h1

Falımızda Hasret Var, Ayrılık Var Demedim mi?

20 Ocak, 2009

Bu haftasonu milyonlarca Amerikalı Washington’a yola çıktı. Otel rezervasyonları daha seçimden önce dolduğundan insanlar evlerini 3-5 bine kiralıyor. Bir gecesi. Öyle bir çılgınlık. Bunun tarihi bir an olduğunu, bir rüyanın gerçekleşmesi demek olduğunu düşünüyor.

İnsanların biraraya gelip sevinçle kutladığı seçimler bizde de olacak mı bir gün diye buruluyor insan. Ama en azından, tabi Obama gibi olmasa da başka tip bir mucize 2 ay sonra bu ülke sınırlarında gerçekleşebilir. 3 dönem belediye başkanlığı yapıp şehrindeki insanların hayatını kolaylaştırır/iyileştirir hiçbir hizmet üretmemiş biri gerçekten de 4. kere seçilebilir mi? Seçilirse bu tam bir mucize olmalı.

Metro örneğin, Karayalçın’ın bir 5 yıllık döneminde planlandı, finanse edildi, çoğu bitirildi. Gökçek sadece ilk iki yılında planlananı bitirip açılışını yapmış oldu iki hattın, 96 ve 97’de. Sanırım ülkenin ilk yaygın metrosuydu o zaman. Ama hepsi de orada kaldı. 97-2001hiçbir şey yapılmadı. 2001’den 2005’e kazılıp fiyaskoya dönüşüp bırakılmış hatlar var. 2005’ten beri de oldukça yavaş bir şekilde devam ediyor inşaatlar.

Trafik: hiç Ankara’ya gelmemişseniz bile duymuşsunuzdur, şehrin ortası altgeçit ve üstgeçitlerle doldu. Yayalar çirkin ve güvensizim diye bağıran üst geçitlere tırmanıyor (yaşlılar onu da yapamıyor), arabalar kazaya davetiye altgeçitlerden geçiyor. Kızılay’ın ortası tüm bunlara rağmen keşmekeş (geçenlerde 5N1K muhabiri Kızılay’dan Ulus’a 30 dk.da gittiklerini anlatıyordu). Alt-üst geçitler birkaç ayda kirlenmiş banyo seramikleriyle kaplı. Eciş bücüş işler sayılmayacak kadar fazla. Örneğin, milli kütüphanenin önünde kaldırımlar 2 metreye düşürülecek kadar işgal edilmiş, ama karşılığında yol mu genişlemiş? Hayır, iki şerit arasında (yani yolun ortasında) metro durağı, onun da önü arkasında dönerciler butikler açılıyor.

Hele yürümeyi en sevdiğim yerlerden meclisin önü ve karşı tarafındaki kaldırımların yola katılmak için iç edildiğini gördükçe içim parçalanıyor.

Şehrin ortası çok kirli ve karanlık.

Su meselesi, hepinizin bildiği gibi. Çok kirli bir su akıyor musluktan. Kaç kişi biliyorum, suların akmadığı bir önceki yaz dışarıda yemek yedikleri için zehirlenen.

Evine doğalgaz bağlatanlar kullanacakları gazı önceden alıyor. İnanılmaz gayriinsani bir sistem. Ya önceden fazla para ödemeyi göze alıyor insanlar, ya da bitmesine yakın gidip ödeme yapamazlarsa gazsız kalma-donma riskini. Ki o da internetten, atm’lerden filan ödenmiyor -doğal olarak. Veya işten çıkınca ödemek isteyenler için geceyarısına, 10’a, hadi 8’e dek mi açık bankolar? Hayır, klasik iş saatlerinde açık.

Adamın övünebileceği tek şey, Erdoğan’ın da adaylarını açıklarken tek kullanabildiği, havaalanı yolunun düzenlenmesi. 15 yıl içinde. Ki onda da oradaki evlere el konurken ne düzenbazlıklar yürüdüğü anlatılıyor. Zaten adam 15 yıldır büyükşehir belediye başkanı. Ondan önce milletvekili. Ondan önce Çocuk Esirgeme Kurumu Gn. Md.’ü, ondan önce Keçiören belediye başkanı. Yani ilk belediye başkanı olduğu 35 yaşından sonra hep devlette maaşlı çalışmış. E, şu anki zenginlik (zenginlik demişken mal varlığı hep adamlarının üstüne), oğlunun mafya babalığı nereden geliyor?

Birçok Ankaralı’nın bizzat bildiği bir hikaye bunun bir kısmını açıklıyor. Son 2-3 yılda bit gibi alışveriş merkezi bitiyor Ankara’da. Herkes kurmak istiyor tüm büyük şehirlerde olduğu gibi. Ama en kolay izinler Ankara’da çıkıyor. Çünkü Ankara’da aranan tek şart var. Yol, çevre filan değil tabi ki. Alışveriş merkezinin yiyecek katının (food court’unun) işletmesinin oğul Gökçek’e (yani Ankaraspor’a verilmesi). Kuranlar için farketmiyor, onlar zaten kiralayacak o katı, ama böylece diyelim Mc Donald’s, Starbucks filan, inşaat şirketine kira, oğul Gökçek’e de hava parası ödüyor. Para Ankaraspor’a gittiğinden vergiden muaf. Verilen de alınan da. Zaten spor kulüplerinin bütçesi denetlenmediğinden istendiği gibi paralar yatıyor, çekiliyor, vs. Ankaraspor da şu an ligin en 5. bütçesine sahip kulübü. Taraftarı olmayan bir kulüp için ilginç tabi.

Peki buraya nasıl gelindi? Nasıl oldu da 3 kere seçildi bu … şey? O da gelecek postta.

Reklamlar

4 yorum

  1. şey’in adının her geçtiği yerde, taa çocuk esirgeme zamanındaki yolsuzluk ve yüzsüzlüğünden beri, sahiden ve fiziksel olarak midem bulanır. Iyyy! 😦


  2. evet ya, ben o çocuk esirgeme günlerini unutmuşum. bir de onlar vardı. sanırım yükselmek için mümkün olduğunca yolsuzluk yapmak gerekiyor bizde. ama kılıfına uydurup.
    zaten adamın politik geçmişine bakın: ülkücü kökenli (yoksa zaten nasıl seçilebilir ki keçiören gibi bir yerde hem belediye başkanı hem milletvekili olarak?), ama belediye başkanlığı anap’tan. sonra refah’a geçiyor. fazilet kapanınca bir süre bağımsız kalıp sonra demokrat parti’yi kuruyor (kuran kişinin onun adamı olduğu anlaşılıyor). ben de o sıralar ümitleniyorum. parti başkanlığı hırsına kapılıp küçük bir partiye tıkılacak ve biz de bu adamdan kurtulacağız diye. ama birkaç ay sonra akp’ye katılıyor.
    ona şey demişken şey diye geçiştirdiğimiz diğer şeylere hakaret bile ediyor olabilir miyiz acaba?


  3. ben de diyorum niye dip dibe alışveriş merkezleri açılıyor ankara’da hem de hiç biri doğru dürüst iş yapamazken. bunu bilmiyordum ama şaşıramadım bile.


  4. maltepe’de bile bir alışveriş merkezi olduğunu biliyor musun? girdiğimde tek ben varmış gibi hissettim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s