h1

Tabi ki babanın çiftliği

26 Aralık, 2012

Tayyyip’in son yıllarda ntv’ye 3. konuk oluşu bu, benim hatırladığım kadarıyla. İlkinde sert soru sormaya aday Banu Güven vardı. Müthiş bir gazeteci değil (müthiş gazeteci için The Newsroom’u izleyin) ama gayet cesur biri Banu Güven. Ama sonra, programına uyarılara rağmen Leyla Zana’yı çıkardığı için kovuldu. Geçen yıl seçim öncesi ntv sohbetinde ise Ruşen Çakır vardı. Hatırlarsınız, “ama öldü efendim” ‘den bahsetmiştim; Hopa’da gaz nedeniyle ölen emekli öğretmen akrabalarıymış, yayında onu sormuştu. Ne oldu? Kovuldu.

Bu yıl, Türk sağının yüce şahsiyeti, Özal’ın has adamı Mehmet Ali Barlas vardı. NTV’deki değişimin özeti. İnanmadığı şeyleri söylemez Barlas, ama inandıkları da sağcıların daha fazla hoşuna gider. En azından söyleşinin önemli bir kısmında Tayyyip’i onaylayacağını biliriz. Öyle de oldu.

Peki, her zaman herkesle kavga eden Tayyyip bugün en sert kime çıktı? ODTÜ yönetimine. Geçen gün Ankara Emniyeti’nin çıkışına hafif tepki vermiş olabilirim, ama şimdi orada dur bakalım.

Birkaç ay önce Çankaya Üniversitesi mühendislik fakültesi dekanı istifa etmiş. Bir milletvekili, kızı/oğlunun sınıfı geçmesi için üniversite yönetimini aramış, yönetim de dekanı. Dekan da yapmam demiş, istifa etmiş. Rektör yardımcısı da görevinden ayrılmış. Bunu bana anlatan kişi de akp’nin kontrol edemediği çok az üniversite kaldı, biri odtü demişti.

Not meselesi tabi çok abartılan bir konu. Daha çok yandaşları işe alma, muhalif çalışmalar yapmama, devlet projelerinden pay alma gibi konular söz konusu. Yani odtü karşıtlığı geçen hafta olmuş değil.

______________________

Tayyyip’in çalışma ofisindeki böceğe takıldı herkes (bu eski bir haber değil miydi?). Bu sırada diğerleri kaçtı. Mesela, şöyle başladı Tayyyip (metin şurada):

“Bir defa Türkiye’de kuvvetler ayrılığı prensibini en güçlü savunan partinin lideriyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin.”

sonra ilerleyen kısımda da şöyle dedi:

Nermin Yurteri: Ama meclise sunulan tasarıda bazı farklılıklar var bu başkanlık kararnameleri çıkarma yetkisi ve meclisi fesih yetkisinin olması başkanın kuvvetler ayrılı ilkesine tamamen aykırı.

Recep Tayyip Erdoğan: O anayasayla ilgili bir konu millet size böyle bir yetki veriyorsa mesela şimdi referanduma gidiyorsunuz millet diyor ki ben başkana bu yetkiyi veririm diyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün döneminde işi nereye bağlamıştı nihai karar merci TBMM’dir demişti. O zaman Gazi kuvvetler ayrılığından bahsetmiyordu kuvvetler birliğinden bahsediyordu. İşi getirip TBMM adına cumhurbaşkanına yetkiyi veriyordu. O günün savaş şartları filan belki bunu bu şekilde ama ölene kadar bu şekilde devam etti ve bunu İnönü’de kullandı.

Mehmet Barlas: Siz şu anda Türkiye’nin başbakanı olarak Amerika’nın başkanından daha güçlüsünüz. Amerika’nın başkanı istediği kanunu çıkartamıyor istediği atamayı yapamıyor. Başbakanlık sistemi daha güçlü daha etkili niçin başkanlık sistemini düşünüyorsunuz?

Recep Tayyip Erdoğan: Burada parlamentonun gücünü daha da arttırmak, bir defa referanduma açık bir yapıyı bizim güçlendirmemiz lazım. Biz iki referandum yaptık ama daha da fazla olması lazım.

