h1

Teoriye inanılmaz, kabul edilir.

16 Mayıs, 2009

Ben olsam kesinlikle Inherit the Wind’i tüm okullarda göstertirdim. Lise 1 civarı.

Inherit the Wind, Spencer Tracy’nin oynadığı ve 1925’te bir Amerikan kasabasındaki maymun davasını anlatan film. Kasabanın öğretmeni evrimi anlattığı için yargılanmaktadır, hatta kasabalı onu linç etmek üzeredir. Davanın savcılığını ünlü bir muhafazakar politikacı yapmaktadır. Avukatlığı da liberal bir büyük şehir avukatı (Spencer T.) üstlenir. İkisi de eskiden arkadaştır. Kasabanın alaycı gastecisi (sürpriz: Gene Kelly), öğretmenin rahibin kızı olan nişanlısı, muhafazakar politikacının eşi gibi dolu yan karakterler ve tabi mahkemedeki unutulmaz tartışmalar. Tam ders gibi film.

Amerika ile önemli benzerliklerimizden biri bir türlü çözmediğimiz, ülkeyi bölmüş ve düğüm olmuş sorunlarımız. Aralarında ortak olanlar var, ayrı olanlar var. Bizde türban var mesela, onlarda kürtaj. Kürtaj neden bizde hiç ciddi bir tartışma (bir bölen) olmamış, çok ilginç geliyor bana bazen. Nadiren tartışmanın doğacağına ilişkin doneler oluyor ve bence birkaç yıla kadar bu konuyu patlatacak birileri.

Neyse, ortak konularımızdan bir tanesi evrim. Aslında bizde -belki abd’ye göre daha yukarıdan yönetildiğimizden, belki evrim daha çok hristiyanlıkla çeliştiğinden- yakın zamanlara (son 2-3 on yıla) dek önemli bir sorun olmamış bu. Son zamanlardaysa türlü yerlerden bu konuya dönüp duruyoruz. Bana en garip gelense evrim konulu hep habere bırakılan yorumlar. Hep en çok yorumlanan ve yorumlarda en fazla tartışılan konu oluyor bu. Radikal’e gelen yorumlarda bile çok sayıda yaradılış taraftarı veya evrime inanmayan oluyor. Bunların hepsinin birden Yahya kulu olduğunu sanmıyorum. İşin içinde önemli bir ‘yarı-eğitimlilik’ var.

Ve hepsi de nasıl iddialı. Sanırsın hepsi birer biyoloji alimi. Ne kadar öğrenirsen o kadar az bildiğini öğreniyorsun ya, kim ne kadar eminse en cahil de odur denilebilir herhalde.

En başta isimden başlıyor o bakış açısı. “Evrim teorisi adı üstünde sadece bir teori” diyorlar. Yani teorinin bilimsel bir kavram olarak günlük hayattaki “ben böyle uydurdum” anlamını taşıdığını düşünüyorlar.

Teoriye bilim dünyasının o dönemde gerçek kabul ettiği düşünceler bütünü diyebiliriz sanırım. Örneğin, dünyanın güneşin etrafında dönüyor olmasına bir teori diyebiliriz. Belki ileride bir gün dünyanın güneşin değil, güneşe çok yakın bir manyetik güç etrafında döndüğü ortaya çıkar, böylece önceki teori çürütülmüş olur. Ama bu ne kadar olasıysa birçok teori için de aynı şey geçerli. Bilimsel gelişme genel olarak kanıtlarla değil çürütme/kabul etme ekseninde ilerler.

En son, TV8’de Onur Öymen spikerle tartışmış. “Herkes inanmak zorunda değil, ben de inanmıyorum evrime” demiş spiker. Öymen “o zaman öğretmenlerinizden hesap sormak lazım” demiş (spiker de “bence sizden hesap sormak lazım” diye devam etmiş).

Öğrenim hayatımız boyunca gördüğümüz her türden fizik, kimya ve biyoloji teorisini inanıp inanmamayı düşünmeden kabul ediyorsak evrim teorisi de aynı muameleyi görmek durumunda. Çünkü teoriye inanmak inanmamak olmaz, teori kabul edilir. İnanmıyorum diyorsan buyur demek lazım, senin daha geniş bir bilimsel çevrede kabul gören fikrini alalım. Yoksa, en iyisi hiç iddia edip durma.

İşte, hep benzer yerlere geliyoruz. Lisede mutlaka bilimsel düşünce, bilim tarihi, bilim felsefesi öğretilmeli, diycem ama üniversitede bile öğretilmiyor ki.

inherit_the_wind

Son olarak Inherit the Wind’den bir diyalog:

Avukat Drummond:  Darwin was Wrong! Man’s still an ape. His creed still a totem pole. When he first achieved the upright position he took a look at the stars… thought they were something to eat. When he couldn’t reach them, he thought they were groceries belonging to a bigger creature… that’s how Jehovah was born.

Savcı Brady:  They’re looking for something that’s more perfect than what they already have. Why do you want to take that away from them when it’s all they have?

{diyaloğun üzerindeki linkte ünlü mahkeme sahnesi}.

Reklamlar

4 yorum

  1. kitabi da cok guzeldi, bize okulda okutulmustu. Kimse ben evrime inanmiyorum dememisti sanirim.. Ya da kitabin neyden bahsettigini herkes anlamamisti 🙂


  2. okutulduğu yer muhtemelen bizim ülkemiz değil? abd? o yaşta olmuyor bence o tepkiler, çoğunlukla daha sonraları başlıyor.


  3. Turkiye’de, ted ankara kolejinde lisede okutulmustu. Ama diyorum ya, insanlarin cogunun anladigigini dusunmuyorum. Hocalara tesekkur etmek lazim yine de.


  4. takdir edilecek bir hareket, ted’inki. velilerin de haberi olmamış herhalde. yoksa, olay yaratacak birileri mutlaka olurdu -ted’de bile.
    bu arada -şimdi farkettim-, ingilizcesini okuduğunuzdan okumayan ve anlamayan çoktur tabi.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s