h1

Ya başbakan da kamu yönetimi bilmezse?

19 Aralık, 2012

Bizim köşe yazarlarımız futboldan ekonomiye, sanattan eğitime her konuda derin bilgi sahibidirler ya, kamu yönetimini de pek bilirler. Bundan 2-3 yıl önce çıkan bir başkanlık tartışmasında ‘güçler ayrılığı yerine başkanlık sistemini’ önerenleri duydukça hayretler içinde kalırdım. Asıl güçler ayrılığı başkanlık sisteminde olur. Bizdekine güçler ayrılığı demek için çook zorlamak gerekir.

Amerika’da halk başkan, senato ve temsilciler meclisini seçer, üçünü de ayrı ayrı ve ismen. Yasayı temsilciler meclisi yapar, senatonun ve başkanın onayından geçer. Yürütme başkanın atadığı kabine tarafından, onun başkanlığında gerçekleşir. Yargıçları ve yüksek yargıçları başkanlar atar, senato onaylar. Yüksek yargıçların oluşturduğu supreme court -ki anayasa mahkemesi de diyebiliriz- tüm yargı kararları üzerinde son karara sahiptir. Bu 9 yargıç ölmedikçe veya istifa etmedikçe görev başındadır ki başkanlar görevleri süresinde genelde 1 veya 2 yüksek yargıç atar. Temsilciler meclisinin de başkanı görevden alma yetkisi vardır. Yani tam anlamıyla ayrık olmasa da birbirini kontrol eden üç ayrı mekanizma mevcut. (Zaten şu anda başkan ve senato demokrat, temsilciler meclisi cumhuriyetçi, yüksek yargıçlar 5 muhafazakar, 4 liberal).

Bizdeyse tek. Biz sadece meclisi seçeriz. Yasayı o meclis yapar, yine o meclisten çıkan cumhurbaşkanı onaylar (cumhurbaşkanını halkın seçecek olması da bu gerçeği çok değiştirmez). Yürütmeyi de yine o meclisten çıkan hükümet yapar. Yargıyı da, hele son anayasa değişikliklerinden sonra çokça, adalet bakanlığı kontrol eder. O meclisin aynı zamanda anayasayı değiştirme yetkisi vardır.

Yani, neymiş: kuvvetler ayrılığı parlamenter sistemden çok başkanlık sisteminde bulunurmuş. Hatta, başkanlık sistemi, bu ayrılık sistemi yavaşlattığı için eleştirilir. Bizimkilerin imparator sandığı başkanın yetkisi bizim başbakanınkinden daha azdır. Hala ikna olmayan varsa vikipedya’dan: The Parliamentary system can be contrasted with a presidential system which operates under a stricter separation of powers”.

 Bu durumda, kuvvetler ayrılığından şikayet eden -cahil- başbakan asıl ne demek istediğini söylese ya: 1960’dan bu yana ülkenin gördüğü en güçlü kişi olmasına rağmen “Bu güç bile bana yetmiyor, ben artık kral, ben artık padişah, ben artık sultan, ben artık herşey olmak istiyorum” dese ya, şairane.

_________________________

15 Aralık 2010 Çarşamba: Erdoğan Geldi, ODTÜ Karıştı

ODTÜ kampüsü içindeki Tübitak binasına giden Tayyyyip’i protesto eden öğrencilere çevik kuvvet cop ve biber gazıyla karşılık verir. Öğrenciler polisin önünde birdirbir ve uzun eşek oynar.

odtü -15-12-10 -iv

18 Aralık 2012 Salı: Erdoğan Geldi, ODTÜ Karıştı

(copy-paste) ODTÜ kampüsü içindeki Tübitak binasına giden Tayyyyip’i protesto eden öğrencilere çevik kuvvet cop ve biber gazıyla karşılık verir.

odtu_gaz_foto -18-12-12

Reklamlar

3 yorum

  1. bugün t24’de aydın engin de bu konuda yazmış: http://t24.com.tr/yazi/otur-yerine-sifir-/6017


  2. komik olan halen birilerinin “acaba başkanlık mı istiyor?” sorusunu sorması. hı-hı evet panik yok sadece başkanlık istiyor. yalnız senin başkanlıktan anladığınla onun anladığı pek birbirine benzemiyor.
    yahu bilmiyorum ki, toplumun geneli için sanırım başımızda padişah olmuş, diktatör olmuş, o olmuş, bu olmuş pek fark etmiyor. dindar, milliyetçi, girişimci, iş bitirici birisi olsun da ne şekilde olursa olsun.her şey yolunda…
    yazını yine pek çok beğendim 🙂


  3. bak bu da benim 🙂



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s