h1

İçindekilere rağmen ülkeyi sevmek

11 Ağustos, 2012

Amerika’da bir dönem okuldaki golf dersini almıştım. Golf hocasıyla piste giderken yolda sohbet ederdik. Birinde kadınlar voleybolda Amerika’yı yenmiştik bir gün önce bir turnuvada, ben de adama onu söyledim. O da “Türkiye’de kadınlar hangi sporu yapıyorlar, voleybol yapıyorlar demek, başka?” diye sordu. Ama öyle bir sordu ki bizim Suudi Arabistan’da kadınlar spor yapabiliyor mu dememizden farksızdı. Ben de “hepsini yapıyorlar” dedim. Nasıl da hemen damarımız kabarıyor, di mi? Türkiye’nin bir Suudi devleti olmadığını göstermek istiyoruz. Bir tarafı bu.

Diğer tarafıysa, düşününce çok da haksız değil adam. Bir Suudi değiliz, ama kızlarımız istediği gibi spor yapabiliyor mu, ben şu sporcu olacağım deyip olabiliyor mu? Mümkün mü böyle birşey? Okumaya bile daha yeni yeni okumaya başladılar genel anlamda.

Süreyya Ayhan’ı izlerken de bu yüzden ağlamaz mıydık zaten? Anadolu’nun bağrından gelip ‘Türk kadının makus talihi’ tamlamasını kırdığı için? (Hatta ben TRT’de okulların katıldığı folklör programını izlerken de aynı sebepten ağlardım).

Konuya gelirsek, Olimpiyat’ta 1500’de bir altın geleceğine ülkede çok az kişi benim kadar inanmıştır, çevresindeki herkese her fırsatta söylemiştir. Sırf burada bile 4 kez Aslı Çakır bahsi geçmiş (ilk bahsettiğimde daha evlenmemişti).

Ama bu, ülke tarihinin Olimpiyat’taki tartışmasız bu en önemli başarısı olmasına rağmen, yarıştan sonraki heyecanım, pür sevincim, yerimde duramayan halim çok kısa sürede sinire ve trt’ye bela okumaya dönüştü: Sunucuların bir atlet düşünce “bizim sporcularımız ayakta”, yarış sonrası sırıkla atlama görüntüleri verilirken “kimse kusura bakmasın, hiç umurumda değil geçti mi, geçmedi mi”, rejiye “bu görüntüyü bırak, sporcularımızı göster” demeleri, finiş sırasında çığırmayı iyi anlatmak sanmaları, ve sonra da “başbakanım, sayenizde başbakanım, bu madalyayı size armağan ediyorum başbakanım” sahnesi. Tam, yaptığı bağışı herkesin gözüne sokanlara benziyor Tayyyip. Sanki o veya danışmanları bilmiyor ne zaman aradığında trt canlı yayınında o konuşmanın verileceğini, yani ROL ÇALACAĞINI.

Üstelik, Tayyyip konuşması bitiyor, iki kızla konuşuyor trt’nin gereksiz spikeri, o sırada tribünler çığlık çığlığa, arkada görüyoruz zaten, 4×400 finali koşuluyor, en önemli yarışlardan biri, Aslı bile dönüp bakıyor ne oluyor diye, ama biz göremiyoruz. Sonra söyleşi bitince yarışı banttan veriyor trt ama o da yarısından. Göremedim diye yazmıyorum, ben eurosport’tan izledim, ama bu görüntüler tam Kuzey Kore görüntüleri.

Bu yazıyı okuyan tek bir kişi bile Tayyyyip aramışken o konuşmanın kesilebileğine imkan ihtimal veriyor mu? O sırada ister olimpiyat meşalesi yakılsın, ister Pistorius takma bacakla şampiyon olsun, ister kraliçe naklen yayında tribünden düşsün. Nitekim, trt’nin iki kanalının o telefon görüntülerini akşam boyunca toplam 8 kere verdiğini gördüm (hiç abartmıyorum, trt haber’de 5, trt 3’te 3 kez, kesin benim görmediklerim de olmuştur).

BBC 24 (yazıyla yirmi dört, roma rakamlarıyla XXIV) kanaldan yayın yapıyormuş bu yıl. “Geçenkine göre kanal sayımıza iki kat artırdık, böylece hokey veya masa tenisi severler bölünmeden izleyebilecek” diyor tanıtımlarında. Bize reva görülense ‘bizim sporcularımız’ anafikirli tek trt kanalı. Onda da plansız ve birçok sporu ihmal eden bir yayın. Öyle belalar okuyorum ki bu kuruma, bana kalsa binaları kafalarına yıkılır, trt logosu da düşüp süper yalaka gn.md.lerinin böğrüne saplanır.

______________________

Dün trt sunucularının sizden sakladığı hikayeler:

– Aslı Çakır Alptekin 27 yaşında ve son 1-2 yılda çıktı vitrine. Daha önce neredeydi diyordum, meğer 19 yaşında 2 yıl doping cezası almış, ama muhtemelen bilinçsiz aldığı bir ilaç nedeniyle.

– Oscar Pistorius 4×400’de Avustralya adına son atlet olarak final koştu dün. Tarihi bir andı.


(Oscar Pistorius’u ayırt etmek zor değil sanırım.)

– 4×400 yarı finalinde Amerika adına ilk koşan Manteo Mitchell’ın bacağı yarışın ortasında kırılmış. O da bunu hissetmiş, ama koşmaya devam etmiş. Fena da koşmamış, kimse birşey anlamadı zaten, Amerika seriyi kazanıp finale çıktı, finalde de gümüş aldı. Cumartesi akşamı podyumda görebilirsiniz.
“Anyone have a leg to lend me?” diye yazmış Manteo M..

