h1

Madrid’in varlık sorunu

23 Eylül, 2011

Beni en çok ağlatan program, kimsenin tahmin edebileceğini sanmam, TRT’nin gençlerle yaptığı bir folklör programıydı. Galiba trt’nin öbür kanallarından birinde yayınlanmış önceden, ama ben trt4’teki tekrarlarına rastlıyordum. Abartılı derecede samimi ve coşkulu, bir de güzel bir sunucusu vardı, çeşitli üniversitelerin halk müziği hocalarını çıkarır, onların tanıtımından sonra farklı yörelerden türküler başlardı. Türkünün en başında değilse hareketli bir noktasında kenarlarda yerde kendi kıyafetleriyle oturmakta olan kızlı oğlanlı gençler kalkıp oynamaya başlardı. Bir kısmı belli üniversitelerin folklör grubundandı, ama oynayanların çokluğuna bakınca bir kısmı da değildi. O Türki heyecanın, özellikle de ülkedeki genç kızların, tüm o bildik engellere karşı coşkusunun hissettirdiklerini anlatması çok zor.
Hele Vaşingtın’da öğleden sonraları trt’nin düşe kalka çalışan internet sitesinden izlemeye çalışan ve o sahnelerde duygulanan birisini canlandırmak şimdi o ben değilmişim gibi hüzünlü.

Fener maçındaki çocuk sesleriyle birleşince iyice tizleşen sesler, sadece bir gün önceden duyrulmasına rağmen 45 bin kişinin gelmesi ve o heyecan da benzer şeyler hissettirdi, gözlerim doldu.

Sonra işte erkek tarafı ‘ayrımcılık’ diye eleştiriyor, kadınlar ‘seyircisiz maçta biz girebiliyorsak biz seyirci değil miyiz’ diyor. Genelde ilkelere göre hareket eden benimdir, ama bu bakışlar pek da anlamlı değil. Zaten sürekli olarak erkek lehine ayrımcıyız, her maç erkeklere. Kadınların -genelde- oralarda varolmaları mümkün mü? Daha birkaç yıl önceye dek stadlardaki kadın tuvaletleri bile girilmez durumda olurdu. Şiddet de %95 erkeklerden değil mi? Kadınların yorumlarıysa retorik. Maç bomboş tribünlere oynanacağına kadın ve çocukların olması çok daha anlamlı değil mi?
Bir kısım genç kızın küfürde erkeklerden geri kalmıyor olmaları bunu çok da değiştirmiyor.

_________________

Dün yakınlardaki çok dar bir sokaktan geçiyordum. İki tarafta park etmiş arabalar, ben zaten zor geçerken baktım karşıdan bir araba. O sokaklar hep tek yön, ve ben girerken bir işaret görmediğime ve özellikle de park etmiş tüm arabalar benle aynı yöne baktığına göre yanılan ben değilim. Neyse, kenarda bir yer buldum, kaldırıma çıkıp bekledim. İlki geçti, sonra 2.si. İlkinin camı kapalıydı, ikincinin açık. “Ya, burası tek yön değil mi?” dedim düzgünce. 25 -30 yaş civarı adamın cevabı: “Sana na!”.
[Bunun sadece çok kaba bir söz olarak kalması, kısmen de olsa bir mantığı olabilmesi için benim beklemiyor olmam, onun yüzünden kaldırıma çıkmamış olmam ve neredeyse çizilmenin eşiğinde olmamam gerekir.]
Bir de 2000’lere laf edince anlamıyor kimse. Bana öyle geliyor ki on yılda milyonlarca hayvan (çoğu erkek, bir kısmı da kadın) yarattık her yaşta.

_________________

Bugün başka bir sokak, yaş ve tipleriyle tam üniversiteli gibi duran iki oğlan ve ortalarında bir kız yürüyorlar. Tam yanlarından geçerken bir oğlan Barselona deyince dinledim. “Ben sürekli kazanan tarafta olmak istemezdim. O yüzden Barselona’lı olmak da istemezdim” dedi. Kız “Sen de o zaman Real Madrid’li olurdun” dedi. Bir oğlan “öyle diye bir şehir yok ki” dedi, diğeri de “Real Madrid diye bir şehir varmış mesela” dedi (bu tepkilerden anladım ki ilk oğlanın kastettiği şehirdi, yani Barselona’da doğmak; o zaman da Barcelona’yı tutarsın zaten). Kız düzeltmek istedi: “O zaman Madrid’li olurdun. Madrid diye bir şehir var, di mi? Var var”. Öbürleri de onayladı, var var diye.

Reklamlar

2 yorum

  1. o programı ben de seyrederdim. çok güzeldi hakkaten. programa ilişkin aklıma hep şu gelir: sunucu kız (2 kere değişmişti sunucular) konuk edip akbayram’a “siz günün hangi saatinde ölmek istersiniz” diye sormuştu. amcanın öyle bir şarkısı var ya ama bana yine de pek salakça ve adama “bu nerden çıktı şimdi” dedirten bir soru gibi gelmişti. bak unutmamışım:)
    on yılda milyonlarca hayvan ve cahil yarattık her yaşta. ama bundan daha kötü olan ve beni daha çok üzen şey durumun iyiye değil bin betere gitmesi. yaşayacak yer kalmayacak bize (evet isteyen seçkinci diyebilir. bazı insanları görünce seçkinci olmaktan başka bir şey gelmiyor elden)


  2. o kız (kesin benim bahsettiğimdir) farklı soru soracağım diye kırılırdı. ama bir yandan da etkilendiğim bir havası vardı. bir süre başka trt programlarında göründükten sonra ortadan kayboldu.

    evet işte, gittikçe artıyor bu eğilim. mesela 10 yıl önce olsaydı o kadınlar matinesi maçı, bence tamamen güzellik dolu bir olay olurdu. ama bugün onlar arasında da erkeklerden geri kalmayanlar oluyor. ve belli gittikçe artacak onların sayısı.
    bir de 10 yıl önce belki genel bilgi-cehalet düzeyi bugünle çok farklı değildi, ama bir üniversite öğrencisi madrid diye bir şehir var mıydı diye sormazdı sanırım.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s