h1

Handel’in Rosmene’ye ettiğidir

20 Haziran, 2009

18:10, Kumrucu Şevki: Bir sucuklu, bir peynirli. Paket. (orada ‘here or to go?’ derlerdi, burada ‘burada mı yiyeceksiniz, paket mi?’. tamamen aynı olması global dünyanın hükmü olsa gerek).

20:45, otobüs: Bir yandan poğaça kırıntılarken dışarıyı seyrediyordum. Otobüs boşça. Arkamdaki kız da arkasını dönmüş, batan güneşi seyrediyordu. Ben de dönüp bir kurabiye verdim.

21:30, Odeon (Küçük Tiyatro): Tam sahnenin karşısına hem de etrafı boş bir yer bulup etrafıma bol bol minder toplamanın konforuyla rahat rahat kuruldum.

21:40, aynı yer: Geç gelen bir çift dibime oturdu. Ve abartısız sürekli konuşup durdular. Bir oyuncunun kostümünden, kutu koladan, etraftaki insanlardan, oyunla ilgili ipe sapa gelmez şeylerden. 10 sn. bile sahneye bakamayan birileri buraya kadar niye gelir diye merak ediyor insan. İst. olsa görünmek ve görmek derdim. Ya buraya? Muhtemelen Selçuk veya Kuşadası’nın, eline davetiye gelmiş bir devlet veya belediye görevlisi, yemekten sonra ‘hadi hanım, biraz hava alalım’ demiş.

22:30, hala aynı mekan: Bela çiftten biraz uzaklaşılan 2. perdede kendisini korsanlardan kurtaran Imeneo ile değil de önceden sevdiği Tirinto ile evlenmeyi istemektedir Rosmene. Ama ailesinin ve Imeneo’nun baskısı ile istemediğini seçer. Koro da insanın arzularını değil mantığını izlemesi gerektiğini, şükran ve onurun duygulardan ve bağlılıktan güçlü olduğunu söyleyip iyice saçmalar.

23:40, gelinen otobüsün yanı: Arka koltuktaki kızla -ufka yakın bile görülen- yıldızlardan, Şirince üzerinde gökyüzünden ve çeşitli planlardan konuşuyorduk.

01:40-55, Konak Meydanında bir durak: Aynı kızla sohbet tükenince çeşitli ritmler yapmaya başladık. Ama hayır, tinerci çocuklar ve akşamcı abiler etrafımıza toplanıp bize katılmış, bir cümbüş, bir eğlence gitmiş değil.

02:15, KSK iskele: Baykuş denilen salak otobüs iskelede durdu, şoför ve kırmızı burunlu bilimum amca indi. Aşağıda sigara içme seansı başladı ve bitmek bilmedi. Önümdeki sakallı tipe sordum, müthiş belediye planlamacıları otobüsü iskeleden buçukta hareket edecek şekilde planlamış.

02:35-55: Girne’den eve yürüyüş. Bizim muhit ne zaman ‘uyumayan muhit’ ilan edildi bilmiyorum ama envai kumrucu, dondurmacı, köfteci, waffle’cı hala açık. Ama en acıklıları, aralarında çok fazla üremiş arabalı ızgaracılar. Bunları diziler yanlış yönlendiriyor olmalı. Bir İst. Masalı’ndaki dayı, 2. Bahar’daki Ali Haydar, onlara özenen Aşk Yakar’daki Filibe köftecisi, Annem’in pazaryeri köftecisi Vahide Gördüm, arada stadyum yakınlarına köfte ekmeğe giden Efe ve aşçısı Mösyö, hatta Yol Arkadaşım’daki seyyar lokmacı.

05:00: (Mümkün değil eve gelir gelmez yatamam) TNT’de Kuzeyde Bir Yer başladı. Mike Monroe dalgıçlık kıyafeti almak istediği için kasabalı arasında para toplar, doktor Joel kıskanır. Aralarında güzeller güzeli Maggie olmalı. O kıza benim de zaafım var. Sanırım bayılmadan kapattım tv’u.

Reklamlar

18 yorum

  1. burada da “здес будет или с собой” diyorlar.. baska bir alternatifi olmadigindan herhalde ayni olmalari.


  2. ne güzel arkasını dönüp güneşin batışını izleyen kıza kurabiye uzatman.(doğruysa tabii) bi gece vakti, 120’de, sırtımı dönmüş salya sümük ağlarken,sarhoşun biri oturdu yanıma..ne oldu dedi.ben omuz silktim..bi daha sordu..ben zırıl zırıl zırlarken ve de sırtımı dönmüş dışarıyı izlerken adam elimi aldı, öptü, iniyorum bak ağlama dedi, ve de karşıyaka iskele de indi..(doğru).ben de yunuslarda..ve ben de girne’den eve yürüdüm:)


  3. naber skörcüm?
    ama şehre ilk gelmiş zincirlerden direk almasalar farklı soran da olurdu belki. belki biri yolda mı yiyeceksiniz diye 3. bir şık sunardı, biri evde mi yiyeceksiniz diye kurgulardı soruyu, filan.


