h1

Homofobik hastalıklar

1 Ekim, 2011

Bir haftadır hastayım ve iyiye gideceğime kötüye gidiyorum. Geceleri kötü boğazdan uyuyamadığım ya da öksürüklerle uyanıp durduğum zamanlar ağlayacak duruma gelebiliyorum, ama diğer yandan, aylarca hasta olanlar ne yapıyor diye düşünüp şikayet etmemeli diyorum.

Şunları yemeyin tarzı uzman doktorluğa hayranım. Yıllar içinde bana yememem söylenen şeyler sağlıklı bir insanın tüm diyetini oluşturabilir. Portakal suyu içme, çukulata yeme, nane hiç, baharattan sakın, asitli içeceklere dokunma. Soğan, sarımsak, kızartmayı zaten saymıyorum. Ne kolay ya? Ben nanesiz yaşamak istemiyorum belki (ve mojitosuz). Çukulatasız hayat mı olur? Baharat dediğin bir iki çeşit değil, bir yemeğin çoğu. Ve bu tavsiyeden sonra Amerika günlerinin en az yarısında koca koca bardaklarla portakal suları içtim. Belki çok daha fazla hastalık yaşardım o olmadan. Ben de doktor olup ‘yemeklerden sonra şuram ağrıyor’ diyenlere ‘e, sen de yeme o zaman’ demek istiyorum.

Hasta olmanın çok iç rahatlatıcı bir tarafı var. Hiçbir sorumluluğunuz olmuyor. Ya da tek bir sorumluluğunuz var, iyileşmek. Başka hiçbir şey yapmanız gerekmiyor. Sonra iyileşmeye yakın geri dönüyor o sırasını bekleyenler.

§

Yine Burcu Esmersoy, ama bazen hangi kanalı açsam karşıma o çıkıyor. Dizide, reklamda, ntv’nin günlük programında, ayrıca Acun’un yarışmasında sunucu olacakmış. Sarışın, kendine güvenen kadın tipine ilgimiz malum. Ama diğer yandan, biz soğuk sevmeyiz. Ya da sevmezdik.

§

Av Zamanı’nı izledim. Daha çok kötü eleştiri hatırlıyorum, ama fena değildi bence. Zaman zaman, özellikle başlarda gayet keyifliydi, heyecanlıydı. Sadece, karanlık Amerikan polisiyeleri (aslında Kuzey Avrupa da olabilir) sınıfında bakmak lazım, daha fazla değil. Bolca anlamsız parçası vardı hikayenin (izleyenler bilir, bulunan bir kolla başlar film, ama bu bile açıklığa kavuşmuyordu). Yavuz Turgul’un bu ülkeye bakışı da oryantalist kaçıyor artık bu devirde. Yalnız, Cem Yılmaz çok iyiydi bence. O rolü çok az oyuncu becerebilirdi bu ülkede.

Neyse, sürekli biplenmişti film, bunlardan birinde Bartu Küçükçağlayan (Çoğunluk’un içine gaz kaçmış oğlanı) “ben gay’im” diyormuş. Biz öyle birşey duymadık tabi. Bunu demek yasak olamayacağına göre kanallar aşırı derecede korkak. Bir filmde bunu yapan politik bir konuda neler yapmaz? Yalnız, şimdi buna sansasyon demeden önce cnbc-e’nin o, pek çok meraklısı olan Amerikan dizilerinin çevirilerine bakmıyor mu kimse? eşci nsel yerine ‘öyle’ deniyor, her türlü cin sel kelimenin çevirisi aklınıza bile gelmeyecek kelimelerle, hiç duymadığım türlü argo atıflarla yapılıyor. Sağlam ve akılcı bir avukat grubu tüm bu maço şirketler için öyle bir korku kaynağı olur ve öyle de para kazanır ki.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s