h1

Bu kutu açıldı mı kapanır?… Kapanmaaaz.

28 Mayıs, 2012

Yıllardır bu kürtaj konusunun açılmasını bekliyorum ülkede. Burada 2 yıl önce demişim: “Kürtaj neden bizde hiç ciddi bir tartışma (bir bölen konu) olmamış, çok ilginç geliyor bana bazen. Bence birkaç yıla kadar bu konuyu patlatacak birileri.”

Çok daha önceden beri bekliyorum bu konunun ortaya atılmasını. Amerika’da da bizde olduğu gibi toplumun kamplaştığı ve bir türlü tam çözülemeyen ‘bölen’ konuların (ortak olarak evrim-eşcinsellik, bizde başörtüsü, onlarda kürtaj) belki de en başında kürtajın geldiğini gördüğümden beri. Onu gördükçe kürtajın bizde de böyle bir konuya dönüşmemiş olması çok garip gelirdi.

Bizim toplumu düşünürseniz, büyük çoğunluk karşı olmalı. Mesela, Türk dizilerinde bebek, istenmeyen hamileliklerde bile aldırılmaz. Aldırmayı düşünerek doktora gider kız, böyle 10’a yakın dizi sayabilirim, ama son anda vazgeçer. O kadar çok gördüm ki bunu, artık operasyona girdiklerini bile görsem sonucunu biliyorum. Aldırıyorsa da (bunu hiç görmedim ama) herhalde kötü karakterdir ve sonra başına kötü şeyler gelir.

[En son daha geçen hafta Acayip Hikayeler’de (hem de onda, yani en yakası açılmadık konulardan bahseden Galip Tekin’in işinde) aldırmaya gitmişti bir sokak kadını. Doktor “bebeğini öldüreceksin, emin misin” diyordu, son anda arkadaşları yetişip vazgeçiriyorlardı].

Böyle, ‘eğitimde evrim mi, yaradılış mı öğretilsin’, ‘kürtaj yasal olsun mu’ gibi konular tam Pandora’nın kutusu konuları. Bu konular hiç gündeme gelmeden sessizce arka planda birileri tarafından halledilecek, sonra da kutuya konacak, halkın bilgi düzeyi yükselmedikçe tekrar açılmayacak. Amerika’da mesela, kürtaj karşıtlarının ne kadar ateşli olduğunu tahmin edemezsiniz. Konu en ufak açıldığında sokakta gösteriler başlar. Üniversitelerde bile savunan ve savunmayan gruplar vardır. Kürtaj yapan doktorların öldürüldüğü bir dönem bile olmuştu. Ama neyse ki son sözü söyleyen yüksek mahkeme (Supreme Court) yasal olması yönünde karar vermiş durumda. O yargıçların dağılımında büyük bir değişiklik olmadığı sürece de böyle gidecek.

Bizdeyse şu an ülkenin patronu bu kadar net bir açıklama (bu arada, “her kürtaj bir Uludere’dir” sözünü ederken iki kere utanır insan: hem benzetmenin çirkinliğinden hem de Uludere’yi anmaktan) yaptıktan sonra ne yazık ki kutu açılmış oldu. Yakında ülkenin en saf kesimi olan köşe yazarları konuya atlar. Halk kesimleri de, bir başkasının hamileliği kendilerini pek ilgilendiriyormuş gibi ‘doğru ya, yasak olsun tabi’ der. Aynı, bir altta bahsettiğim tabuların halesi ve ilahları kızdırmak meselesi. Sonra, hep yaptığı gibi, ortaya başka bir gündem atar Tayyyip ve konuyu unutturur. 2 yıl sonra tekrar gündeme gelir konu ve bir oldu bittiyle bir torba yasanın içinde geçirilir. Böylece takvim ilerledi diye ülkelerin ilerlemesinin gerekmediği anlaşılır.

[Bu, akp’nin bu konuyu ilk defa gündeme getirmesi değilmiş: “2003’ün Aralık ayında muhafazakar demokratlığın 12 özelliğini sayan AKP, “Devletin kürtaj ve cinsiyet değiştirme ameliyatlarını desteklemesine karşı olduğunu” belirtti. Yine hükümet, engellilerle ilgili yasa tasarısına, “Yaşama hakkının kutsallığı ve dokunulmazlığı temelinde özürlü doğma ihtimali gerekçesiyle kürtaja cevaz verilemez” maddesini eklemek istedi. Adalet Bakanlığı da TCK’da düşük ile ilgili cezaların artırılması konusunda hazırladığı yasa taslağını bakanlıkların görüşüne sundu. Taslaktaki, 40 günü geçen gebelikleri sonlandıranlar hakkında 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilmesi görüşüne Taslağa ilişkin olumsuz görüşünü Adalet Bakanlığı’na gönderen Sağlık Bakanlığı, gebeliğin sonlandırılması için yasal sürenin 10 hafta (70 gün / 2,5 ay) olduğunu belirtti”. Ama o zaman daha bugünki güçlerinin 10’da biri yoktu tabi.

