h1

Televizyonlarda yaşayanlar

4 Haziran, 2009

Dün, geceyarısından sonra elektrikler kesildi. Hava öyle bunaltıcı ki herhalde herkes klimaları açtı ve kapasite yetmedi. Neyse ki az sonra geldi. Derken bu gece yine kesildi. Dün hazırlıksızdı diyelim TEDAŞ, bugün de mi? Ayrıca, bizdeki bu klima sevdası ne zaman başladı? Dün bir otobüse bindim, klimadan -yanımdaki gömleği üzerime geçirsem de- öyle üşüdüm ki 2 durak sonra indim. Bazı banka şubelerinde beklerken dışarıda çıkıyorum. 25 filan yapacaklarına 19 dereceye ayarlıyorlar. Böyle değildik biz.
Diğer yandan, geceleri bu basınçlı, bunaltıcı hava hep Washington’da olur bu dönemlerde. Gündüzden daha fena olur. Tüm pencereleri açsanız da farketmez, durduğunuz yerde terlersiniz. Orada da elektrik kesildiğini görmüştüm birkaç kere, bize göre daha az ve kısa olsa da. Ama hiç su veya gaz kesildiğini görmedim. Elektrikten sonra suyumuz da kesildi de bu gece.
Artı, bu aralar arada bir yurtdışı internet bağlantısı kesiliyor. Örneğin, yerli gazetelere, gugıl, bloggır gibi yerlere girebiliyorsunuz ama yurtdışı kaynaklı hiçbir yer açılmıyor. Başka kimse sözünü etmediğine göre bizim şehrin çıkışı ile ilgili birşey olsa gerek (o da garip).

Geçen gün kargocu geldi eve. Adam tanıyor bizi. Burada Simon Templar diye biri oturuyor mu dedi. İsmi değiştirmiyorum, aynen böyle. A, evet, arkadaşım. Adresini bulamayınca bana göndermişler herhalde dedim. Aklımda bir iki alternatif vardı, gönderici olarak. Sonra içinden badem şekerleri çıktı, ve kargo şirketinden bir mesaj. Birşey gönderirken garip hatalar yapmışlardı birkaç hafta önce. Ben de telefonlarını arayıp iletmiştim. Onunla ilgiliymiş meğer. Yalnız, iyi ki kapıyı ben açtım. Annem açsa hiç anlamazdı neler döndüğünü.

Televizyonda hep bilindik formüller dönüyor. Yalnız, geçenlerde biraz değişik bir şey gördüm: Uyanık Bar. Yol Arkadaşım’daki evin büyük oğlunun (Serhat Kılıç -Serji) oynadığı Uyanık Bar. Teatral bir sohbet şov. Gelen konuklara sarkan bir bar yöneticisi. Yani Bayülgen’in -en azından evlenmeden önce- oynamadan, kendisi olduğu hal. Ama bu adam pek daha sempatik.
İlk programda Dolunay Soysert’le kocası (Bosch reklamından bilirsiniz ve yine Yol Arkadaşım’dan) vardı ve Serji ‘Doli”yi ayartmaya çalışıyordu kocasından ayırıp. Şahsen Dolunay’a benzer hisler besleyen biri olarak destekledim, ama iyi direndi maalesef çift.
(Salı ve Perş.leri geceyarısı civarı -sevimsiz bir kanal- Fox’ta.)

Son programda oyuncu hocası bir adam çeşitli temrinlerle çalıştırıyordu Serji’yi. “Ağla. Bu oyunculuğun en zor noktalarından biridir” dedi. Karşısındaki kızla ayrılmışlar da ağlayıp onu ikna edecek. Serji 2-3 saniye içinde ağlamaya yaklaşırken ben de denemeye başladım. Az sonra gözlerim dolmuştu. Sonra gerçekle deneme karıştı tabi. Hayatından mutluysan zor birşey olmalı bu.
Bir de oyunculara öpüşme-sevişme sahneleri için etkilendiniz mi derler. Doğru cevap, o ben değilim ki, oynadığım kişi etkilendi’ olmalı.

Televizyonda olanları taklit etmeye Ebru Şallı’yla devam ettim. Programın geceyarısından sonraki tekrarında, çeşitli yer hareketleri. Hergün ve bir süredir devam eden bir program olarak artık seyircilerle ahbap olmuşlar sanki. Baştan hergece yapılabilir geldi ama 5 dk.da sıkıldım. Sağlıklı olmak adına çekilecek sıkıcılığın da bir haddi var. Hem zaten insan hareket etmeden bile terliyor şu an. Hem -hani- su yok.

‘Doli’ bir, Göksel iki. Ne zaman görsem, en çok da “bi seni konuşurum” şarkısında kıskançlıktan çatlarım. Zaten hep de kocasından bahseder. Ama bu akşam yine antilop gözleriyle beraber katıldığı bir programın alt bantında “4 albümü eski eşimle yaptım” yazıyordu. Eski eşim? Bu son zamanlarda aldığım en ‘ümitli’ haber. Ama canım, ben de kimi kıskansam ayrılıyor. Yani, hiç tavsiye etmem size, kıskandırmayın kendinizi.

Mektubumu buldun mu ile kapatıyoruz, eski bir Gönül Yazar şarkısı.

