h1

Banu Yelkovan & Bağış Erten

27 Ocak, 2009

Televizyonun yararlarından bahsetmeyi düşünüyorum bir süredir. Hemen dikkat çeken birçok yanı dışında bazı şeyler var ki varlıklarından duyulan keyif hemen akla gelmiyor. Çünkü onlar hep varlar. Saatleri sekmiyor, hep aynı standartta iyiler. Mesela, Pazartesi akşamı futbol ağırlıklı tartışmalar. Ben klasikçi biri olarak 90 dakika’cı olsam da aynı saatte (niye cnn birçok zaman ntv ile aynı tarz programlar yapıp hep de benzerinin karşısına koyuyor?) futbol ekstra’da farklı bir şey vardı. Bir süredir hep birini normal saatinde, diğerini tekrarında seyretmeden yapamıyordum.

Bildiğiniz futbol programlarına benzemezdi futbol ekstra. Olayların farklı yanları, beklemediğiniz bakış açıları. Çekişme, rekabet ve hatalardansa yapılan iyi işler. Banu Yelkovan’dan da Bağış Erten’den de çok şey öğrendim. İkisi de çok keyifli insanlar başta. Konunun gülecek bir tarafını bulan, gülen, güldüren. Programın altbaşlığında olduğu gibi ‘futbolun gülen yüzü’nü gösteren.

Açıkçası Banu Yelkovan’ı seyredene dek futbolda sözlerini dinlediğim tek bir kadın bile olmamıştı. Ama ondaki futbol kültürü çok az baba yorumcuda vardır. En çok savunduğu şeylerden biri yeteneğe karşı çalışmadır. Yakın zamanda anne oldu, Bağış Erten de “herhalde Banu için en korkunç şey, oğlunun öğretmeninin ‘çok yetenekli ama hiç çalışmıyor’ demesi olurdu. Ama ‘çok kabiliyetsiz ama çok çalışıyor’ dese zevkten dört köşe olur” diyordu. Zaten hep çok iyi anlaşıyorlar. Hatta sürekli bu kadar iyi anlaşan, anlaşmazlıklarda bile gülümseyerek ve birbirine hakvererek konuşan ve iyi paslaşan bir ikili düşünemiyorum.

Bağış Erten’inse olaylara hep doğru bir bakışı vardır. Benzetmeleri sinemadan (“o anda Matrix’te bir kırılma oldu”) diğer sporlara kadar uzanır. Çok başarılı metinler yazar. O da Banu da hayatınızda olsa ne hoş sohbetler edersiniz diye düşünürsünüz.

Ama bugüne kadarmış. CNN değişikliklere gidiyormuş. O program da ilk harcananlardan olmuş. Maalesef. İkisine de en içten teşekkürlerle…

futbol-ekstra2

Reklamlar

12 yorum

  1. televizyonda en sevmediğim programlardan biriydi. Neden derseniz, aşırı bir bilgiçlik aktığını düşündüğümden derim. Özellikle de Bağış Erten’in bilgiçliğini son derece antipatik bulurdum. Yine de sevindim ya da üzüldüm diyemeyeceğim, benim duygularımda bir dalgalanmaya yol açan bir gelişme olmadı.


  2. devamlı takip ettiğim diyemem; fakat izlediğim tek futbol programıydı. yahu ben dün bir ara denk gelir gibi oldum programa ama izleyememiştim. kanalın yönetim kadrosu mu ne değişiyor, onla ilgisi olsa gerek. üzüldüm.


  3. işte, artık kimse signor victorie ile aynı kişi olduğumuzu iddia edemez. ben hiç öyle demezdim bağış erten hakkında. hem ben bilen bilgiçlik yapsın derim. özellikle bizde bilmeyen de bilgiçlik yaptığından.


  4. özlemişiz indi. (çünkü özlemek gibi bir alışkanlığımız var).
    indi demişken tabi ki indy’yi kastediyorum. harrison ford’a ilk iki macerasında (yoksa birinde miydi) indy indy deyip peşinde koşturan vietnamlı çocuğu.


  5. sizin de mi, haha, huyumuz kurusun =}
    bu arada alp özgen’i niye es geçtik ki? Zira o da özünde iyi bir insandır.


  6. Bunu konu etmek istemezdim hiç, ama bundan sonra benim ismimi Signor Victoire diye telaffuz etmemenizi rica edeceğim. Zira, ismimden de anlaşılacağı gibi Fransız’ım kendim ve Monsieur Victoire olarak anılmayı her zaman tercih ederim haliyle.

    Alp Özgen iyiydi bi tek aralarında bence de, evet. Ama o da bozulmuştu bence sonradan, kala kala aralarında (hem de tam aralarında).

    Bu arada ilgisiz olduğunu bildiğim şu soruyu sormamı da lütfen hoş görünüz: Bağış Erten’in boyunu (cm cinsinden öğrenebileceğim bir kaynak biliyor musunuz acaba?

    Wikipedia’da yok, baktım.


  7. alp özgen’i diğerleriyle aynı kefeye koymak istememiştim. o yüzden.

    M. Victoire (M. Butterfly’dan mütevellit değil, yanlış anlamayınız), isteğiniz haklı tabi. yine de italyanca konuşulan topraklarda signor olacaksınız.

    bağış erten benim tahminim 1.45-1.50 civarı.
    ben de pelin batu’nun boyunu merak ediyorum bu arada.


  8. Boy meselesinde bir saptama yapayım.
    Yani Pelin Batu konusunda.
    Kendisini geçen yaz yan yana duracak şekilde gördüm. Ayakkabısı biraz topukluydu tahminde yanılabilirim. Sanırım 1.55 m olmalı. Hadi deyin ki ayakkabı yanılttı 1.60 m olsun.


  9. ve, evet, güzel haber:)
    ben de olur da belki gören olmuştur diye bir ümit yazmıştım.
    (sotiz duymasın).


  10. Beraber yürüdük aynı yollarda… beraber okuduk aynı sıralarda (yani Pelin Batu ile).

    Kendisi normal Türk kızı boyutlarında. Dikkat buyurunuz: Dikkat çekici bir uzunluk ya da kısalık söz konusu değil yani.

    Burası İtalyan mandası oldu da benim mi haberim olmadı desem?


  11. kendisini tanıyorsunuz yani. o zaman hemen sizinle canciğer kuzu sarması olalım:)
    ben bir italyan mandasıyım.
    ama tamam, bundan sonra size değilmişim gibi yaparım.


  12. estağfurullah… manda falan.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s