h1

kar hep güvendiğim dağlara yağıyor, benim de midem ağrıyor

22 Aralık, 2008

TV5’de bir program: İspanya’da bir kenti geziyorlar. Goya’nın şehri sanırım. Evi filan var. Taş evler, eski sokaklar. Sonra bir bara giriyor kamera. Küçük tabaklarda zeytin ve salamura küçük balıklar yiyor oturanlar. Şef çok orijinal tadlar yaratıyor, büyük kaşıklarda sunulan. Çeşitli yemekler belirdikçe bu ne diye fikir yürütüyoruz ekran karşısında. Hepsi lezzetli görünüyor. Adam yarattığı bir tadı kadehteki içkiye karışıyor, ben de fena halde sonucu merak ediyorum. Kameraya konuşan bir kadın Zaragoza Üniversitesinin şehrin geleneksel yemeklerinin araştırılması ve onlara dayanan yeni lezzetlerin yaratılmasına verdiği desteği anlatıyor (hayal meyal anlıyorum). Şaraplar içiliyor, zaten 4 duvar da boydan boya şarap dolu. Kadehi kaldıran biri bir folk şarkısı söylüyor. Sonra saatbaşında program bitiyor ve değiştirilen kanalda RTE “o kömürü gönül rahatlığıyla kullanın” diye böğürüyor.

Tarih seni yargılayıp mahkum edecek RTE. Ama bu bana yetmiyor. Merkeziyetçi bir sisteme gönlükayan ben, BM bünyesinde bir çevre suçları mahkemesi kurulsun ve RTE de -doğal olarak- orada mahkum edilsin istiyorum. Mesela, maksimum yüksekliği 1 metre olan küçük bir Maldiv adasına sürgün edilebilir tüm familyasıyla.

_____________∞_____________

Sanırım yaklaşık 9 yıldır ülkede bulunduğum hemen her gün aldığım Radikal’de 2 gün önce şöyle bir haber çıktı. Göksel Aytuğ denen gereksiz tv eleştirmeni BBC Prime’daki bir programda bir eşcinsel ilişkiye rastlayıp bunu köşesinde yazmış. Gazeteci Mert Savaş denen tanımadığım şahıs telefona sarılıp kablo tv’cileri aramış. Hatta kablo tv’ci de BBC’yi arayın diye “sözde akıl vermiş” (aynen bu ifadeler). Bu programı seyredenler de büyük bir şok yaşamış.
Haber filan olmayan saçmasapan satırlar. Bu yazılanlara haber kisvesine sokmak için de 2 ay önce BBC’deki Eastenders dizisindeki bir eşcinsel öpüşmenin yarattığı tartışmadan bahsetmişler. Eastenders birkaç yıldır İng.’nin en popüler dizilerinden. Rahatlıkla Yaprak Dökümü’ne denk bulunabilir. Yaprak Dökümü’nde iki erkek öpüşürse bunu haber yaparsın (tabi ki bu şekilde değil).

Gazetenin iletişim adresine ‘yok artık’ anlamında birşeyler yazdım. Bu heteroseksüel bir ilişki olsa haber olur muydu diye sorup özür bekleyen. Cevap gelmiş aynı gün. İlginç aslında, kimse cevap vermiyor burada. Ama cevap beni haberin kendisinden fazla sinirlendirdi. Heteroseksüel bir ilişki olsa haber olmazmış. TV’de eşcinsel ilişki tüm dünyada tartışılıyormuş, o yüzden de haber değeri taşıyormuş. Yine aynı BBC örneğini vermiş sayın Radikal (öyle imzalamış). ‘Okurlarımız herhalde başlıktan dolayı bu tarz ilişkiye karşı olduğumuzu düşündü’ (habere gelen 30’un üstünde yorum da hep çok tepkili yorumlardı) deyip başlığı değiştirdiklerini yazmış (“eşcinsel se vişme şoku” yerine “eşcinsel se vişme tartışma yarattı”).
Şu anda benim üstelediğim ve İsmet Berkan’dan özür beklediğim safhadayız.

[Her gün haber olabilecek binlerce konu olduğuna göre] Gazeteci olmuş şahıslar neyi haber yaptıklarının ve nasıl haber yaptıklarının bir seçim (hatta çoğu zaman politik bir seçim) olduğunu, sadece gündemi aktarmaya değil, aynı zamanda gündem yaratmaya yaradığını anlamazlar mı? O zaman bunlar 4 yıl ne öğreniyorlar okulda?

