h1

Chilee, Chile Bülbülüm Chilee*

28 Haziran, 2010

* Tamam, kötü espri ama tribünlerde yazan Red Hot Chile Peppers’tan kötü değil.

Burada yatarak yapabileceğim fazla birşey yok. Ekran. Neyse ki ekranda hareket var:

Her kupada bir G.Amerikalı’da olurdu gönlüm. Daha küçücükken benliğimde yer etmiş olan o büyülü mavi rengin (hele beyazla birleştiğinde cenneti cağrıştırır) ve uçuşan konfetilerin etkisiyle coşkunun dünyadaki mekanı Arjantin bir adım önde oldu hep. Çok defansif ve kötü oynayıp iki maçta penaltı şanslarıyla finale çıktıkları 90 kupası hariç. Bir de herkesin tersine 86’daki Maradona kupasında da o denli bayılmamıştım. Çünkü o zaman fantastik bir Brezilya vardı, coşmadan, sonucu düşünmeden, topa başka kimseden görmediğimiz şeyler yaptıran, neredeyse basketteki Harlem. 94’e dek -94 de dahil- Brezilya da gönlümün diğer yarısıydı. İki aşkı bir yürek taşır mıymış derler bi’ de, taşıdım valla.

Ama Brezilya’da o eski zamanların rakibe top göstermeyen fantastik oyuncuları gittikçe azaldı, farkları azaldı. Bir yandan futbol da değişti tabi, koşmadan kazanılmaz oldu. Diğer yandan Avrupa’nın portakal takımı hızlı ve teknik adamlarıyla kıtanın faydacı ekiplerinden ayrıldı.

Resimler geçen kupadan, buradan. O zaman herkesin kazanmak için Brezilya’yı tuttuğunu (ama erken eleneceklerini, kupayı İtalya’nın alacağını) yazdığımda “sevinmek için sevmedik” demişti Sotiz. Sevinmek için sevenler bu sefer Arjantin’i tutunca, bir de takıma pek çok sevdiğim ve çok iyi adamlar çağrılmayınca gönlümün bu güzel rengine o benzersiz sevgiyi hissedemedim.

Onlar gönlümde eskisi gibi yok, neredeyse tüm takımlar kontrollü oynamaya çalışıyor. Ama hiç beklenmedik bir takım kontrolsüzce karşı kaleye akıyor. 2002’de Arjantin’i karşı kaleye yığan (çok iyi futbola rağmen şanssızlıklarla elenen ama 2 yıl sonra Olimpiyat’ı kazanan) teknik direktör Bielsa’nın çalıştırdığı Şili.

İlk defa en çok tuttuğum takım G.Amerika’nın iki devinden biri değil. Ama kıta hep aynı. En iyi savunma hücumdur prensipiyle en baba takıma karşı bile atak yaparak oynuyor Şili. Ve futbolun asıl amacını gösteriyor. {Kocaman parantez: niye oynanır futbol? Kazanmak için? Değil. Niye kazanmak ister takımlar? Zaferler ne getirir? Prestij. Kupalar, başarılar hep prestij içindir. Büyük futbol ülkelerinin takımlarının prestiji hep fazladır. Güzel ve cesur oyunlarıyla prestij kazanarak baştan kazanıyor Şili.} Portakalları ve iki kupadır kimlik değiştirip hücum oynayan Almanları da destekliyorum.

’94’te hayatımın en zor dönemini geçirirken ilk defa çok desteklediğim bir takım kazanmıştı kupayı. (Bir nevi aşkta kaybeden kumarda kazanır durumu). Bu sefer de öyle olacağına inanıyorum. Şili’nin Brezilya karşısında şansı az belki (ama neden olmasın) ama Hollanda veya belki Almanya neden olmasın…

(kupanın başında öngörüm Brezilya’nın kazanacağıydı (tutmak başka, kazanacağını düşünmek başka) ama istemem bunu. Hollanda-Brezilya çeyrek finali olacak gibi, geçen kupayı alır. TR liginden sonra dünya kupasını da ilk defa kazanan bir takım alsın istiyorum. Ve Hollanda – Almanya finali olsa ne güzel olur).

