h1

Tayyip’in vicdanı var mı?

10 Şubat, 2010

Konak YKM’nin önündeki gençler “aman Tayyip, oy Tayyip” diye bir şarkı tutturmuşlardı, 70’lerin moda şarkılarından birinin sözleriyle oynayıp. Aynı şeyi biz çok benzeri bir şarkıda ilkokulda yapmıştık, onu hatırladım. Bu arada, gençlere girişen bir kolluk kuvveti yoktu neyse ki.

Hastanelere acilden kimseyi döndürmemelerini emretmiş Tayyip. Biz de kaza geçirdik zamanında, bizi acilden döndürdüler, artık kimse acilden döndürülmesin demiş. Benzer eylemleri de var, vicdan sahibi gibi duran (ilaçları ucuzlatma politikası, ilk aklıma gelen). Demin de Ece Temelkuran, Tayyip’in van minüt vakasında şov yapmadığını, “içinden geldiği toplumda edindiği bir vicdanı” olduğunu söylüyordu. (Bu vicdan Araplar İsraillilere zulüm etse aynı tepkiyi verir miydi, o ayrı tabi).

Ama şimdiye kadarki popülerliğinin önemli bölümünü mazlumdan yana olarak -ve de bizzat mazlum olarak- kazanmış adam birçok zaman mazlum olduğu çok bariz kişilere ve gruplara nasıl da nobran… Aynı şeyi Tayyip’i çıkarıp yerine AKP’yi koyarak da söyleyebiliriz. AKP nedir? Sosyal adaletten yana, yani bolca sosyal programlar izleyen ve muhafazakar tınıları olan bir parti mi, yoksa bildiğin sağcı eski ANAP mı? Tekel işçileri turnusol kağıdı gibi cevabı veriyor.

Sorun, Tayyip’e diklenmekte mi diye düşünmüştüm birara. Malum, kendisine yapılan en ufak protestolara nasıl tepki verdiği ortada. Yapan çok mazlum durumda olsa da. Yani, ayaklanmasalardı da sonrasında sefalet çekerken bunu yansıtsalardı  farklı olur muydu? Hiç sanmam. Bizzat kendisinin söylediği gibi, artık şirket gibi yönetilmek isteniyor bu ülke.

Ben üniversiteye yeni girmişken Zonguldak işçilerinin Ankara yürüyüşü vardı. Ucundan bir parçası olduğum güzel üniversite dergimizden onlara katılıp bunu yazanlar olmuştu. O zamandan beri benim gördüğüm en büyük direniş bu. Ama sanki öğrenciler-sivil toplum örgütleri pek eksik kaldı onlara destek vermekte. Ya da hepimiz öyle kaldık. İsyanımızın romantik simgeleri haline getirmek kolay, ama somut bir şekilde yanlarında olmak zor.

Θ Θ Θ Θ Θ Θ Θ

Bu ülkenin ennnnn sevmediğim yanlarından biri, yasalara-kurallara karşı yandan geç politikalarının en tepeden itibaren çok bariz yapılıyor oluşu. Hülleler, kısa yollar, atlatmalar… Herkes de bu yolların farkında ve son derece doğal karşılıyor.

YÖK’ün, önceden 0.8 ve 0.3 olan normal lise-meslek lisesi katsayılarını  eşitleyen kararı Danıştay’dan dönüyor. Peki, sonra napıyor YÖK? Saatlerce toplanıp yeni katsayıları yüzde (edit: binde demiştim hatayla) 15 ve yüzde 13 olarak ilan ediyor. Yani yüzde 50 olan lise katsayı farkını yüzde 2’ye indiriyor. Büyük cinlik! Nasıl da sistemin boşluğunu buluyor! Bakın, katsayı farkı var işte! Kimse de bu ne saçmalık demiyor. Aylar geçiyor, sınav takvimi işliyor, YÖK’ten “aman, bu karar bozulmasın, yoksa sınav yapılamaz” demeçleri geliyor, kitapçıklar basılıyor. Ve n’oluyor, bu karar da bozuluyor.

Yani gerçekten ne kadar saçma bir ülkede yaşıyoruz. Sonra ben her gün Bostanlı’da bir dükkanın, cafenin veya bankanın önünde durup 2. sırayı yaratmış bir cip yüzünden trafik tıkanınca, otobüsler dolusu insan ööyle bekleyince çıldırıyorum. Nasıl yaparlar, bu ülkede nizam yok mudur, bencillik bu raddeye mi ulaştı, şimdi o kaportanın üzerine kezzap döksem yeri midir, yoksa az mı gelir… diye.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s