h1

Geç bir festival günlüğü

23 Ekim, 2012

[Editörün notu: Geçen gün burada gugıl reklamları gördüm, ama sadece bir gün, sonra da geldikleri gibi kayboldular. Blogşpot’ta -1 milyon tıka 5 dolar gibi anlaşmalarla- kendi bloğuna reklam alanlara gayet kıl olan biri olarak bunun tabi ki benim değil, wordpress’in işi olduğunu söylemem gerek. Umarım geri getirmezler ki ben de wordpress’in merkez ofisini soymak zorunda kalmam. Şimdi yoğun grip yüzünden geç kalan festival günlüğüne geçelim.]

Salı: İlk gittiğim film bayağı gecikti. O hiç önemli değil de sahneye çıkan yönetmen “filmi sabaha karşı tamamladık, sonra uçağı kaçırdık, yolda da polis durdurdu” dedi. Ah, o ka ka polis. Yalnız, ben aynı bahaneyi, hele ‘yolda polis durdurdu’ sözünü birkaç yıl önce bir kere daha duymuştum. O çok daha inandırıcıydı ama. Zaten polis olsa olsa 5-10 dk.nı alır. Ama sanki bu adamların film çekmedeki gayeleri bu anları yaşamak. O koşuşturmaca, polise “portakala film yetiştiriyoruz”, seyirciye “polis durdurdu” demek. Neyse, hem film bitmemişse bu festival komitesi uluslararası yarışmaya Türkiye’yi temsilen katılan filmi izlemeden mi seçiyor yani?

– Film sonrası söyleşide oyunculardan biri, aynı zamanda filmin iki yapımcısından biri olan, Behzat’ın temiz yüzlü Cevdet’i, filmin teknik sorunlarından dolayı gayet üzgün görünüyordu. Ben de çıkışta üzülmeyin demek istedim. Yanına gidip post-production canınızı sıkmış gibi dedim. Öyle, çok hatalar vardı dedi. Ben de “ne olacak, daha uğraşırsınız, NBC bir yıl harcıyormuş bir filme” gibi birşeyler diyeceğime “Cevdet’i öyle sempatiyle izliyorum ki üzülürseniz üzülürüm” dedim. Sonra da “hatta bir arkadaşıma daha yeni ‘gerçekten ziraat mühendisiymiş, ama iş bulamayınca oyuncu olmuş gibi duruyor’ demeyi düşünmüştüm” dedim. Bu laf aslında o tereddütlü dürüst çocuğu iyi oynadığını anlatmak içindi ama hiç öyle durmadı.

– Söyleşide bir seyirci Bela Tarr, Sokurov gibi yönetmenlerin adını anarak yorum yapmıştı (adı anılan yönetmen ne kadar yetkin olursa yorum da o kadar özenti oluyor), çıkışta aynı adam etrafında 4-5 kadına “ben bir film çekseydim…” diye bir başlayan birşey anlatmaya başladı. Herhalde kadınlar “beni oynat” gibi birşey demiş olmalı ki adam “hanginiz teca vüze uğramak isterdi?” dedi (filmde öyle bir sahne vardı), kadınlar gülüştüler. Sonra bir tanesi “filmde se ks olsun, sonra zarafet olsun” dedi. Ah, bu kadınlar beni öldürecek.

Çarşamba: Film bittiğinde Cem Özer’in arkasından dışarı çıkan adam Istvan Szabo muydu? Oydu tabi. Ben koskoca Szabo ile, yani Zoltan Fabri ile beraber Macar sinemasının iki yarısından birisi olan bu adamla aynı salonda film mi izledim yani? Szabo uluslararası jüri başkanı olduğuna göre demek bu film de yarışma filmiydi. Dışarıda elini sıkıp birkaç kelime söyledim. Çok naziksiniz deyip teşekkür etti. Bugün Istvan Szabo’nun elini sıktım, daha ne olsun?

Yalnız,  film sonrası kısacık söyleşide 20 kişiysek çıkışta 19’u lüks minibüslere bindi, bir ben soğukta otobüs beklemek üzere durağa yöneldim. 23:30 filandı, en azından yağmur yağmıyordu.

Perşembe: Hayvanlar beni sever demiş miydim? 5 ördek ve ben, Ramiz’in yarı köfte-yarı sucuğunu paylaştık. Ben pek doymadım.

Cuma: Kapanış partisinde Zerre ile ödül kazanan yönetmen ve yapımcı önümdeki gruptaydılar ve sakal ve boyut bakımından aynı Coen kardeşleri andırıyorlardı. Uzun olan etrafındaki kızlara çeşitli dans figürleri yapıyordu, ama bir sırık ne kadar dans edebilir ki? Ben bir sırığın estetik zevkinden de şüphe ederim diyerek haddini aşan ve festival bünyesinde çok tartışma yaratan bir sözle bitireyim. (Adamın soyadı da Tepegöz’müş bu arada).

§  Yukarıdaki hamfendinin istediği tarzdaki filmin tam karşılığı Sylvia Kristel filmleri olmalı. Hele kısa saçlı haliyle gerçekten güzel kadındı S. Kristel. Kendisinin yüce anısına filmin, kendisinden de zarif şarkısı (ki Anılar 9 kasetinin de vazgeçilmez parçalarındandı zamanında) (& temin ederim ki link, ofis yerinde bile açılabilecek kadar masum).

Reklamlar

2 yorum

  1. senin bu festival günlüklerin öyle güzel ki mutlaka bir tanesine ben de gitmeliyim dedirtiyor insana.


  2. daha bugün özden nereye kayboldu demediysem…
    aslında sonradan anlatınca güzelmiş gibi görünüyor, ama bazı anları yaşaması hiç güzel olmuyor gerçekten.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s