h1

Bürokrasinin festivali -1

6 Şubat, 2012

2 ay kadar önce sezonun önemli filmlerinden ikisi aynı hafta vizyona girdi: Terrence Malick’in Tree of Life’ı ve Cronenberg’in A Dangerous Method’ı. İlki benim bu yıl en çok görmek istediğim film. En sevdiğim yönetmenlerden, yaşayan en efsane yönetmenlerden T.Malick’in daha 5. filmi. Bu kadarı da yeter, ama aynı zamanda Altın Palmiye’li. İkincisini o kadar merak etmiyorum, ama o da bir Cronenberg filmi ve yılın -Melancholia ile beraber- en gözde filmlerinden. Sinemayı popüler sinema-sanat sineması diye ikiye ayıramazsınız, ama o terimleri kullansanız da ikisi de, özellikle 2.si popüler sanat örnekleri. Zaten Cronenberg, biri-ikisi hariç hep bu kategoride filmler yapar, Tarantino gibi.

Bu filmlerden Tree of Life 10 sinemada vizyona girmisti, 8’i Istanbul, 2’si Ankara. A Dangerous Method ise 14 İst., 5 Ank.. Bunların yerine -sırayla- Dardenne Kardeşler’in -Cannes’da Bir Zamanlar Anadolu’da ile jüri büyük ödülünü paylaşan- Bisikletli Çocuk’unu ve Almodovar’ın İçinde Yaşadığım Deri’sini koyabilirsiniz, sayılar çok benzer (Bisikletli Çocuk sadece İst.’da oynamış).

Diğer yandan, birkaç yıldır hangi markanın nerede kaç mağazası var diye bakıyorum (şehirlerin gelişmişliğine bir gösterge olur mu diye). Mesela, açması en zor olan mağ.aza, ikea’nın İst.’da 2, İzmir-Bursa ve Ank.’da birer mağazası var (2. mağazalarını İzmir’de açmışlardı hatta). Her yere yayılmış Mudo’nun büyük 54 mağazasının 20’si İst.’da. Lüks ürün artınca İst. yoğunluğu artıyor mu desek… yoo, Vakko-Beymen’in toplam 28 mağazasının 11’i İst.’da.

Gördüklerimin içinde en yoğun İst.’lu Za.ra: 30 mağazasının 17’si İst.’da (İst.’da kaç avm olduğunu bilen tek bir kişi bile yoktur herhalde), 4 Ank., 2’şer Ant.-Bur.-İzm., birer Eskiş.-Ad.-Mers.. Bundan ne anlıyoruz? Salon sayılarını ticari karar diye savunanlara ‘bakın, demek sadece İst. yetmiyor, başka yerlerde de alıcı çıkıyor’ diye cevap verebileceğimizi. 

İzmir, farklı bir imajı olabilir, ama bir kültür-sanat şehri değil. Hiçbir zaman da olmadı (en azından benim dönemimde). 2 yıl önce o sezonun en iyi filmlerinden Hunger oynamıştı mesela, salonda 3-4 kişiydik. Birkaç ay önce, sezonun en çok ödül almış filmlerinden Bir Ayrılık (Nadir ve Simin: Bir Ayrılık)’ta o diğer 2-3 kişi de yoktu. Salonda tektim. [Hatta Türkiye’de o filmi sinemada seyreden son kişiyim. En son İzmir’de oynuyordu film. Son gün 7 seansında tek ben vardım, zorla oynattılar. 9:15’te kimse gelmedi, oynatmadılar (salonda cüzdanımı düşürmüşüm de geri döndüğümde gördüm.)]

Özel tiyatro da yoktur burada, iyi oyun göremezsiniz. İyi film de gelmiyor. Ama şu an iyi film getirin diye bağıran, geldi mi onlara yığılan bir kitle olmaması böyle çok büyük bir boşluk olmadığı anlamına gelmez. İst.’da da salonlardaki seyirci miktarının çok farklı olduğunu sanmıyorum. Ve Bayülgen’in hep dediği gibi, ne yayınlarsan o izlenir. 30 kanaldan belgesel verirsen herkes belgesel izler. Gerekirse yaratırsın o talebi.

Bunu cebimize koyalım, yarın devam ediciiim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s