h1

Friendship or Friending?

26 Şubat, 2011

Aronofsky, son birkaç yılda en dayanamadığım birkaç filmin 2’sini (A Requiem for a Dream ve The Fountain) yönetmiş bir şahsiyet. Feysbuk hiç varolmasaydı internet farklı bir yer olurdu, insanların da kişibaşı binlerce saati kurtulurdu (gerçi Zuckerberg yapmasa 3-5 yıl sonra mutlaka bir başkası yapardı). O birkaç filmin bir diğerinin (Babel) yönetmeni Inarritu, Biutiful’un da yönetmeni.

Kısacası, Oscarlarla ilgilenmek için benim açımdan berbat bir yıl. Ama n’aparsın, ekmek parası. (Ben de hayatımı böyle kazanıyorum işte -ama sakın bunun kolay bir yol olduğunu sanmayın-).

Bu yıl öne çıkan birkaç film olmasına rağmen ödülleri Social Network’ün toplayacağı kesin gibiydi. Ama son birkaç haftada çok ani bir değişim oldu. Amerikalılar bir İngiliz’i keşfetti. King’s Speech ve tüm o İngiliz asaleti, zenaatkarlığı (craftsmanship) sinemaya karşı ‘ben yaptım oldu, siz de inanın canım’ şeklinde yaklaşan Amerikalılar (ama hep bu kadar değildi, son 20-30 yılda iyice koptu) için bir yerde ulaşamayacakları bir beceriyi, hatta güzelliği simgeliyor olmalı. Bu son dönemde çoğu meslek örgütünün (Oyuncular Sendikası, Yönetmenler Sendikası, Yapımcılar Sendikası) ödülü King’s Speech’e gitti ki bunların bazıları Oscar’ın da çoğunlukla habercisi.

Yine de belli olmaz, ikisi de alabilir. Hele bu yıl oylama sistemi de gayet ilginç. 10 aday olunca küçük bir kitlenin çok sevdiği, ama çoğunluğun pek de beğenmediği bir film kazanmasın diye oyverenlerin 2.-3. tercihlerini de devreye sokuyorlar (ayrıntısı burada anlatmak için fazla karışık). Hep beraber göreceğiz, kralla konuşma eğitmeninin kadim dostluğu mu, yoksa birbirimizi arkadaş olarak ekleyelim (yani yeni fotoğraflarını göreyim, güldüğün videoları, oynadığın oyunları bileyim, ama hakkında başka hiçbir şey bilmeyeyim, -aynı aşağıdaki yazıda geçtiği gibi- birbirimizi de hiç görmeyelim) ilişkisi mi kazanacak?

Sıralı tüm liste sineliste’de.

Reklamlar

7 yorum

  1. bugün kütüphaneden A Requiem for a Dream’i alacaktım, sonraya bıraktım. almayayım mı o zaman?


  2. bana sorarsan midenin bulanmasına hazırsan al. izlemeden önce pi’den dolayı bir fikrim vardı aranofsky hakkında, karanlık, karmaşık ve ilginçti o film, gerçi sanırım olduğundan daha zeki duruyordu. bir de çok hayranı vardı requiem for a dream’in. ama orta yerinde yeter yahu deyip bıraktım -ki pek orta yerinde film bırakmam. katlanması zor teknikleri fazla abartmıştı.
    ama merak ediyorsan gör tabi. ama daha iyi bir film izleme şansın varsa pek de gerek yok bence. mutlaka çok daha hoş filmler vardır. mesela bak, süddeutche zeitung’un çıkardığı 100 filmlik bir seri vardı 2 yıl önce, herhalde bunların bayağı bir kısmı vardır.


  3. the wrestler’i seyrettim. oradan heves ettim diğer filmlerini de göreyim diye. ama benim öyle karanlık filmlere pek tahammülüm yok, hele de bu sıralar. vazgeçtim yani:) kütüphane pek de zengin değil ama bakarım. saol:)


  4. bunları ben bir yerde görmüştüm. almanya’da mı acaba istanbul’da mı, hatırlayamadım. sanırım istanbul’da bir kitapçıda vardı.


  5. the wrestler sanırım çok daha normal bir film, doğru dürüst bir hikayesi var. requiem for a dream hikayeden çok boğucu teknikler toplamı gibi.
    istanbul’da olması çok ilginç olurdu ama. almanya daha mantıklı. ben münih’te havaalanında devasa bir reklamını görmüştüm, sen de orada görmüş olma? yüz filmi de resimleriyle koymuşlardı. hatta durup uzun uzun listeyi yazmıştım ki 8’de mağazaların kapanmasına yetişmeye çalışıyordum bir yandan (orada tek akşamım olduğundan). nasılsa internette olacağını biraz geç akıl ettim. o kağıdı da daha geçen gün attım.


  6. Pi’den biliyorum ben de Aronofsky’i. Ben begenmistim Requem for a dream’i; kotulugunu gostermeye calisiyor zaten birseylerin ve basariyor da. Ama bir daha seyretmem herhalde:) The Fountain’i begenmedim ama. The Wrestler da guzeldi; gerci diger filmlerine gore farkli bir tarzdaydi, dedigin gibi.


  7. hah, ben de onu diyecektim, o korkunç filmi çekeceğine uyuşturucu berbat bir beladır diye yazıp seyircilere eline öyle bir kağıt verse de olurmuş.
    yazıda requiem…’in benim için turnusol kağıdı işlevi yaptığını söyleyecektim, iyi ki dememişim demek:) bir gün böyle birşey yazdığımda alınma ama.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s