h1

La vita cambia. Cambia la vita.

6 Kasım, 2008

Farkettim de bu İzmir günleri nasıl da üniversite mezuniyetinden sonraki İzmir günlerine benziyor. Alışkın olmadığım farklı bir İzmir vardı o zaman. Karanlık, üşüten, yalnızlığını yüzüne vuran bir İzmir. Her zamanki gibi açık, güneşli ve hafif değil.
O günler de aynı bugünler gibi belirsizdi. Yine sanki çok seçeneğim yok ve olanlar da iyi değil gibi geliyordu. Yine mecburiyetten bir yerlere devam etmeyi düşünüyordum. Yine günler boş geçiyordu ve yine şehirde kimseyi tanımıyordum. Aksi gibi, uzakta da arkadaşlarım tükenmişti. Yine vakti belli olmayan birşeyleri bekliyordum. İtalyan Kültür’e gitmiştim. Vaktini kaçırmasam yine giderdim. Ama çok sonradan, o zamanlar kendimden neler yapabilirmişim, ne seçenekler olabilirmiş de görmemişim demiştim.

ξ ξ ξ ξ ξ ξ

Bir arkadaşıma hayatımı yalnız geçireceğim, sevgili ve arkadaş olmadan dedim. Bu öngörün mü kararın mı dedi. Herhangi bir insan nasıl böyle bir karar alabilir ki. İnsan dediğin mahluk başkaları olmadan varolabilir mi? Issız bir adaya düşen bir adamı düşünün. Özlediği, hayatının çeşitli özellikleri, alışkanlıkları mıdır, yoksa insanlar mıdır? Aslında, bir gemi onu kurtardığında, yani daha evine gitmeden özlediklerine kavuşmuştur. Evindeki sevdiği insanları görmek hariç. Diyelim ki bu adam, orada doğmuş. Blue Lagoon tarzı. Ama anne-babasından biliyor ki başka insanlar, medeniyetler var. Yani, kavuşmak istediği birileri yok. Daha gemi yanaştığında istediğine kavuşmuştur.

Buradaki tüm fikir, o da eğer varsa, beklentileri küçültmek. Şu an birçok kişiyle ve mutlu olabilirdim demektense bunu hiç düşünmemek. Kaldı ki benim 1 numaralı hayalim neydi. Ama öyle görülüyor ki ben ileride “bu da bir türlü mutluluğu bulamadı” denilen amca, iş arkadaşları yemeğe çağırdığında “bu akşam misafirlerim var” deyip sonra evde yalnız oturacak, hep bir yerlerde arkadaşları olduğunu söyleyecek kişi olacağım. Sakallı (görünümüme bakacak kimse olmadığından), kitaplara gömülmüş gibi duran ama açık sayfaları okumadan uzak diyarlara gömülüp gidecek biri.

Yine de ölmeden bu başlıktaki isimle (hayat değişir, değiştir hayatı) bir kısa film çekeyim diyorum. Sonra kültür sanat programlarına basın bültenleri gönderirim, birkaçına konuk giderim, Türk asıllı İtalyan yönetmen olarak isim yaparım. Bunları derken filmi çektim bile. Bu çalışmada sembolik bir anlatım tutturdum. Minimalist bir altyapının üstüne biraz nihilism, biraz sinizm (cynism) ekledim. Deneysel küçük bir başyapıt oldu.

Reklamlar

4 yorum

  1. ilerleyen yıllarda büyük bir yönetmenin geleceğini muştalayan gerçek bir başyapıt.


  2. kalp kalbe karşı.


  3. Tamam işte bu cümleydi!
    “…hayatımı yalnız geçireceğim, sevgili ve arkadaş olmadan…”
    Issız Adam’ı seyrederken aklıma gelmişti, birisi bu filmdeki adam için mi yazmıştı bunu diye, sonra senin yazmış olabileceğini hatırladım.
    Evet ya, insan dediğin mahluk başkaları olmadan varolamıyor.


  4. o çok kritik bir cümle.
    filmde benden çalmışlarsa dava açarım (kafamdan çalmışlar demektir).



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s