h1

Geçen yaz ne yaptığını biliyorum: Beyaz Gelincik – Olgun Şimşek

12 Eylül, 2012

Akşamüstü mini bir operasyon olana dek çok vaktim var. Ne yapsam? Ah, benim bir bloğum vardı. İçinde güzel güzel insanlar vardı (şimdi hala var ama daha az ‘-lar’). Orada kafama göre yazayım, edeyim, dönükeyim…

______________________________

Beyaz Gelincik, yani pamuk. Çukurova’nın verimli pamuk tarlalarına İstanbul’dan okumuş güzel bir ziraat mühendisi gelir. Pamuk gibidir cildi. Köylüler ona beyaz gelincik adını takar.

Yazın başında başladı Beyaz Gelincik. Geceyarısı sonraları, her gece, haftasonu-içi, Ramazan-bayram demeden sürdü ve tam yaz sonunda da bitti. Ve -kaçırdığım birkaç bölümü hemen bulup izlemek dışında- her gece izledim. Pek çok da iyi ettim. Bir süredir vaktimi verdiğim en hoş şeylerden biriydi. Bir daha da dizileri izlemeden eleştirmeyeceğim, alay etmeyeceğim.

Yaşar Kemal’in Binboğalar Efsanesi ile başladı Beyaz Gelincik, onla bitti. Bol bol ekolojik tarım ve gerçi daha çok ismen de olsa nanoteknoloji bahsi yaptılar. Ekolojik tarımı ‘börtü böceği birbirine kırdırmak’ diye tanımlıyorlardı ki ne doğru. Tarım ve Çukurova zaten dizinin belkemiğiydi.

Yayınlanalı 6-7 yıl olmuş ve bu arada dizi anlayışımız ne çok değişmiş. Zamanın en popüler dizilerinden biri bu, ama sahneler sarkmıyor, uzun uzun bakışmalar yok, sürekli bir şiddet-felaket-çığlık çığlığa canhıraş hal yok, tek işaret parmağıyla telefon tutan jönler yok. Düzgün, başı sonu belli bir hikaye var, ve hikayenin içerdiği gizem katman katman açılıyor dizi boyunca. Müthiş değil tabi ama en azından gayet hoş seyredilir ve keyif verebilir olduğuna ikna etmeye çalışıyorum.

Bir de oyuncular gerçekten üst düzeydi. Bu zaman için tam all-star bir kast zaten. Hemen hepsi canayakın isimler. Son 10-15 yılın dizilerinin sembol ismi Altan Erkekli, orta yaş jönü Erkan Petekkaya, karşı cins olsam aklımdan geçebilecek Mehmet Günsür, fobileri olan çok başarılı bir tiplemeyi oynayan İsmail Hacıoğlu, sonra doğal güzel Tülin Özen ve gelincik Sezin Akbaşoğulları.

Ama en çok da, resmen şov yapan Olgun Şimşek. Kötü karakteriyle o zamanlar da ilgi uyandırdığını hatırlıyorum Olgun Şimşek’in. Kötü adam ama tam bir cool kötü adam. Şimdikiler gibi sonsuz parası ve adamıyla kötülük saçan biri değil, her durumdan sıyrılmasını bilen bir ‘becerikli Mr. Ripley’. Rahat, Hırsız Polis’in Aksak’ı ile beraber dizi tarihimizin en iyi kötüsü.

Harbiye de yapmıyor kötülüklerini, belli bir gayesi var. Aziz olarak pavyona sokup Azize adını verdiği, onun yüzünden düştüğü yoldan Mehmet Günsür’le evlenip kurtulan ve gerçek adı Meryemce’ye dönen Tülin Özen’i elde etmek. Her türlü zorluktan kurtuluyor, kötülük saçmaya devam ediyor. Ama sonunda da öyle bir geberiyor ki hep beraber derin bir ohhh çekiyoruz. Anlatayım, nasılsa kimse o kadar bölümü izlemeye kalkmaz şimdi:

Meryemce, pek çok sevdiği Mustafa’sını ve karnındaki ikizlerden birini öldürdüğü için Aziz’den intikam almalıdır (dizide vahşet yok mu demiştim?). Bunun için de şöyle bir plan yapar: Ona ihtiyacı olduğuna ikna edip kendisini yurtdışına kaçırmasını ister. Bu sırada da gizlice bir tekne alır. Aziz de tabi onun tekne aldığını öğrenir, tam da güvenemiyordur zaten ve onu o gün tekneyle kaçırır. Eyvah deriz biz, oysa Meryemce’nin planı zaten odur.

