h1

üzerimden ne geçti

27 Mart, 2009

Dün, ya da galiba iki gün oldu, saat akşamüstü 5’ti. Yerime oturmuştum. Aşağıda benim eşyalarımı yüklediklerini görüyordum camdan. Ne büyük bir huzur. Fiziksel olaraksa bir aksiyon filminde harcanmış gibi hissediyordum. Sanki demin kardaki kovalamacada 007 bir tepeden diğerine kayarak uçarken ben 20 metreden aşağı düşen isimsiz kgb ajanlarından biriydim. Sonra çizgi filmlerdeki gibi üzerimden arabalar, sonra da bir tır geçti. Sonra da kafama piyano düştü. Öyleyim. Komada gibi. Beni ambulans helikopterle almışlar, evime götürüyorlar. Gözkapaklarımı bile açamıyorum. Bu sırada evden eşyalarımı da almışlar. Ama bayağı bir para karşılığında.
Gidince 1 gün 2 gün uyuyacağım. Günler haftalar aylar boyu uyuyacağım. Umarım seçime uyanırım, diye düşünüyorum.

Φ

Zaten herşey o seçim yüzünden. Son akşam evde telefonda konuşuyordum. Kapı çaldı. Carabbinieri denenlerden bir polis. Simon Terim, Simon Terim, arabanızı yanlış yere parketmişsiniz, isterseniz camdan bir bakın dedi. Pardon canım, bu polis birşeyler diyor deyip camdan baktım. Sokakta yüzlerce Hintli kız, yüzlerce Koreli kız, yüzlerce Polonyalı-Rus-Rumen kız aralarında özel dizilip ‘GİTME SİMON’ yazmışlar. Pencereyi açıp seslendim: Üzgünüm kızlar, isterdim ama yetişmem gereken bir seçim var.

Φ

Birkaç saat sonra, yani dün saat 8:45’te uyandım. Tam 23 gün önce uyandığım yerde. Ne biçim bir dejavü. Aslında tam aynı yer değil, o H36’nın yanıydı, bu H37’nin. Ama onun dışında tüm koşullar aynı. Penelope hala ileriden bakıyor. Sanki arada hiçbirşey olmadı. Biraz da oryantasyon sorunları yaşayan biri olsam küçük sayılardaki kendi kapıma değil, terminalin diğer ucundaki o belalı kapıya doğru yöneleceğim. Bu H terminali araf gibi bir yer benim için. Bir tarafta cennet var, diğer tarafta cehennem. Nereye doğru gittiğini belirleyen tek şey nereden geldiğin.

Φ

Bu sefer kimsenin olmadığı evime girerken 100 kilo civarında zımbırtı var yanımda. 23 tanesi de Münih’te kalmış, birazdan gelecekmiş. 9 tanesini de postaya vermiştim, herhalde 1-2 hafta içinde gelir. PK’sunda geçen hafta aldığım bir hediye benden önce gelmiş, ne güzel.

Φ

Bu gelişlerdeki bitkinliği kimseye anlatamıyormuş gibi hissediyorum. Herkes hep bir jetlag lafı ediyor ve ona içermediği bir ilginçlik veriyor. Hatta yabancı kaynaklı olduğundan ben biliyorum denmesi özenilen birşey gibi davranılıyor jetlag’e. Oysa o sorunun çok küçük bir kısmı oluyor. Daha çok gelmeden önceki günlerdeki büyük yorgunluk, uykusuzluk, yoldaki gecenin yaşanmadan yani uyumadan geçmesi (batıya giderken bu yok mesela).

Φ

3 hafta içinde televizyondaki tüm reklamlar değişmiş. Ne ilginç. Orada, inanmazsınız, 9 ayda değişmeyen birsürü reklam vardı. Yıllar boyu aynı reklam oynar mı ya. Bilmeyen de orada ilginç reklamlar oynadığını sanır. Değişenlerin birçoğu bile aynı seri reklamlar. ‘O kadar basit ki bir mağara adamı bile becerebilir’ esprisine dayanan reklam serisi 5-6 yıldan beri sürüyor. Rezervasyon ödemekte olanların evini Kaptan Kirk’ün kırıp döktüğü reklamlar da öyle. Bu bence TR’nin ne kadar hızlı değiştiğinin, Amerika’nınsa ne kadar değişmediğinin göstergesi.
Zaten bizdekine göre reklamı yapılan ürün çeşidi çok az. %90 araba, bira, sigorta, birkaç web sitesi.
Bizde de milli maç dönemi reklamları çok sinir bozucu tabi, ama yine de ilginç birçok reklam oluyor.

Φ

Yalnız, insan bir ay içinde iki kere bir saat kaybeder mi? Önce orada ileri alındı saatler, şimdi de burada.

Φ

Elemelerin en önemli maçı, seçim, düşen helikopter, FF derken gündem ne kadar yoğun. Bu kazaya uğrayan Tayyip veya Baykal olsa seçim ertelenmez miydi; o zaman bu durumda da gerekmez mi? Üstüne bir de dünya patinaj şampiyonası var. Hepsini reddedip sürekli onu seyretmek vardı ya…

Reklamlar

10 yorum

  1. ya biliyor musun senden de aldığım gazla, ta istanbula gidip tuvallerimi almaya karalıydım..
    gittim ama biz kargoya verdık size gelmemişse biz ilgilenmeyız dedıler..
    fakat ellerinde bir dkont falan yok.doğru düzgün hiçbirşey bulamadılar..dolayısıyla bende serı numarası falan veremedıklerı için kargoda bulamıyorum…

    ama en son çare bir dilekçe yollayıp mahkemeye başvurcağım..
    ilgilenirsin diye düşündüm..


  2. Aaa!
    Ne çabuk dönüldü, böyle?
    Seçime yetişmek için mi, yoksa Sinyor Terim’in maçına mı?
    Neyse!
    Hoşgelmişsiniz, efendim. 🙂


  3. hosgeldin memlekete.
    bundan sonra neler olacak onu merak ediyorum


  4. çavdar hanım, neresi çabuk? 9 gün iş gezisi, 13 gün turistik gezi. ikisi de kendi başına gayet uzun. yine amerikalı diye etiketlenmiş olmayayım? şimdi o algılar zorlanıyordur belki?

    ve milli maç için gelinir mi? o her yerde var.


  5. neyzen, “memleketine hoş geldin” cümlesi pek ünlü olmuştu bir dönem, hatırlarsın belki. öyle denmiş gibi hissettim:)


  6. puff, bana mahkemeden birşey çıkmaz gibi geliyor. ama bunu söyleyerek onları zorlayabilirsin. kargo şirketi ismini söyledilerse onlara sor, isminle arasınlar. ya da attılar ve direk uyduruyorlar. baştan yarışma şartları diye birşey imzaladıysan ve onda ‘herhangi bir yükümlülükleri yoktur’ gibi birşey yazıyorsa mahkeme işi zor tabi.


  7. welcome on board…


  8. on board: ah güzel karşıyakam, zizu. yozgat’ın, maraş’ın filan anti-tezi gibi. chp 64.5, üstüne dsp 3. parti %9’la, ödp bile 6. parti (hatta birkaç oy fazla alsa dp’yi geçip 5. olacak).


  9. biz de bugün arkadaşlarla samandağı’na(ödp,chp,dsp ilk üç) mı yerleşsek diye düşündük. kaçacak bir yer kalsın en azından.


  10. olabilir ama bizim güzide ilçemizde de sinema var, kitapçı var, hem deniz de var. bir tek üniversite yok. ama yine de oraya gidene dek buraya da gelinebilir.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s