h1

Norveç’e gidiyoruz!

20 Eylül, 2009

Evet, önce Oslo’ya gidip oradan gemiyle gece yolculuğuyla varacağız gideceğimiz küçük ve şirin şehre. Orada bizi bekleyen insanlar olacak, yeni arkadaşlar edineceğiz, bizim için partiler verilecek, küçük bir motorla karşıdaki adaya gidip duracağız, yazdönümü şenliklerinde eğleneceğiz, tekneyle fiyortlarda gezeceğiz, balık tutacağız, yüzeceğiz, üstüne bir de romans. Üstelik bize biri anakarada, biri adada iki ev ve bir balık işleme şirketi miras kalmış olacak. Süper be!

Tabi, anlatmadığım kısımda, bize mirası bırakan fabrikatörün öldürülüp öldürülmediği, adamın adadaki evde teyzesiyle yaşadıktan sonra intihar eden karısı, onunla ilgili çok gizemli durumlar ve bir de adadaki evdeki yüze yakın porselen bebek var. Evet, asıl o bebekler. Eğer sizin bebek sevmemenizin nedeni bizzat o bebekler değilse kesin ya eşiniz ya abiniz, komşunuz, kuzeniniz için filan öyledir. Çünkü o bebekler acaip.. ürkünç.

Ben zaten sevmezdim ama bu dizi perçinlemiş olmalı. Geçende eski dizilerle ilgili yazarken görmüştüm bu diziyi. Birden fazla yorumda “porselen bebeklerden korkmamın sebebi bu dizi” diyordu. Çok mantıklı.

O kadar dizi arasından en çok bu ilgimi çekmişti: Maelström-Girdap. Hakkında birkaç kelime okudukça hatırlar gibi olmuştum. Ön lob bilmese bile genlerimize işlemiş diziler bunlar. Ve o günden beri her gece azar azar izliyorum. Ve izledikçe daha fazla seviyorum. O kadar hoş ki. Yavaş bulunup eleştirilmiş. Oysa çok iyi gelen bir havası var. Birçok zaman bir korku dizisinde olduğunuzu unutuyorsunuz. BBC’nin zarifliği işlemiş çekimlere.

Link şudur. Tamam, yutüp, görüntü kaliteli değil ve her bölüm 5 parça ama napalım, hem eskiden dvd filan mı vardı?

Maelstrom0004

Diziyle ilgili özellikle şu yorum çok ilginç geldi bana:

“aradan koca yıllar geçti.o kadar korku filmi izledim.ama ne o filmi.ne o satoyu.nede dizinin başlangıcındaki o sudaki bebeği unutmadım.gizlicetv nin karşısına geçip,sesini kısıp izlerdik.çünkü herkes uyurdu.gecekonduda oturduğumuz icinde herkes hemen hemen salonda uyurdu(tv nin oldugu bölüm yani)korkunca bağırmayalım die zor tutardık kendimizi.o günler artık çok zor gelir galiba.”

Reklamlar

11 yorum

  1. evet ya! hatırlıyorum ben bu diziyi. hatta hiç unutmadım o gerilimi. adını ya da nerede geçtiğini değil ama o evi, o bebekleri çok iyi hatırlıyorum, hala korkunçlar. dur ben cesaretimi toplayıp izleyeyim yeniden.


  2. ilk paragrafa inandim gidiyordum ne guzel. Oh Saint bize Oslo’dan fotolar gondericek diye : )

    Gerilim filmlerine oldum olasi bayilirim. Bunu duymadim sanirim ya da hatirlamiyorum, hemen izenecektir.


  3. sonunda! ben de nasıl olur da kimse hatırlamaz demek üzereydim tam.
    stella’cım, pek korkunç bulmayacaksın bu izleyişinde. dizideki temalar sonradan çok kullanıldığı için ve bilmiyorum, belki de korkularımızla çok oynandığı için korkunç gelmiyor pek. ama yine de güzel. ve izledikçe geçmişe dönüyorsun. çok ilginç oluyor.


  4. lila, sen izlemiş olmak için fazla küçüksün:)

    ben sanırım açılıştaki o numarayı bir iki kere daha yapmıştım, o yüzden ciddiye almayan da çok olmuştur. ama numara olsun diye değildi aslında, baştan ciddi ciddi yazacaktım, sonra dizinin hoş tarafları birikince böyle oldu.


  5. konusu falan hiç kalmamıştı aklımda ama pencereden göle bakan bir kadın ve sallanan sandalye üzerinde bir sürü porselen bebek görüntüsü yıllardır hafızamdan silinmedi. demek kuzey’de geçiyormuş. izlerim ben bunu. iyi ki hatırladın.


  6. hep benzer imgeler kalmış. bende de adadaki ev ve bebekler. bir de başroldeki kadının donuk ifadesi.


  7. Yazının başını okuyunca içimde bir kıskançlık dalgası yükseldi. Oh dedim ne ala, biz burada elin veletleriyle uğraşmaya yeni başlayalım ( malum yeni eğitim öğretim yılı,yurt sathında bütün ilk,orta,lise ve üniversitelerde başladı.),millet gezsin diyerek dişlerimi gıcırdatmaya başlamıştım ki yazının devamı geldi. Evet bende hatırlıyorum bu diziyi ve o korkunç bebekleri. Sanırım benim de porselen bebek fobim bu dizi ile başladı. Ayyyy şimdi bile ürktüm. Acaba palyaçolara tahammül edememem hangi dizi ile alakalı?


  8. hohoyt kucuk mu, sen oyle san : )

    ayrica bebekler hakikatten urkuncmus, ya da insanda oyle bir izlenim birakiyor. chuckie’mis, peh dedirtti.


  9. ben geçen gün bunu okudum, sonra içimden “oh oh simon’a bak maşallah geziyor” dedim. nasıl peşin hükümlü bir insanım. sonra postun tamamını okuyunca kendimden utandım, o ayrı konu. tabii zamanında bunu yorum olarak yazmayıp neden şimdi yazdım onu da bilmiyorum (:


  10. bunları gördükçe okurları manipüle etmenin kolay olduğunu düşünüyorum. nasıl olsa yazının sonuna dek dayanan az oluyor. şimdi bile hala norveç’e gitmiş olduğumu düşünen vardır.

    gamlı baykuş: palyaço korkunuz, seinfeld’deki palyaçolu bölümden olabilir. gerçi o biraz yeni. bir de belki çocukken pagliacci operasına götürmüşlerdir sizi. evet, o zaman insan hayatı boyu palyaçodan korkar.

    lilacım, küçüksün diyorsam küçüksün:)
    bu diziyi hatırlamak kim sen kim…

    ve eh yani kudra, sen de yaparsan… niye o zaman yorum yazmadın: 1-blog okurları böyledir. okudukları üzerine birşey düşünenlerin çok azı bunu paylaşır. 2-sen alışık değilsin bu yorum işine.


  11. Ya valla dediğin gibi, ben bu yorum işlerine pek alışık değilim (: bir dahakine söz zamanında yazacağım!



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s