Açıkta dururlar. Dolapta içkiyi gören Aziz sofrayı kurdurtur, Meryemce de buzları da koyar. Kısa süre sonra buzlardaki ilaç etkisiyle Aziz sızar. Uyandığında kelepçelidir. Meryemce bu sırada teknenin vanasını açar, su almaya başlarlar. Meryemce de arkaya bağlı Zodiac botla kurtulacaktır. Aziz, beni öldürme, cinayetlerimi itiraf edeyim, telefonuna kaydet, polise ver der. Meryemce kabul eder, vanayı kapatır. Ama Aziz anlatırken kelepçeden kurtulur ve onu Meryemce’ye takar. Vanayı açar, yanlarındaki parayı almak için kameraya girer. Kameranın kapı kolu sorunludur. Dümene kelepçeli olan Meryemce yakındır, kapıya bir tekme atar. Kapı kapanır, kolu da Aziz’in elinde kalır. Meryemce teknenin anahtarlarını kullanarak kurtulur. Yalnız bu sırada biraz hareket etmişlerdir, Zodiac bot da Aziz çözdüğünden geride kalmıştır. Meryemce hemen suya atlar, bota yüzer. Bu sırada Aziz’i kameranın penceresinden Azizem diye bağırırken görürüz. Meryemce bota çıkar, Aziz inlemeye devam eder ve sonra da batar. Gördüğüm en hoş kötü adam ölümlerinden biri oldu doğrusu.

Madem vahşi bir sahneyi anlattım, bir de güzeli. Dizinin en başı:

Tarlada bir işçinin bebeğinin doğumu için eğlence. Erkan Petekkaya-Ömer de orda, Sezin Akbaşoğulları-Ceren de. Ceren halay çekmekte, modern ağa Ömer masada.
Ömer: Zeki.
Zeki: Buyur ağamÖmer: Bak şurda halay çeken kız var ya
Zeki: Ha, Ceren abla, beyaz gelincik.
Ömer:  Niye Beyaz Gelincik?
Zeki: Pamuk gibi akça pakça ya, biz aramızda öyle deriz ona.
Ömer: Sizinle hep böyle içli dışlı mıdır?
Zeki: Öyledir, sağolsun. Çok sıcakkanlıdır Ceren abla. Burda bir deneme tarlası var biliyorsun. Çoğu gece burda huğularda kalır.
Ömer: (Ömer gülümser). İşini seviyor anlaşılan. Peki Zeki, sağol.

Ceren halayı bırakır. Ömer Ceren’in yanına gider.
Ömer: İyi akşamlar.
Ceren: İyi akşamlar.
Ömer: Aylardır bizim için çalışıyormuşsunuz. Ama pek karşılaşmadık.
Ceren: E, yüzlerce kişi çalışıyor sizin için.
Ömer: Ama bugün 3. kez karşılıyoruz.
Ceren: Ne diyebilirim, rastlantı. Yoksa özür mü dilemem gerekiyor?
(Ömer elini uzatır)
Ömer: Peki o zaman resmen tanışalım. Ömer Aslanbaş ben.
Ceren. Biliyorum nam-ı diğer Ömer Ağa, nam-ı diğer Ağahan.
Ömer: Evet o benim.
Ceren: Ceren Duru.
Ömer: Nam-ı diğer beyaz gelincik.
Ceren: Size kadar geldi demek.
Ömer: Evet.
Ceren: Aslında bu ismi daha çok seviyorum.
Ömer: Neden?
Ceren: Söylersem elimi bırakacak mısınız? (hala tokalaşma halindedirler).
Ömer: Peki ama söyleyeceğiniz şey buna değmeli (Ömer Cerenin elini bırakır). Buyrun.
Ceren: Çünkü beyaz gelincik yani pamuk, eşsiz bir bitkidir. Başlangıçta, narin cılız bir fidedir. Herşeye boyun eğecek sanırsınız. İçinizde şefkat uyandırır. Sonra gitgide hayata daha sıkı tutunur. Suya açlığı artar, yaprakları sertleşir, başı dikleşir, incisini korumak isteyen bir istiridye gibi zırhlara bürünür. Sonra bir gün, kıskançlıkla sakladığı şeyi, cömertçe sergiler. Kozası açılıverir. Ve siz, o bembeyaz ışığı, o saflığı, yumuşaklığı görürsünüz. Hayran kalırsınız.
Ömer: Harika, pamuğu seviyorsun.

Reklamlar