çekmiyor açıkçası. Ancak, Adnan Oktar kendisinde nasıl bir hak görüyor da bu siteye Türkiye’den erişimi engelletebiliyor anlayabilmiş değilim. Sebebini de bir yerde okumuştum. Richard Dawkins denen zat-ı muhterem, kendini ne zannettiğini bilmediğim Adnan Oktar’ın çakma fosillerinin rezaletini kendi sitesinde yazmış da o yüzden Adnan Bey’in canı sıkılmış.

    Herneyse. Uzatmaya gerek yok sanırım. Ama merak ediyorum işte, blogger kapandı, youtube kapandı diye ayaklananlar, etraftaki diğer siteler yasaklanıp, belki de gerçekten o siteye ihtiyacı olan birilerinin erişim hakkı engellenince neden seslerini çıkarmıyorlar.

    Ooof off…


  2. metin beyciğim, birçok büyük sitenin kapatılmasının arkasından aynı hocaefendi çıkıyor (ya da şeyh diyelim kendisine). wordpress, richard dawkins, eğitim-sen, vatan gazetesi hep onun icraatları. nasıl para akıtıyorsa artık avukatlarına ve nasıl çalışıyorsa artık onlar da.

    aman okunayım, eksik kalmayayım diye taşınmaları çok küçük hesaplar olarak görüyorum. bildiğim en çok okunan blog (iyi bir futbol blogu) da öyle yaptı.


  3. çok şükür yasak kalktı! siteler erişime açıldı..


  4. olacak iş değil..bu ancak bizde olur..sabah post yayınladım. öğleden sonra yine erişim engellendi.ya hevla vela kavlen…


  5. Simon Bey,

    Yukarıdaki arkadaşımız ben değilim! Ama iyi yazmış, katılıyorum kendisine.

    Ben ne zamandır uğrayamıyorum birçok bloğa. Bir fırsat bulup son yazılarınızı ardarda okuyayım en kısa zamanda. Şimdi bir selam vermek için uğradım.

    Sevgiler.


  6. aaa, evet ya, jazzistan’ı jazzetta olarak okumuşum. gripli bulanık kafaya verin. jazzistan’ın sitesini de görmüştüm halbuki önceden. ama iyi ki geldiniz demek ki.


  7. zizucum, tekrar yasaklanmamış olması gerek. senin gördüğün bir cache görüntüsü olabilir. hafızaya atılan bir kolaylık diyelim. tekrar görmezsin sanırım. veya çıkarsa da F5’leyince düzelmeli.
    veya belki de toplumu romatizme davet edişinden dolayı namünasip görülüp direk sen sansürlenmişsindir belki.


  8. ilahi simon abi:) toplumu henuz yoldan çıkaramadim ama hedefim bu olsun bundan sonra..


  9. Yüzyıllardır süren bir tür genetik oluşum mudur, coğrafi konum nedeniyle her durumda Timurlenk ordusuna benzer davranmakla (Nasreddin hoca hikayelerini hatırlayınız) ilgili midir, neyse işte bu diyarda kendine bile müs lüman olamama durumu var düşüncesindeyim, nerde kaldı ki, başkasına müslüman olunacak. 😦


  10. tepki vermeye başlamak da tepkisel ve eleştirel olmanın ilk adımıdır diye düşünüyorum ve önemsiyorum. küstürmeyelim şimdi yeni yeni tepki verenleri. ama yazının bütününe katıldığımı belirtmek istiyorum…
    bu arada alttaki resminizde ne kadar piyanistvari görünüyorsunuz simon bey…


  11. o filmin sefalet kısımlarında ben oynadım zaten. oskarlı baş aktör o kadar kilo vermek istemedi de.


  12. Sizin Perihan Magden oldugunuzu soylemistiniz. Simdi saci sakali birbirine karismis bir fotonuzu yayinlamissiniz. Iyice kafam karisti. Neden bizimle (ya da benimle) dalga gecme ihtiyaci duyuyorsunuz?


  13. dalga geçmiyorum ki. bu noktada temel bir anlayış farkımız var. o yazıda da bozulmuştunuz öyle dememe. benim saçmalamalarım sizle dalga geçtiğimden değil. şöyle denebilir: ben bir odada kendi kendime oyun oynuyorum. ama odanın duvarları yok, ve oradan geçen bazıları seyrediyor. seyretmeseler de ben aynı oyunu oynayacağım.


  14. tesbihi mazur gorun, ki hata olmamasi lazim gelir zaten, Red Light’taki gibi yani… Sunulanla icerideki farkli. Ben boyleyim deyip iceri gelenlere avuhunu yalarsin der gibi.

    Neyse, bu muhabbeti daha fazla uzatmayacagim… Zati oyle seylere falan bozulmam, siz latifeyi abartmissiniz.


  15. buna -yanlış anlamadıysam- katılmıyorum. sunulanla içeridekinin farklı olduğuna. böyleyim diye farklı bir imaj çizmeye çalışmıyorum, içeri gelenlere de yazıdakilerden farklı bir tavır sergilediğimi sanmıyorum.
    dediğim gibi geçen sefer ters birşey söylediğimi düşünmüştünüz (p. mağden sözlerimle). latifeyi abartmışsam ters olmadığını söylemek içindi. dalga bile olsun hadi, ama ters değil.


  16. benim icin muhim degil.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s