  4. midor, hepsi gerçek. gerçek olmayan bir kelime bulana burada geçirdiği tüm vakit iade.
    uzatman ne güzel derken onun için güzel. ama benim için pek bilemiyorum. bir gün de birileri bana kurabiye uzatsa güzel olabilir.

    bir de türkçenin bir esnekliği daha: ben “girne’den eve yürüdüm” derken ‘girne’den itibaren’ demek istiyorum. senin ‘girne’den’in ‘girne boyunca’ anlamında sanırım.


  5. valla işte yunuslardan başlayıp, tren yoluna kadar gelip geçmeden sağa dönüp, 200 metre kadar yürüyüp eve girmek ne ise o işte.
    sana kurabiye uzatan biri olmamış olabilir ama sana tramisu ısmarlamak için yanıp tutuşan biri var lütfen ama


  6. kuzeyde bir yer, o muhteşem kuzeyde bir yer mi? ne zaman başladı tnt’de, hangi günler, saat kaçta…ama neden haber vermedin?


  7. haklısın midor, aslında benim de başıma gelmekte aynı durum. ben ikna olmuştum aslında tiramisuya.


  8. ya özden, haklısın, aklıma gelmedi. 1-2 ay önce eski sevgilim yazdı, ‘kuzeyde bir yer seyretmek için işe gitmesem’ diye (elçilikte çalışıyor). ben de öyle haber aldım. ama kabloda tnt gündüz yayınlanmıyor, yerine bir çizgi film kanalı var. o yüzden seyredemediğimden aklıma gelmedi sanırım.
    gündüz 3’te, gece 5’te kuzey ışıkları.


  9. yok yok ben vazgeçmedim.tiramisu yiyeceğiz.


  10. bazı diziler var seyrederken sanki ben de oradaymışım gibi geliyor. bu dünya ile bağım kopuyor. ya da şöyle bir şey, çok şiddetli şekilde o dizinin gerçek olmasını istiyorum ve benim de onun parçası olduğumu hayal ediyorum. anlatabildim mi acaba :)kuzeyde bir yer bu hissiyata düştüğüm ilk dizidir herhalde. o zaman gençtik hadi oluyordu öyle şeyler, sonrasında scrubs var mesela koca kadın olduğum zamana denk düşüyor. hala o “ekrandan dalıp dizinin içine sızma isteği” pek olur şey değil.


  11. kuzeyde bir yer’i izlemedim.scrubs ı da..hangi jenerasyonun dizileri bunlar?


  12. kuzeyde bir yer’i yaşı 30’lu bir şeyler olanlar biliyor sanırım. scrubs çok daha yeni. daha geçen sene seyrediyordum ama ilk bölümleri ne zaman izlemeye başlamıştım hatırlamıyorum şimdi. simon aydınlat bizi 🙂


  13. o dizilerde yaşama tanıdık bana özden. bir arkadaşım hep bundan yakınırdı mesela. veya benim hırız-polis’in setinde, sarıyer’in sırtlarında yaşadığım dönemde sen burada değildin sanırım. mesela şöyle veya şöyle.
    bir de iyice fantezi kabilinden şu vardı.
    özellikle kuzeyde bir yer böyle hissetmek için birebir. tam bir şaşıfelek muadili.


  14. midor, hangi jenerasyon soruna makula dejenerasyonu dememek için kendimi tuttum. murat bardakçı-pelin batu sohbetleri böyle oluyor genelde:
    – hamfendi, biz ona nesil diyoruz.
    – ama jenerasyon da dilimize girmiş durumda. sokakta kimse sorsanız jenerasyonu bilir.
    tamam, kızma. eski değil ikisi de. hele scrubs hala oynuyor bildiğim kadarıyla. başlaması ben oradaykendi. friends’in arkasına koyarak iddialı başlatmıştı nbc. bayağı olmuş.


  15. ana! burada bayağı bi dikkatli olmam lazım galiba. ben de öz türkçe konuşmaktan yanayım hem de feci bi şekilde (simon sen şimdi feci bi şekilde ne demek ya dersin ama yazdığım gibi konuşmuyorum merak etme abisi) ama pelin de haklı(her ne kadar sevmesem de.. o kızda beni feci iten birşey var..ya da o kızda beni iten feci birşey var..(bu arada feci çok enteresan, feci,feci,feci..ne ce acaba)o konuşurken dinleyemiyorum mesela, biri onun için o bir entellektüel demişti, neden acaba)
    özden ben de 30 larımdayım ama kuzeyde bir yer bana hiç tanıdık gelmedi
    yine simon; şaşıfelek çıkmazı, yeditepe istanbul gibisi var mı ya..


  16. ya canım ailem de emirgan da oynuyormuş, emirganı talan ederken baktım baktım ama göremedim:)


  17. sasirttin beni midor. bu ataklikla 23-24 yasinda oldugunu dusunmustum ben. o da calistigindan filan.
    bu arada “feci iten birsey” ile “iten feci birsey” farkli anlamlarda.


  18. ne ataklığı pardon?
    benim adım midor değil, midori.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s