Reklamlar

12 yorum

  1. sen izmir de oturuyordun değil mi.
    ben de orada idim geçen seneye kadar
    gündüz neyse de gece çekilir dert değil valla, sıcak ve neydi o ya şu sivrisineğin küçüğü, bit gibi, gözle görülmez ses çıkarmaz allan cezası bişey vardı..dilimin ucunda..hah yakarca..
    hey gidi izmir hey
    arada bi izmir yazıları bekliyoruz senden
    pepe de tramisu ye, reyhan da çikolatalı yaş pasta(koca ankara da dilim yaş pasta sunan bi yer yok..bölmüyorlar adamlar, sabahtan ilk bölünen pasta bitene kadar..ve bana da hiç çikolatalı denk gelmedi..şaka gibi ya..)
    böcük de bira..sonra da yaz bize:)
    hafta sonu ordayım
    hepsini yapmadan dönersem ne olayım


  2. Onceden yaz geceleri serin mi olurdu bana mi oyle geliyor? Sanki havalar artik en uc’larda geziniyor.

    Goksel tez vakit kiskananlar catlasin sarkisini soylemesi gerek galiba : ) Ben de severim kendisini, ozellikle son yaptigi nostalji cd’si, can, canan olmus.


  3. bir önceki posta cevaben: her insanın zafı vardır:) kızmayalım kendisine… o meydan okumadan sonra nasıl bir ruh haline girdiğini kestirmemiz pek mümkün görünmüyor bence..yok pöti değil, her zaman zizu:)


  4. ben bu ebru şallı’nın alllll verrrrr söylemlerinden acayip irkiliyorum. ne kadar itici. bir de arada sadoist sloganlar atıyor, ‘ yanıyoooorrr, ne güzellll ‘ falan. cidden kilitlenip kalıyorum elimde biram ve sigaramla gecenin en hımbıl olduğum anlarında…


  5. çekilir gibi değil mi? sen izmirli değilsin herhalde midori. yoksa izmirin sıcağı da çekilir yakarcası da pek sevgili sivrisineği de (buralarda o yakarca pek yok galiba, bizim sivrisineğimiz daha meşhur). hepsi pek sevgili öğeleridir şehrin.

    siparişini yapamiycim. en güzel tatlılar bizim evde bulunuyor bir defa. sonra burada dışarda yemeye gereksinim duymamış biri olarak reyhan dışındakileri bilmem. bence sen kendin yap bu planı, veya illa birinden istersen zizu’ya bir sor.
    bir de biz dersen ben yalnız hissederim.
    ama bir kıyak yapabilirim sana: coccinella’ya git. ümitköy civarında. o uzaksa en iyisi özsüt. iyi sayılır bence.


  6. ben açıkçası albümden dinlediğim şarkıları tam sahici bulmadım, lila. biraz uçucu, yaz akşamları gibi.
    yaz akşamları dersen onlar bence eskiden de bazen sıcak, bazen serindi. bulunduğun yere bağlı tabi.


  7. hemen savunmaya geçme ya..severim ben de izmir i..tamam çekilir, her dert çekilir…7 sene yaşadım ben izmir de..aslında pek ayrılmaya da niyetim yoktu ama ne olduysa kendimi ankara da buluverdim…
    özsüt ün pastaları çok kötü..en azından ankara dakiler.bence.
    niye yalnız hissediyorsun ya, bak biz varız.gene dedim ama biz siz de olmuyor..biz güzel bişey.


  8. 7 değil 8.


  9. zizucum, pek doğru. o adrenalin yüklenmesini anlamak zor. yine de sevgilisi olmak istemezdim.


  10. elektr’anım, sizi ebru-şallı’nın antitezi olmaya davet ederim. onun, gram fazlalığı olmayan, uzun ince, yani insanların %98’ini komplekse sokan tipi ve bunun için çektiklerinden zevk alan halindense aynı saatte bir başka kanalda ‘couch potato’ denen rolü oynayın siz. alınız elinize cipsleri, birayı, pastaları, kekleri, dondurmaları, ‘ay bu koltuğa da zor sığar oldum, ama sefam olsun, oh ohh’ diye program yapın. o, arkasında iki kurban gençle cefa eylerken siz iki arkadaşınızla bi sohbet, bi şamata. görelim bakalım, hangisi daha çok seyrediliyor.


  11. müdür’anım, izmirli olmadığınızı nasıl anladım. yoksa, öyle lafını bile etmeye değmez şeylere dert demezdiniz.

    biz’in iki kullanımı var. ilkinde karşındakiyle bir birliktelik yaratıyorsun. ikincisinde onun karşısında bir grupsun, biz ve sen şeklinde. o hali karşı taraftaki için uzaklaştırıcı olabiliyor.

    özsüt’te haklı olabilirsin. broşüründe güzel duruyorlar. özellikle ganache (kanaş demişler), sufle, tiramisu ve charlotte. önümde de broşür, canım istedi.


  12. sevgili zizu, sanirim haklisiniz. : )

    sevgili simon templar (kargocu gibi his ettim kendimi), ucucu olmasi konusunda hemfikirim. belki de bu yuzden sevdim, hani yaz gecelerinde hep arkalarda bi melodi olur, sohbetler doner orta yerinde, felan. ya da nostaljik olan benim. : )



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s