h1

Anti-Karatay *

17 Aralık, 2011

* Seinfeld’in bir bölümünde dişçi karşıtlığı geçer (mesela şu sahne), anti-dentite (entay-dentayt) şeklinde. Bu da öyle okunacak: entay-Karatay.

___________________________________________________

Ender Saraç’tan ve onun öz oğlu İbrahim Saraçoğlu’ndan sıkıldığımız anda Canan Karatay’a yapıştık. O da şöhretinin tozunu bir o kanalda bir bu kanalda attı. Kadının dediklerinin çoğu gayet mantıklı, ama bir o kadar da senin benim diyebileceğimiz şeyler. Ama bazıları da var ki:

– “Meyva suyu kana çok çabuk karıştığından yağlanma yapar, tavsiye etmiyorum.

Bir meyvayı yemekle suyunu sıkıp içmek arasında bu denli fark olması hiç mantıklı değil, en azından kimya bilimine ters. Zaten çoğu meyvanın %80-90’ı su. Sonra, sağlıklı beslenmek başka, diyet beslenmesi başka. Kadının cevap verdiği sorular daha çok neyin sağlıklı olduğu üzerine oluyor, izleyenlerin çoğu da öyle izliyor. Sonracığıma, hangi meyva olursa olsun -karpuz, kavun bile-, B-C vitaminleri ve minerallerle dolu.

Hepsini bırakın nar: Nar suyunun engellediği hastalıkların uzun bir listesi var, kanser çeşitleri, grip, soğuk algınlığı, diyabet, damar tıkanıklığı diye gidiyor. Yani, meyva suyunun faydalarını göz önüne almayıp böyle açıklamalar yapmak çıldırtıcı.

– “Pilav, makarna, patates eşittir şeker.

Pilavla makarnayı aynı kefeye koymak akıl alır değil. BBC’nin Food belgeselinde bir deney yapıyorlardı, çeşitli yiyeceklerle besledikleri grup grup insanlar arasında en iyi fiziksel performansı makarna yiyenler veriyor. Çünkü makarna gibi yiyeceklerin barındırdığı kompleks karbonhidratlar yavaş yavaş enerji veriyor, basit şekerler gibi birden enerji doldurup sonra düşürmüyor. Zaten makarna eşittir şeker olsaydı İtalya obez dolar taşardı. Bu ülkedekilerin çoğunluğu, haftanın 14 öğününün en az 10’unda makarna türevleri yiyor. (Hatta makarnanın kadınlarda yuvarlak hatlar yaratmak gibi artıları olduğunu düşünüyorum ben ki Sophia Loren de vücudunu makarnaya borçlu olduğunu söylemiş:)

Benzer şey pirinç için de var: Çin ve Güneydoğu Asya’da obez oranı yüksek değildir sanırım. Çünkü bizim baldoda ve risottunun yapıldığı arborioda nişasta yüksek ama ince pirinçlerde, örneğin, basmatide az. Üzerinden de görülüyor, beyaz beyaz.

Patatesi genelde çok gereksiz bulduğumdan birşey diyemeyeceğim, ama onun da yüzlerce çeşidi var.

– “Haftada 14’e kadar yumurtanın bir zararı yoktur.

Vikipedya’yı açıp bakıyoruz, diyor ki 21 bin kişiyle yapılan bir araştırmada haftada 6’ya kadar yumurta tüketiminin erkeklerde genel ölüm oranına bir etkisi olmadığı, ama 7 ve üstü sayılarda ölüm oranının arttığı; diyabeti olan erkeklerde ise çok az miktarda bile olsa yumurta tüketiminin ölüm oranını artırdığı…
Bu kadının yaptığı açıkça sorumsuzluk.

 “Ekmek tüketmeyin, ekmek şekere dönüşür.

Daha geçen hafta bir gazete haberinde gördüm, hamile kadınların karbonhidrat tüketimiyle çocuğunun obez olması arasında bir bağ varmış. Ama tahmin edeceğiniz gibi değil; anne az karbonhidrat tüketirse bebek, vücuduna giren karbonhidratı tüketmeyip depolamaya (yani obeziteye) eğilimli oluyormuş. Yaaaa…

Bir Karatay yazısını ‘kolesterol’ demeden bitirdiğim için bana aferin. Kadına o konuda ciddi tepkiler verildi, ama bunlar da en az o kadar önemli bence.

Reklamlar