Reklamlar

7 yorum

  1. İşin teknik kısmından anlamıyorum, ama gönlüm Brezilya’dan yana. Portakalların da tribün coşkusunu pek severdim, ama şu güney afrika zurnası tat bırakmadı o anlamda. Çoğu zaman sesi iptal edip seyrediyorum maçları 😀

    O zaman bu akşamki maçı hak eden kazansın, öyle ofsayttan ya da olup da sayılmayan goller falan gölge düşürmesin galibiyete…

    Sevgiler,


  2. aynen. ben tuttuğum takımın haketmediği gollerle kazanmasından hiç zevk almam. hatta keyfimi de kaçırır bu. dün akşam arjantin’i tutuyor olsam da hoşlanmazdım mesela, o turdan.

    akşam, garanti veririm iyi maç olacak.

    ve alınmadığın için teşekkür ederim sindirfil.


  3. birinci finalist Portakallar.. Şili Brezilya yı eleyecek.. Ya 74 finali , ya da 78 finalinin rövanşı olacak büyük ihtimal.. Ama Cruff un yapamadığını bu taktik güzeli takım yapacak galiba.. Kupa öncesi Ispanya hepsinin tozunu atar diyordum. ama cocuklar – tıpkı ingilizler gibi – sene içinde o kadar yorulmuşlar ki afrika da bir türlü oynayamıyorlar.. Gönlümüzün şampiyonu mu, tabi ki her zaman mavi-beyaz, evita, che, carlos gardel,cortazar,borges , maradona ve Buenes Aires sokakları:):) Hem arjantin burda şampiyon olmasın.. 2014 te Maracana da Brezilya yı yenip şampiyon olsun.. Öylesi daha güzel:)


  4. şili güzel bir rüyaydı zizucum. her rüya gibi olmadık yerde kesildi. belki -hani rüyalarda da olur ya, şu tarafa değil, bu tarafa gitseydim neler olurdu demek- birsürü gol kaçırdıkları ilk iki maçta bir gol daha atsalar brezilya ile eşleşmeyeceklerdi.

    benim fikrim baki. hollanda-brezilya galibi almanya ile finali oynar, kupayı da alır. umarım hollanda olur.

    arjantin’den -pardon- 90’dan beri ilk kez haz almıyorum. hele meksika karşısındaki ofsayt golden hiç hoşlanmadım.


  5. Mavi ve beyazın cenneti çağrıştırdığını söylemişsin. Cennet dendiği zaman aklıma neyin geldiğini bu postun konusuyla tamamen alakasız olsa da paylaşmak istedim, zannederim İtalyanca biliyorsun (önceki yazılardan hatırladığım kadarıyla):

    Dizi hala Rai1’de pazartesi ve cumaları yayınlanan Tutti Pazzi Per Amore’den. Olay şu: beyazlar içinde gördüğümüz Michele cennete gider, dostu Paolo da onu zorda kalınca ziyarete gidebilir. Evet, alışılmış şekilde beyaz bir cennet ama dünyamızla açık-kapı politikası uygulanan, biraz devlet dairesini andıran bir ofis gibi. Hare filan yok. Ama huriler, onlar var.

    İtalyanca bilmememe rağmen severek izlediğim bir diziden, bu vesileyle, İtalyanca bildiğini düşündüğüm birine bahsettiğime göre yorumumu noktalayabilirim. Sağlıcakla kal.


  6. çok teşekkür ederim. gerçekten çok güzel bir hareket. iyi ki arjantin renklerini cennete benzetmişim.
    özellikle bir dizi sever olarak sevindim. italyanların iyi dizi çektiğini görmemiştim ama kesinlikle bir potansiyelleri var. samimi çünkü son dönem italyan filmleri. o yüzden niye olmasın, hem hikayesi gayet ilginç.

    italyancam yarım. ama televizyonda seyrettiklerimi hep anlıyorum. yutüp’ü açamadım şimdi ama yarın uğraşıp açarım.

    bu tip hikayeleri severim. en bilineni, birkaç kere çekilen heaven can wait. bir de az bilinen -bir japon filmi- ama benim çok sevdiğim after life var. ben de onu tavsiye ederim.


  7. Ya futboldan çok anlıyorsun ya da müneccimsin Simon 🙂 Portakallar durdurulamadı 😉

    Sevgiler



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s