h1

Çantamdakiler

6 Ekim, 2009

Efendim, yanılmıyorsam fi tarihindeydi, Elektra’nım bana çantamdakileri sormuştu, “yok mudur yani onların da bir çantası acaba? … belki simon’un ve metin bey’in de sırt çantaları ya da bele takılan çantaları falan vardır.” Sonra da yayınlamadan önce çantaların temizlenmesi gerektiği üzerine bir mini sohbet dönmüştü.

Beni tanıyanlar arasında çantasız tanıyan pek yoktur. O zaman da dediğim gibi, kadınlar koca çantalı gezer de erkekler dünyayı mı takmaz? Biz su içmez miyiz, şemsiye kullanmaz mıyız, herşeyimiz ceplerimize sığmak zorunda mıdır, ek kazak-kaşkol-kurabiye bulunduramaz mıyız, dışarda canımız çukulata-vitamin-mide hapı-fotoğraf çekmek çekemez mi? Di mi?..

Neyse, o yazıdan hemen sonra çantamı temizlemeye başladım. Önce içindekileri boşalttım. Kaybettiğimi sandığım ya da çoktan unuttuğum birçok şey çıktı: Ortaokul diplomam, ÖYS giriş belgesi (bulamayınca sınava girememiştim), eski sevgilimin açılmamış mektubu (bana dönmek istiyormuş, çok yazık-sonradan başkasıyla evlendi), Isabelle Huppert ile resmimiz ki o zamanlar kimse inanmamıştı onla küçüklükten tanıştığıma, yayınlanmamış romanımın tek kopyası, 98’de yarısı yenmiş bir muz, kahve fincanı (aceleyle çıkarken yarım kalmış), bir pırlanta kolye ve kesilmemiş bir İstanbul’daki Şampiyonlar Ligi Final bileti (nereden geldiğini unutmuşum).

Tamamen boşalttıktan sonra ters çevirip silkeledim. Yetmedi, eski bir diş fırçasıyla kalan parçacıkları aldım. Fiziksel temizlikten sonra kuru temizleyiciye verdim. Baktım olmamış, bir de ıslak temizlik yaptım, temizlikçi ile küvette üstüne çıkıp çiğnedik (kendisi yaşlı). Sonra 1-2 ay kadar balkonda havalandırdım, içeri alınca naftalin-karanfil-lavanta bıraktım bir süre içinde. Dezenfektan ve her ihtimale karşı böcek ilacı da sıkıp yine bir süre havalandırdım. En son, mikrop öldürücü döktüğüm bir bezle bir daha üzerinden geçtim. İçini de temiz bezlerle kaplayıp bir süre deneme kullanışı yaptım. Sonunda sergilenmeye hazır oldu.

Evet, çok zaman aldı. Ama değdi. Çünkü çok özenmiştim o sıralarda çantasındaki ‘gadget’ları sergileyenlere. Hatta birkaç yıl önce bir kız bloguna koyduğu resmin altına “benim için hayattaki en önemli şeyler, yani laptop’ım, ipod’um ve cep telefonum” diye yazmıştı. İçimde uktedir, ben de öyle olucam dedim.

Ve işte:

IMG_2471-3-ii

1. Çantanın kendisi

2. Müzik seti. Portatif. Heryere götürülebilir.

3. Mendil

4. Bozuk para deposu

5. İngilizce sözlük

6. Telefon rehberi -limiti yok, şehirdeki her numara.

7. Su. Çok içerim.

8. Birkaç video kaset. Bir sırada veya doktorda beklemek zorunda kaldınız diyelim, hiç sıkılmazsınız.

9. Birkaç kitap -kolay taşınabilir olmalarına önem veririm.

10. Telefon. Menzili geniş.

11. Kavun. Acıkırsam diye.

12. Ansiklopedi. Sadece iki cilti.

13. Atlas. Bir nevi portatif gugıl maps.

14. Futbol topu. Her daim gerekebilir.

15. Likör. Çok mühim. İçki olur, tatlı olur, otobüste şekeri düşene verilir. Yanınızdaki kıza içelim mi dersiniz, nerde der, burada deyip şişeyi çıkarırsınız.

16. Harita. GPRS yanında haltetmiş.

17. Bunu da siz anlasaydınız bari. Ne olacak, tabure. Sokakta yoruldunuz, oturmak istiyorsunuz ama etrafta bank filan yok. Hiç dert değil.

Ayrıca, çeşitli müzik kasetleri (çantaya yaklaşık 30-40 albüm sığabiliyor), bir mektup açacağı (orijinal adıyla mail opener -böylece dışarıda da maillerinize bakabilirsiniz), bir tenis raketi (daha çok sinekleri ve arıları defetmede kullanıyorum) ve bir basket topunu da görebilirsiniz. Sonuncuyu numaralamadım, çünkü Allah için, onu hep yanımda taşımıyorum.

Yalnız, çantadan şemsiyem çıkmamış, bir yerde mi unuttum diye merak ettim. Zaten olsaydı hemen gözüme çarpardı, çünkü kolaylık olsun diye açık koyuyorum.

Reklamlar

12 yorum

  1. Müthiş!
    🙂


  2. Zaten günde en az 1.5-2 lt su içmek gerek. Ama tedbirli adamın hali başka oluyor 😉


  3. ben de diyordum bizim sobe yalan oldu. valla bir sobeye bu kadar özenle karşılık verilebilir simon, hepimiz utanıp başımızı öne eğmeliyiz yaptığımız tüm yalap şap sobe karşılıkları için. ve fekat, çanta müthişşşş:) yani ne diyeyim, üniversitelerde ders diye okutasım var, o kadar:)


  4. :)) süper. benim favorilerim mendil, kavun ve bozuk para kutusu. kasetler de güzele benziyor, biri fikret kızılok yana yana da diğerlerini tanıyamadım.


  5. İllahi saint, bu güzel güne rağmen tıkılmak zorunda olduğum ofis odasında beni ne çok güldürdün. Allah seni de güldürsün emi.


  6. cok guldum.


  7. mersi.

    stellacım, kasetlerden gözükenler: mozaik-ardından, fleetwood mac-tusk (sanırım), talk talk, talking heads, wham-final, ve bir dany brillant. ayrıca ilerlerde bir avuç dolar için’in film müziği ve beatles alaturka da var sanırım.


  8. Kavun çok eğlendirdi beni. Su şişesi? de her çantanın ihtiyacı gerçekten.


  9. o çantadan futbol topu çıkmasaydı papaz olurduk zaten:)


  10. e tabi, her zaman sokaktan bir top sekmiyor önümüze.
    yalnız zizu, siz maç yapıyor musunuz buralarda? oynayıp haber vermiyorsan da papaz olabiliriz. ruhban okulu, ada gibi bir gelecek geçti gözümün önünden.


  11. ben yine yüz yıl geriden geliyorum ama kendimi tutamadım, beşerovka şişesini gördüğümde keyiflendiğimi belirtmek istedim.
    saygılar efenim.


  12. sen gel de yüzyıl geriden gel sotiz.
    beşerovka’yı bir çek arkadaşım çok sağlıklıdır diye vermişti, iade-i hediye olarak. pek sevdiğim bir arkadaşım olduğundan o da kıymetlidir.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s