– 4×400’de, yani üstelik bir bireysel yarışta değil, takım yarışında Amerika’yı geçen Bahamalar’ın nüfusu 350 bin. Yani Amerika’nın neredeyse 1000’de biri.

Reklamlar

6 yorum

  1. bilmişsin! ben dışardaydım, birkaç arkadaşla oturuyorduk, her yerde televizyonlar var ama tabi ses yok. yarışı izledik ama finishden hemen sonra yayın kesildi. altın madalyayı aldığımızı anladık da ikincinin de bizim altetimiz olduğunu anlayamamışız. daha kötüsü az önce bir gol atıldığında çıkan sesler olimpiyat şampiyonları için hiç duyulmadı. eve gelince yarışı tekrar izledim trtden. müthiş başarı.

    telefon kısmı isyan ettirdi ama artık. bi yeter ya.. hele bakanın kenarda bekleyip kızlar gelir gelmez ellerine telefonu tutuşturması falan..bunun sonu “benim sporcularım, benim olimpiyat
    şampiyonlarım” olursa hiç şaşırmıyacağım.

    eurosportun spikerine ne diyorsun. nerden çıktı bu kızlar demiş ve açıkca dopingi ima etmiş. hadi ben bilmiyordum da eurosportta spor spikeri olan ancak avrupa şampiyonundan ve ikincisinden habersiz olan birini nasıl olimpiyatta spiker yapmışlar anlamadım.

    bir de amerikali atletin haberine inanamadım gerçekten. sakatlanma denince başka birşey düşünüyor insan, kırıkla nasıl koştu inanılmaz. insan bedeninin her seferinde yeniden tanımlanması bu olimpiyat denilen şey.


  2. eurosport spikeri caner eler mümkün değil öyle şeyler demez. demedi de zaten, izledim ben o yayını gece. hiç öyle şeyler geçmedi. o sözleri ilk aktaran bir cümle parçasını almış, yanlış anlamak için uğraşmış. yorumcu olarak erkan hatipoğlu vardı, elvan’ın eski antrenörü, o, aslı’nın daha önce doping cezası aldığını söyledi, caner eler de konuyu “bir yanlış anlamadan olmuş” diye kapattı.
    ne kadar kolay karalıyorlar bizde insanları… caner eler müthiş bir sunucu, ülkedeki spor düzeyinin çok üstünde. ya saçmalamış birileri, ya da trt tarzı çığırmadığı için, başka ülke atletlerini de tutkuyla anlattığı için bir kara çalmak istemiş.


  3. bakan suat kılıç tam bu sahneler için var zaten. adamın bakanlar kurulundaki varlığı tam bir dalkavukluktan başka birşey değil. hiçbir şeyden iyi anlamaz, hiçbir özelliği yoktur. ama sahibine itaatte kusur eylemez. “suat bana ver bakayım şu kızları, çabuk ol ama, trt canlı yayında şimdi”.
    insan mevkisini birine borçlu olursa sonu da böyle oluyor.


  4. hayır hayır ben bizim spikerleri kastetmemiştim. eurosportun ingiliz spikerlerinden birinin ifadesi böyle imiş. caner eler’i de dinledim, elbette onun söylediği birşey değil, olamaz. benim hatam eksik yazmışım.


  5. pardon, ben yanlış anlayıp atlamışım. arayayım demiştim, sonra da bulduklarım şimdi canımı sıkmasın diye vazgeçmiştim. bizde de eurosport olunca hiç aklıma gelmedi yabancı yayını kastedebileceğin.
    kim dediyse haltetmiş. ben en büyük organizasyonlar dışında atletizm takip etmem, ama ne zamandır biliyorum aslı’yı. ayrıca, bu yılın olimpiyata katılanlar arasında en iyi 2. derecesi onun. o da küçük bir yarışta değil, herkesin gözü önünde diamond league yarışında geldi, paris’te.
    bunlar işte bizim şöhretimizle ilgili (bilinmeyen bir amerikalı veya etiyopyalı gelse kimse böyle demez): atletizmde başarılı olamaz (olimpiyatta elvan dışında koşu madalyamız yoktu) ve doping yapar -birçok halterci kadından, sonra da süreyya ayhan’dan.
    şimdi araştırdım, o yarışa katılan ingiliz’den çıkmış bu söylentiler. ünlü maratoncu paula radcliffe de katılmış. dünya rekoru filan kırılsa anlayacağım da o kadar yavaş bir yarıştı ki. 3:56’sı olan kıza 4:10 koştuğunda dopingli demek tam saçmalık.
    bizim de cahilliğimiz. 19 yaşında bir ilaçtan ceza alınca kariyerin boyunca üstüne yapışıyor bu.


  6. gençler ve spor genel müdürü, tayyyyip aradığında telefonu kızlara vermek için nasıl çabaladıklarını anlatıyor. staddaki tüm engelleri geçmek için didinmişler. “canlı yayına girecekler” demiş trt’ciler, “yayın beklesin, başbakan arıyor” demiş adam. tüm ülke bekleyebilir, bir tayyyyip bekleyemez. mantık budur.

    ayağı kırılan amerikalı haberini ben de hayranlıkla karşılıyorum daha çok. ama kazanma hırsı (muse’ün olimpiyat şarkısındaki gibi “ne olursa olsun kazanacağım”) ile de bakılabilir.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s