h1

günaydın. dün naptın.

29 Ocak, 2009

ζ Ankara-İzmir yolundan 1500 kere geçtiysem de hala ilginç şeyler görebiliyorum. Sanırım bunda o 1500 kerenin 1490’ını gece gitmiş ve boş olsun diye sık giden şirketlerin en geç otobüsünü seçip yandaki koltuğa doğru yatmış olmamın etkisi var.

Neyse, Uşak civarında bir kahverengi tabela Karun Hazineleri diyor. Ben de Allah diyorum. Hemen yerimden kalkıp şoförü dürtükleyesim var. Ya, hocam, sen bulunmasını istemediğin şeyi en meydana, mesela masanın üzerine bırak kuralını duymadın galiba. Bana inan, kimse o tabelayı takip edip burada hazine var mıdır dememiştir. Hayır, sefer geç kalsın nolacak. Sonra payına düşenle 1500 otobüs alırsın.

ζ Bana onun kadar garip gelen tabela Turgutlu’daki bir polikliniğindi. İsmi Fransızca, açan kuruluş da Fransız. Tek bir kelime bile okuyamadım. Peki, buna halk ne diyor acaba? Çünkü halkımızın mantığını en güzel özetleyen haberlerden birinde AB bir köyümüze atık su sistemi kurulması için para vermek istemiş. Köylülerse “Avrupalılar bize niye yardım etsin, vardır bunun altında bir bityeniği” deyip reddetmişler. Ama içme suları kirlenip içecek su bulamayınca nettik biz diyorlarmış şimdi.

ζ Karşıyaka limanında büyükçe bir tekne, önünde Karşıyaka kermesi yazıyor. Bindim geçerken. Birkaç kıtipiyöz masa, incik boncuk, hediyelikler ve ortada çeşitli kitaplar. Basanın elinde kalmış ilginç kitaplar var, ama hava rüzgarlı, deniz dalgalı. Kitabı eline alıyorsun, bir bi tarafa, sonra diğer tarafa gidip dururken bakmaya çalışıyorsun. Her masanın sorumlusu oturuyor normal normal. Sanki bir Marx kardeşler (veya Chaplin, veya Harold Lloyd) filmindeyiz, gemide bir o yana, bir bu yana çalışırken zemin oynayıp durmuyormuş gibi normal davranıyoruz.

ζ Pasaport’tan Konak’a yürürken güneş henüz batmış, sağ tarafta uzanan lacivert örtü hafiften kıpraşıyor. Yalnız, su fazlasıyla yükselmiş (korkularımız gerçekleşiyor mudur nedir?). Neredeyse bütünleşmiş yol yüzeyiyle. Hatta askeri iskeledeki nöbetçi askerler -ki müdahale ederler oradan, etrafta fotoğraf çekenlere (bir seferinde yanlarına yanaşmış Greenpeace gemisi Rainbow Warrior’ı fotoğraflarken mesela)- suya batmış şekilde bekliyorlar kapıyı.

ζ Konak Pier’e girerken de gördüğüm bembeyaz sokak köpeği dönüşte yanımda bitiyor. Benimle yürüyor bayağı bir süre. Etrafta o kadar insan var, ama illa benimle. Ve bu hiç şaşırtıcı değil. Nereye gitsem hep böyle olur.
O sırada Pasaport’a yakın bir arkadaşımı aradım -ki Menemen’de oturuyor. Alsancak’tayım dedi. Alsancak’ta nerede? Borsa var ya, Pasaport’a yakın, deniz kenarında oturuyoruz. Hmm, birkaç saniye önce yanından geçmişim. Döndüm, hemen sonra gördüm. Öyle çok kalabalık bir bölge de değil orası.

ζ Bugün gelen bir spam mailin başlığı “Çünkü seni seviyorum”. İçi boş. (Çok gerçekçi). – Yoksa spam değil mi?

Ankara’dan taze bir hava: Ege Kayacan’dan Esat Dörtyol. Fizy kolaysa bunu da bulsun bakalım.

Reklamlar

9 yorum

  1. Ayyyy!
    Ölüyorum gülmekten!
    Nasıl bulsun, garip fizy bu şeyi?
    “Hıımmm, modern sabahlar!” Ne demek o ya? Herşeyin üstüne bir de, “ughh” demiyor mu?
    :))))


  2. Hem vallah, hem billah buldu Fizy!
    İşte:
    http://fizy.org/y6x6syvbxXld
    :)))


  3. modern sabahlar: tabi, siz daha o zaman yoktunuz çavdar hanımcım. o bir fenomendir. bakınız şu yazının altına ve bu yazıya.

    fizy içinse bakacağınıza emindim. bakayım mı diye dedim, ama sonra cevabı sizden duyması daha hoş olur diye düşündüm, bulunmasın diye ümit ederek. demek biri yutüp’lemiş.


  4. Yoktum sahiden! Çok şey kaçırmışım, çook! 🙂
    Linklerden birinden blogunu buldum Ege kayacan’ın geniş zamanda bakacağım.

    İkinci paragrafa gelince, “pes!” diyeyim. Benim adımlarım, ne yapacağım bu kadar mı açık, yahu?


  5. başlığı görünce “yoksaaağ” dedim, ankara lafını görünce tam oldu. günaydın dün naptın da var mı acaba sitelerinde o da güzide bir eser 😀

    “mmm modern sabahlar”ın hikayesini de anlatayım, ankara’da sadece doyingdidi doyng doyng elektro sazlı, ankaralı turgut, sincanlı oğuz vs ankara havası çalan bir radyo var. sanırım sadece dolmuş ve taksi şoförleri dinliyor, radyo araçlarında cızırtısız çeksin diye mono yayın yapıyor. yine sanırım, bu devirde stereo yayın yapmayan tek radyo 😀 neyse uzatmayayım, bu radyonun adı “megasite” ve jingleı aynı buradaki gibi puslu seksi bir sesle “mmm megasite” şeklinde. arada geçen “esatlı ege” lafı da ondan.


  6. niye sadece dolmuş ve taksi şoförleri dinliyor olsun doli, ben de dinliyorum:)
    mmm simon templar” diye araya puslu fiyonklar atan bir kız bulur bulmaz daha şenlencek buralar.
    o zamana dek çalayım ben size: günaydın dün naptın.


  7. çavdar hanım, hatırladım. siz de benim mayıs sıkıntısını hatırlatacağımı önceden tahmin etmiştiniz. yaa, demek olabiliyor. tahmin edilmek öyle kötü birşey değil demek ki. bazı şeylerde tutarlı bir ısrarla ilgili belki. ve artık tanıyoruzdur belki bu kadar okuya okuya.


  8. Simon, bu post beni “koparıyor!” Yine gülmekten karnıma ağrılar girdi.
    “Puslu fiyonklar atan kız” ne demek yahu?
    Çaldığın parça ise, ayrı bir tartışma konusu olabilir.:)))

    Bu arada Doli’nin açıklamaları ayrıca doyurucu oldu. Ankara’da yaşamayı biraz anladım sanırım.


  9. Şu tahmin edilmek konusuna gelince, sorumun cevabını biliyordum da, bir de duymak istedim diyeyim.
    Hafif bir hainlik var, yani.:)
    Bugüne kadar cevap gelmemesini de benim hainliğimin sezilmesine yormuştum.
    Ve artık tanıyoruz, kesinlikle, bu kadar okuya okuya.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s