h1

Sempati Dörtlüsü

31 Ağustos, 2012

Bugün atletizm Diamond League’de yılın sondan bir önceki yarışı vardı, çok sevdiğim iki atleti görünce onlardan bahsetmek istediğim bir yazıyı ihmal ettiğimi hatırladım. Ama geç olsun, güç olmasın.

Bu arada, bu sezon boyu Diamond League’de 12 buluşma oldu ve bizden bu yarışlara sanırım sadece 4 kişi katıldı, onlar da birer kez. Oysa, içlerinde Avrupa Şampiyonu olanlar var, isteseler hepsine davet edilirlerdi. Ya da federasyonun böyle bir vizyonu olsa (oysa, daha yılın en iyi derecesinin Aslı Çakır’ın olmadığını bilmiyor federasyon başkanı). Sonra da ‘heyecanlandık, motivasyon fazla gelince ciriti kaçırdım, şu bu’ derler. Git, deneyim kazan, rakiplerini tanı. Ya da altın-gümüş alan kızlarımızı tanımıyorlar diye laf etmeye belki de çok hakkımız yok. Tüm sporcular birbirleriyle sürekli yarışıyor, ama bizimkiler yok. Deneyimi bırakın, yılı 1. bitiren bayağı bir elmas sahibi oluyor. Kaynak arayacağına oradan çıkar paranı, hem sonra zaten sponsorlar peşinden koşar.

Bir de son not, Aslı ile Gamze tabi ki şanslıydı da bir yandan. Önemini azaltmak için değil ama anlamak için diyorum, geçen yıllarda Süreyya’yı son metreye dek bırakmayan Gabriella Szabo gibi üstün bir rakipleri yoktu bu yıl. Bazı zamanlar bazı alanlarda süper bir ekip oluyor, Tyson Gay’in 100 metrede 9.80 gibi süper bir dereceyle anca 4. olabilmesi gibi; ama bazen de bu 1500 gibi daha vasat bir kadro oluyor.

Neyse, geçelim. Kendi Olimpik madalyalarımı birkaç yazı önce vermiştim. Bunlar daha sempati ödülleri. Gördüğünüzde gülümseten sporcular. Zaten çoğunun bana yaşı uymaz, boyu uymaz, hepsi uysa kulaç genişliği uymaz.

1 – Ranomi Kromowidjojo

Süper bir adı var bir defa. Hollandalı, ama kesin Surinam bağlantısı da vardır. 50-100 metre serbest altını aldı. Ve ben -bu resimde anlaşılmayabilir ama- Azra Akın’a benzettim. Çok kişi sevmez Azra Akın’ı ama sonuçta dünya güzeli. Onun gibi geniş bir alın, geniş bir gülümseme ve gülen gözler…

2 – Katarina Johnson-Thompson

Heptatlet. İngiliz, daha 19 yaşında ve seyircinin sevgilisiydi Londra’da. Bizim bir sporcumuz da şöyle şehirli bir genç kız portresi çizse ne hoş olacak.

3 – Shelly-Ann Fraser-Pryce

Herkesin bir okulunda mutlaka böyle, kısa, en önde oturan, hafif inek ama ineklikten çok şirinlik muskası, sürekli gülümseyen, arka sıra haylazlarının sürekli uğraştığı, herkesin sevdiği (ama kimsenin de aşık olmadığı) bir kız olmuştur. Ben sınıfında olsaydım olurdum aşık. Ama Shelly-Ann Fraser’ın soyadı geçen yıl çoğaldı, ben de aldığım Jamaika biletini şöminede yaktım, kış boyu onla ısındım.
Shelly-Ann 100 metrede geçilmiyor. Onda altın, 200’de de, 4×100’de de alttaki Allyson Felix’in gerisinde iki gümüş aldı.

4- Allyson Felix

Antrenörü Allyson Felix’in koşu stiline ince ve zarif demiş, ben de öyle farkettim. Ben bu kadar güzel koşan birisini görmedim. Koşmuyor zaten, akıyor. Tam bir ceylan gibi.
Allyson Felix Olimpiyat’ın en önemli kahramanlarından biriydi, 200’ü kazandı ve çok ender görülen birşeyi yaparak hem 4×100’de, hem 4×400’de koştu, toplam 3 altınla bitirdi. 4×100’de manyak bir rekor kırdılar zaten. 100 metrede de 5. olmayıp bir madalya alsa çok efsanevi birşey olurdu.


Shelly-Ann Fraser-Pryce, Allyson Felix, Carmelita Jeter

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s