_____________∞_____________

Gözde dizimi izliyorum. Başlarına kötü şeyler gelen kahramanlarımız sonrasında biraraya gelip büyük bir grup olarak yemek yiyorlar. Ve yemekte şarap içiliyor. Artık öyle bir devre geldik ki bu dikkat çekiyor. Düşünün ki her gün bir yemek programı yapılıyor -50 bölüm filan olmuştur, bir kere bile şarap kelimesi geçmiyor (50 programın herhalde 1-2’sinde içtikleri şey şarap gibi duruyordu ama haşa adı söylenmeden).
Bu dizide de yobaz dedeye “şu zıkkımı içmeseniz olmaz mı” dedirtmekten geri kalamıyorlar.

Neyse, sonraki bir sahnede bir kızımız çok siniri bozuk oturuyor. Çok iyi bir aşçı olan sevgilisi ben senin neye ihtiyacın olduğunu biliyorum diyor ve içeriden bir kraker paketi getiriyor. Kameraya arka kısmı dönük markanın ama galiba crax yazıyor. Kız çok iyiymiş, sen mi yaptın diyor. Oğlan hayır tabi ki diyor. Kız süpermiş ya deyip paketi alıyor. Bu sırada ekranın altında geniş bir bantta crax reklamı yeralıyor.
Bir senarist bunu yazmayı nasıl kabul eder? Hadi belki ona gerek duymadılar, bir yönetmen bunu nasıl çeker? Hadi çekim ekibindekiler zengin değil, oyuncular genç, ama ilkeli çalışan bir kişi bile yok mu yani?
‘İyi’ olanlar böyleyse genel düzey çok fena.

Reklamlar

7 yorum

  1. Simon bulduğun ceza, olağanüstü işlevsel. Son derece yarinde. Bense, o kömürlerin dumanlarıyla dolu bir odada oturmalarını isterdim. İstedikleri katık serbest!


  2. içinden nehir geçen şehir: Londra tabii ki:) puslu, yağmurlu hava, herköşede bir pub ve bol bol futbol.. edinburgh gözünde büyümesin be abi. Londra dan epitopu 1 saat 15 dk… İsmet berkan yönetimindeki radikal i sevemedim gitti. ahmet insel ve yildirim in hatrına okuyoruz halen..


  3. evet, hatta bir reality show’unu yapsa acun: tüm aile sürgüne gönderildikleri yerin maldivler olduğunu görünce pek bi sevinirler. ama sonra ada ahalisinin kaçtığını görünce, BM kolluk güçleri de bunları filikalarına almayınca yüzleri değişir. bırakılan kameralardan bir kanalda sürekli görürüz olanları. harvard’da master yapıp tanker sahibi olan oğlan sulara batmak üzereyken kameraya bakıp imdat diye bağırırken ‘aman, değiştir, sıktı ya bu kanal’ deriz.


  4. evet, fotoğraftaki yağmurlu halden aklıma gelmişti. gerçi orta avrupa başkentleri de gelmişti. sonra hepsinin ortasından nehir geçmesiyle ‘hep başkentlerin ortasından geçer nehirler’ gibi birşey demeyi düşünmüştüm.


  5. Daha eyleme dönüşmeden, niyet halindeyken yoran, hatta okurken bile kalori yaktıran spor girişiminizi, bitkin düşsem de zevkle oku(muş)dum. Oysa ki istediğiniz sadece biraz yüzmekti.

    İmza: Dikkatli okurunuz:)


  6. teşekkür ederim:) biraz fazla uzadı diye bir de para ile ilişkili yazıları yazmakta duraksadığımdan kaldırdım. belki koyarım tekrar. önce başka birşey yazdıktan sonra ama…


  7. Bence yazıyı yeniden koyduğun iyi oldu, Simoncum.
    Bu kadar sersemce bir zihniyeti teşhir etmekte fayda var. Bunların (daha doğrusu bu ve benzeri kuruluşların, yerlerin) amacı üzüm yemekten ziyade bağcı dövmek, insanları kaz yerine koymak. Sinir!



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s