h1

“When a man is tired of London, he is tired of life…”*

30 Ağustos, 2012

– 10 gün olmuş, ama ben de bir gazete değilim ki güncel olma zorunluluğum olsun: Japonya’da madalya olan atletlerin geçidine 500 bin kişi katılmış. Benim burada gittiğim, atletizm milli takımının tam kadro olduğu Avrupa Ligi yarışlarında 500 kişi bile yoktu tribünlerde -60-70 bin kişilik stadda.

Japonlar da 2020’ye aday ve onlar varken bize oy verecek Olimpiyat komitesi üyesi ya salaktır ya da para yemiştir. Zaten bizim aday olmaktaki gayemizin sportif olmadığını anlamak için burada yaşamak gerekmemeli. Ülkenin vizyonu, Bağış Erten’ın deyimiyle “inşaat ya Resullalah”.

– Altta geçen, 4×400 bayrak yarışında, turunun ortasında kaval kemiği kırılan ama aynı tempoyla yarışı tamamlayan Manteo Mitchell, okulları dolaşıp söyleşilere katılıyormuş. Geçen hafta bir gün New York borsasını altın alan kadın futbol takımı kaptanı Christie Rampone açmış. Zaten 2004’te ayağı burkulsa da takım yarışı için atlama beygirinde atlayış yapıp altın almalarını sağlayan kızı da hala herkes hatırlar o ülkede. Peki, siz, 2. turunun ortasında sakatlandığı için yarışı sekerek ve ağlayarak 800 mt.ci Merve Aydın’ın adını herhangi bir yerde duydunuz mu? Ya, ilk maçında parmağı kırılan ve son iki maçını 2-0’dan 3-2 kaybedip 4. olan Bahri Tanrıkulu’nu? Ben de ne diyorum ya, ne Merve Aydın’ı, ne Bahri Tanrıkulu’su?

– 41 çeşni spordan sonra tek futbola tamah edesim hiç gelmiyor, ama Barc.-R.Madrid maçını izliyordum. Dışarıdan, başka bir evden bağırışlar geliyordu. Yok artık, olamaz dedim, ama gerçekten de öyleydi. Bir evdeki iki genç Barcelona ataklarında vur be diye bağırıyorlardı kendilerinden geçmiş bir şekilde. Herhalde dedim, arkadaşların 7 ceddi Katalan, Barcelona’da doğmuşlara ama bir şekilde burada büyümek zorunda kalmışlar. Yoksa, daha hiçbir yayın organımız El Clasico’yu doğru yazmayı bilmez, ama mutlaka da yazarken başkası mümkün değil, di mi?

– Yine Bağış Erten “Türkiye’de en popüler 5 spor: 1-Futbol, 2-Futbol, 3-Futbol, 4-Basketbol, 5-Basketbol” der. Tam içime sinmez bu benim. Bir defa basketbol bizde hiçbir zaman kitlesel ölçüde ilgi uyandırmadığı gibi bizim asıl sevdiğimiz de futbolun kendisi değildir. Futbol tartışma programlarına 5 dk. baksanız veya sırf Alex-Aykut Kocaman anlaşmazlığı konusunun tüm Olimpiyat’tan veya tüm diğer futbolsal konulardan fazla işlendiğini görünce anlarsınız asıl neyi sevdiğimizi: 1-Çekişme, 2-Çekişme, 3-Çekişme, 4-Futbol, 5-Futbol.

– Fener’in Şamp.Ligi eleme maçı yerine Paralimpik Oyunlar açılışını izliyorum. Sporda politikanın en az olacağı yer Paralimpik Oyunlar olmalı, di mi? Ama konuşmasını bilmeyen, arka planda konuşmaları verilen Stephen Hawking’in dediklerini çevirmeyip adını bile anmayan (çünkü kendisi o sırada paramızla Londra’ya gönderilse de söylenenleri anlayacak İngilizcesi olmamasının utancını duymakta) trt spikeri şöyle sunuyor: “İnşallah bu staddaki 65 bin kişi İngiltere marşını alkışladıkları gibi İstiklal marşımızı da söyleyecekler…. Ve sırada, dost ve kardeş ülke Azerbaycan. Onların madalya alması için de dualarımızı gönderiyoruz. Bunu anlatmak da bize nasip olsun.” Sıra Azerbaycan’a geldiğine göre Armenia çoktan geçmiş olmalı, adını bile anmadı ama.
Allah binbir belanızı versin, kurumunuz başınıza çöksün, hep beraber altında kalın. 2 oldu, 1001 kere söyleyince gerçekleşecek.

* “… for there is in London all that life can afford“:
Samuel Johnson, 1777. Olimpiyat kapanış töreninde yerde yazan özlü sözlerden.

Reklamlar

4 yorum

  1. Simon, son posta yorum bırakamadım. Burada şansımı deniyorum.
    Önce şu operasyon ne ise, şimdiden geçmiş olsun.
    Beyaz Gelincik’i annem seyrederdi, ondan duyardım. Ben o zamanlar Hırsız Polis mi seyrediyordum acaba?
    Şu tek parmağıyla telefon tutan jöne gelince, bence çok küçümseme onu, acayip aşama kaydetti ve başarılı oluyor.


  2. teşekkür ederim. o sözlere dikkat çekmek veya merak ettirmek istememiştim, ama fena da olmamış. eskiden olsa böyle demezdim, ama şimdi biraz da merak edin yahu. özellikle siz çavdar hanım. arkadaşlığın bir kısmı da merak değil midir?
    (olmadı bu arada operasyon, yarına ya da öbürsü güne ertelendi).

    jönü aşağılamıyorum da hareketini aşağılıyorum. ve yazdıkları karakteri. cool olmak/göstermek için ne yapacaklarını şaşırıyorlar. hadi diyelim, böyle birşey yaptın, ama tüm konuşmalarını, en endişeli anda, en felaket durumda bile tek parmakla mı yapar insan? başka bir yerde ahmet kural pek güzel yapıyor onu. serçe parmağıyla tutuyor telefonu.


    • Hımmm! Seni kızdırmışım belli, vefasızlık mı ettim? Öyle hissetmemeni dilerdim. 😦

      Evet, o rol biraz da Kıvaç’ın dayanılmaz cazibesinin altında ezilir oldu, ama, yine de çocuk iyi oynuyor yahu! :))
      Yine de o serçe parmaklı sahnede gülmekten bir hal olmuştum. Ayrıca Ahmet Kural’ın tüm hallerine hastayım. İşler Güçler bütün yaz boyu tek TV eğlencem oldu.


  3. yok yok, kızdırmak değil, en fazla sitem. eski muhabbetli hale geri dönme isteği.

    tatlıtüy’ü başta beğenmiştim, ama orada kaldı. bir bakış-duruş edindi, hep onu kullanıyor. ahmet kural ve adını bilmediğim partnerini gördükten sonra iyi demek zor.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s