Yasallaşması ise 1982’ymiş. ’84 başında uygulanmaya başlanmış. Ben çok daha eski olduğunu sanırdım. Normal bir meclisten çıkmazmış demek ki böyle bir yasa. Darbecilerimizi sevelim.]

____________________

Akp iktidar geldiğinde yapılan ‘niyetleri nedir, laikliğe karşılar mı’ tartışmaları neredeyse nostalji gibi. Şu anda bu konular sanki küflendi. Oysa, tam da akp’den korkmamız gereken zamanları yaşıyoruz. 3. seçim galibiyetiyle rahatlamış, ülkenin yarısının oyunu almış ve ilk zamanlar sürekli çakıştığı cumhurbaşkanlığı, ordu, medya, yargı gibi kurumları sindirmiş veya ele geçirmiş bir akp. 
Laiklik, demokrasi gibi soyut kavramlarla anlaşamıyoruz (yoksa laiklik deyince herkes laik). Onlar yerine bu kavramların hayattaki karşılıklarına bakmalı. Hayatın içinde, bireyin özgürlüğünden yana haklar birer birer tehlikeye giriyor veya girmeye hazır bekliyor.

[Kürtaj hakkı, Amerika’da liberalizmin simgelerinden biri. Bu anlamıyla liberalizm, laikliğe de çok yakın oluyor. Dinin müdahalesinin özgürlükle çatıştığı böyle konularda adına biz laiklik diyoruz, onlar liberalizm.]

Reklamlar

3 yorum

  1. Bu anlattığın süreçte bir o “her kürtaj uluderedir” açıklmasıyla kanım dondu. bir de geçen günkü kongre görüntülerinde. kongrenin ihtişamı, konuşmanın en az o ihtişam kadar göze batan cüretkar tonu. ağzım açık izliyorum olanları. ve insanların nasıl da saçma sapan reflekslerle onların ekmeklerine yağ sürdüklerini gördükçe daha çok deliriyorum. twitter’da ( tamam sevmiyorsun, ama oradan gündemin ve insanların çılgınılığını gözlemlemek de ayrı bir lezzet, bir düşün) bir sürü kadın kullanıcı “kürtaj hakkı”ndan bahsediyor. millette akıl tutulması oldu artık. en aklı başında görünen insanlar bile bunu hak paketine sokup karşı tarafa malzeme veriyor farkında olmadan. ya da insanlar özgürlük ne demek iyice unuttular. neyse Simon, izliyoruz bakalım işte el böğürde.


  2. tivıtır ve ‘aklı başında’ birarada olunca bana ‘kuru su’ gibi geldi. tam bir oksimoron. ama tivıtır’da aklı başında insan yok ki demek fazla olur tabi, her yerde aklı başında insan vardır, tivıtır’da bile. ama tivıtır kısaca, aklı başında olduğunu sandığınız insanların aklı başında olmadığını anlama yeri.

    bu akıl tutulmasını doğru anladığıma emin olayım ama ben: böyle bir tartışmaya düştükleri için diyorsunuz, di mi? bir radikal köşecisi de “esasında tartışmak iyidir, siz karşı taraftan bunun bir doğum kontrol yöntemi olmaması gerektiğini alırsınız, onlar sizden engelli doğumlarda uygulanabileceğini…” diyordu. ne yanlış. bir kere dogmalarla tartışılmaz. sonra, bu konuyu engellilere indirgemek çok çok yanlış. ‘o zaman tamam, sadece engelli doğumlarda izin olsun’ deseler ne diyeceksiniz?

    bence böyle konular tartışılmaz. insan haklarına giren konuların tartışması olmaz. bu konularda ya özgürlükçüsünüzdür ya değil.


  3. bu arada, benim konuyu bir süreliğine kapatır dediğim tayyyip benim beklentimi aştı. ama tamamen inattan. türkiye’de kanunların nasıl çıktığına dair çok iyi örnek: tayyyip kadın kollarına seslenirken onlara hitap edecek konular seçiyor, bizde sezaryen çok fazla, bu bir komplo diyor. sonra, sezaryen kelimesi ona kürtajı çağrıştırıyor, eski meselelerinden biri olan bu konuya atlıyor. onu da çok üstüne yüklenilen uludere’ye bağlayarak. o sırada bu konuda bir düzenleme fikri yok. zaten kadından sorumlu bakanları da tayyyip’in sözlerini yumuşatmaya çalışıyor.
    sonrasında kimse önemsemese, alay edip geçse birşey olmayacak, ama kamuoyundan yoğun tepkiler gelince iş inada biniyor. e tabi, geri adım atacak değil ya. sağlık bakanına sorulunca yasal düzenlemeler üzerine çalışıyoruz diyor. pardon ama bok çalışıyorsunuz. sen de bu konuyu sizin patron dillendirince duydun ilk defa, bizimle beraber cmt. günü. şimdi gündeme gelen tasarı da yukarıda yazdığım, 2003’te gündeme getirdikleri tasarı.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s