h1

this is a path.

21 Ocak, 2010

121’de ters dönük yanyana ikişerli koltukta üç kız konuşuyorlardı. Ben de yanlarındaki boş koltuğa geçtim. KPSS sohbeti yapıyorlardı. Yanımdaki kız master yapmıştı, şimdi de bir KPSS kursuna gidiyordu ve diğer ikisine bir bilen olarak durumu açıklıyordu. Diğer ikiliden pencere kenarında olan öne doğru uzanmış, pek birşey demeden ilgiyle dinliyordu. Hani, o yıllarda olur ya, yapılması gerekenlerden bir habersindir, master mıdır, iş başvurusu mudur, şu sınav bu sınavdır, ne nasıl yapılacaktır, birilerinden öğrenirsin, öyle birhaber bir duruşu vardı.
Böyle yönlendiriliyorlar işte, diye düşündüm. Bizim zamanımızda kpss yoktu, ama artık o da üniversite bitince birçok kesim için bir ‘must’. Üniversite bitmeden bir fabrikatör oğluyla evlenmemişsen, P&G’de filan iş bulamamışsan, ailen ve arkadaşların bu yolu gösteriyor sana.
Zaten çok büyük çoğunluğumuz hep kendimize çizilen alternatif 2-3 yoldan birini yaşıyoruz. Diyelim matematiği yapıp yapamamıza göre üniversite sınavında yazacağımız bölümler belirleniyor, aşağı yukarı. Sonra sınavda kazandığımız okullara ve bölümlere göre (veya kazanamamıza göre) bir yol haritası çiziliyor çevreden. “Üst kattaki Serpil Hanım’ın kızı maliye bakanlığına girdi, çok memnun, hem Boston’a master’a da gönderiyormuş devlet” (araya eskilerden parça aldım). “Benim kuzen ablasının yanına Almanya’ya gitti, master’a, orada bedavaymış”. Her zaman çok bildik yollar olmuyor; bizim bir komşunun kızı üniversiteden sonra master yapıyordu ama subay olmaya karar vermiş örneğin, ama o da babası asker diye. Genelde hep etraftan gördüğümüz ve örneği bol olan yollar izliyoruz. Çok çok azımız olmayacak birşey yapıp kendi yolunu yaratıyor.

O otobüs yolculuğundan birkaç gün sonra Sırrı Sakık Can Dündar’a niye dağa çıktığını anlatıyor. “Hemen hemen bütün cezaevlerinde işkence görülürdü. Bütün alayların, karakolların işkence bölümü vardı ve tutuklanan herkes orda işkenceden geçerdi. Annem “oğlum, öl, cezaevine girme. Kaç git, bir daha buralara gelme” diyor. Dışarı, içerden daha kötü. İçeriyse zaten öyle. Bu ortamda Şemdin ne yapar? Kendini dağa atar, dağda eline ne geçerse onu savunma aracı olarak kullanır, kendini yaşatmaya çalışır. Beni dağa süren bir faktör de budur.”
“İnsan, 3 gün bile dağda yaşayamaz. Bazen şu ajan bu ajan diyorlar. Ajan gelse bir ay kalamaz dağda. Her an yorgunsun, her an üşüyorsun, her an terliyorsun, her an açsın, susuzsun. İklimle, araziyle, toplumla, devletle mücadele ediyorsun. Ve elinde hiçbir şey yok. Ne diye dağda kalacaksın? En ufak yol bulsam kesinlikle inerdim”.

Farklı farklı patikalar. Bir de bahisleri yılın aynı gününe rastlayan ‘bir bebekten yarattığımız katiller’ var. Onları Şeratonlarda ağırlayıp ailelere farklı patikaların da olduğunun mesajını veriyoruz. Şimdi, Malatya’da doğmuş fakir oğlunuzun hayatı boyunca Şeraton’da o daireyi (herhalde oda demeyeceğiz ona) tutma şansı yok. Ama bakın, abilerinin yolunu izlerse Malatyaspor’a başkan da olur, Belçika ve Hollanda’da Red Bull bayiliği de yapar, 3 dönem milletvekilliği yapar-parti başkanı olur, en alttaki harcanacak adam bile olsa arandığı sırada nikah şahitliğini bakan yapar, veya tüm suç üstüne bile kalsa sonunda işte Şeraton’da daire. Merak etmesin, diğer abileri o fedakarlığını unutmaz onun.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s