h1

Let’s not play

27 Ağustos, 2011

Futbol: Bir oyun. Ama sadece sahanın içindeki 90 dk.sıyla değil, tüm kurallarıyla, düzeniyle. Kura çekimleri, kurada belli takımları istemek, fikstürü incelemek, turnuva kurallarını okumak, kupa finalisti lig 2.si olursa kim hangi kupaya katılır diye tartışmak, maçları beklemek, kadroların tahmini, hepsi oyunun bir parçası.

Şimdi tüm bu zevkin içine ettiler mi? Ettiler. (Kim etti? Fedarasyon etti, uefa etti).

Mavi-sarı neşenin renkleridir (lacivert de mavinin parçası), cıvıl cıvıl içinizi ısıtır. Bir çocuktan renk seçmesini isteseniz gidip de kırmızı-beyazı seçmez. Siyah-beyazı asla. Çoğu çocuk, bazı kızlar bile mavi-sarıyı seçer, kırmızı-sarıdansa.

Fener, Hababam’ın takımı. Eski Türk filmlerindeki kahramanların %90’ının Fenerli olması, Kemal Sunal’ın, Müjdat Gezen’in Fenerli topçuları oynaması boşuna değil. Fener her zaman halkın takımıdır. (Son yıllarda o kimlik, siyah gömlekli, cipli kıçımın Mafyası rezil tiplere ve kombine sahiplerine doğru evrilmiş gibi durabilir, ama onlar her daim azınlık kalacaktır). Sanayide arabaların altına giren, yüzü simsiyah çocuklar en çok Fenerli’dir.

Peki, bu güzide (güzelim) kulübün içine ettiler mi? Ettiler. (Kim etti? Aziz Yildivim etti, yönetim kurulu etti).

Tüm bunları kabul edelim. Yazın ortasında bunlar ortaya çıktıktan sonra (tabi, arka planı da, yani bunlar aylardır izleniyor olmasına rağmen seçimin geçmesinin beklenmesini, Tayyyip’in tüm bunlardaki rolünü görmezden gelmeyelim) ne yapılabilirdi?

OYNAMAK ZORUNDA DEĞİLİZ denebilirdi. En başından beri bunu diyorum lise grubumda. Futbol sanayisinin bize dayattığı takvimleri filan ittirip temizlenmeden oynamayalım, Avrupa’ya temsilci filan göndermeyelim, gerekirse sonra hızlandırılmış bir sezon geçiririz, ayrıca, bize ne dicitürk’ün kayıplarından filan? Portekiz geçen yıl uefa’da 3 takımıyla yarı final oynadı, o küçük ülkedeki yayıncı kaç para veriyor ki bu durumdalar? denmeliydi. Tüm bu karışıklıkları engelleyecek şey buydu. Sonra, yok, kupalara aynı takımlar katılacak, şimdilik ceza yok, ama uefa öyle istedi, Fener oraya gidemez, aman dici öyle istiyor diye playoff yapalım, filan, hem karmaşa hem saçmaca.

Fener’in de gün be gün gelişmeler karşısında bir oraya bir buraya sallanmak yerine demesi gereken şey buydu başından beri (bizi Bank Asya’ya gönderin) -ama şimdi değil, en başında-. Yoksa, hiçbir şey olmamış gibi, şampiyonlar ligine gideceğimizi, ligde şampiyonluk kovalayacağımızı düşünen mi vardı ki?
Bu hem zararımızı minimize eder, takıma bir hedef koyar, 2 sezon sonrasına göre planlama yapar, tüm ülkeyi domine etmekte olduğumuz diğer tüm branşların da etkilenmemesini sağlardık. Bunun için de öfkeli kalabalığı harekete geçirecek bir kampanya: Üzerinde Hababam sınıfı ve bayraklı bir resmin olduğu tişört, bir milyon satış hedefi, 20 liradan 20 milyon.

Ama işte, bu ülkede herkes o kadar gündelik düşünüyor ki kendimi 10 hamle ilerisini düşünen, olayın 10 yıl öncesini, 20 yıl sonrasını düşünerek tarihsel perspektif içinde düşünen biri gibi hissediyorum. Çünkü başka herkes bir gün sonrasını bile düşünmüyor. Örneğin, federasyon şu an ceza verecek belge yok elimizde diyor, Fener hisseleri %15-20 yükseliyor o gün. Oysa o ceza sezon ortası gelince bir sezon yerine 2 sezon kaybedecek bu takım. Ama bunu düşünen kimse yok işte.

Hepsinden sonra ekranda futbol görünce çok şaşırıyorum. Ligin tatili garip bir ruh haline sokuyor insanı. Bilkent’te bir yaz, inşaat mı vardı, o tarz birşey, Ekim sonlarında başlamıştı okul da artık tatil normal gelir olmuştu, onun gibi. Ama olmazsa basket var, voleybol var, skuaş var, epe ve flore var, çim hokeyi var (üstelik onda da çalımlar süper), lig usulü oynanan heptatlon var, eleme usulü oynanan okçuluk var, yandaki sokaktaki halı saha maçları var, hemen her şehirde sutopu var, Arda’nın yeni evindeki havuzda su voleybolu için file var, 3000 metre engellide içine atlanan su havuzları var, Eurosport’ta İspanya bisiklet turunu izlerken ülkeye gitmiş gibi olmak var, evde pinpon raketinde top sektirirken meyve yemek var, 5 metre yükseğe atlayan incebelli Işınbaeva var, su engellide final koşacak olan kalınbelli Binnaz var, 1500’de yeni Süreyya Ayhanlar Aslı Çakır ve 20 yaşındaki Tuğba Karakaya var (sonları benzemesin).

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s