Pardon ama ülkede gazeteci mi yok? Gazeteci olmasına da gerek yok. Biraz dinlediğini anlama ve mantık yeterli. Yani biri de çıkıp “o zaman siz ilk söylediklerinizi yalanlamış oluyorsunuz, basbayağı kuvvetler ayrılığına karşısınız” niye diyemiyor?

Daha kötüsü de var. Birazdan göreceklerinize orta değil, direk gollük pas demek bile ayıp olur. Adam bizzat getirip topu kale çizgisinde bırakıyor. Sizin tek yapmanız gereken orada duran topa dokunmak. Üstelik karşıdan geliyorsunuz. Yani kaçırmanız fiziğe aykırı:

Mehmet Barlas:(Çeşnicibaşınız var mı diye sorduktan sonra) Mideniz bozulsa kuşkulanır mısınız?

Recep Tayyip Erdoğan: Mide bozuklukları hele hele bu organik inorganik bu olaylardan sonra sürekli tehdit altındayız. Hiç birimiz belki istisnai olanlar vardır organik gıdalarla beslenmiyoruz ki bizim hanım bu işlerde çok hassastır. Onun içinde resmi konuttaki bütün şeylerimizde bunlara dikkat ediyoruz mümkün olduğunca. Ama yeşili alıyorsunuz bütün o yeşil bitkilerde, aldığınız süt öyle, yoğurt öyle. Vatandaşta bu imkanları bulamıyor. Kanser niye bu kadar artıyor hep yanlış beslenmelerden kaynaklanıyor. Biz geldiğimizden bu yana SGK olarak sağlıkta yaptığımız ödemeler bire dört bire beş arttığı halde maalesef mücadele devam ediyor.

Bunu duyan kişi “Ee, o zaman anacım, niye ülkeyi GDO cenneti yaptınız? Niye ülkedeki mısırların %90’dan fazlası ve soyanın hepsi GDO’lu? Niye GDO’lu ürün kullanan üreticiler bunu pakette belirtmek zorunda değil (mesela bunun Ülker’le olan ilişkinizle bir ilgisi olabilir mi?)?” diye niye diyemiyor, ha niye diyemiyor?

Azıcık cesaret, azıcık konular arası esneklik, azıcık hazırcevaplık zekası. Başka bir isteğim yoktu.

Reklamlar

4 yorum

  1. bu insanlar nasıl bir ruh hali içinde merak ediyorum. ya tamamen kafasız, ya tamamen ruhsuz ya da ödemek zorunda oldukları banka kredilerine mahkum. sanırım pek çok insan için son şık geçerli, para herkese hükmediyor. tv sahibi, devlet ihalelerini kaçırmamak için çiftliğin kapılarını açıyor (ki bunlar en ahlaksızı, nihayetinde serveti torunlarına yetecek kadarken hala yetmiyor hala yetmiyor), gazeteci kredi kartını ödemek için mevziiyi korumak zorunda. düşünsene, ağızlarına açmak gibi bir gereklilikleri yokken, odtü’ye çamur atmaya yarışa giren rektörlerin yanında, maaşını alabilmek için ayağına gelen topları taca atan gazeteci ne ki…


  2. oradakilerden nermin yurteri (sarışın olan) iyi bir gazeteciye benziyor. geçen yılki seçim öncesi söyleşide de biber gazına ve polisin sertliğine getirmiş konuyu, tekrar seyredince gördüm. tayyyip’e cevap vermeye çalışmış, oğuz haksever konuyu kapatmaya çalışırken. ama biraz da konularla ilgilenmek, peşine düşmek ve fırsatı bulmuşken lafını etmek gerekiyor. korku kadar mülakat gazetecisi hazırcevaplığı lazım. tabi ki kaçınılmaz olarak işsiz kalmaktan korkuyorlardır. o gün evden çıkarken ‘aman ha’ diyordur birileri onlara. ama diğer yandan, yandaş olmak da istemiyorlardır herhalde. yani çok zor bir denge.
    zaten hepsi ünlü insanlar, kolay kolay işsiz kalmaz, başka bir yerde iş bulurlar gibi geliyor bana, aynı paralara olmasa da. gerçi erkek dergisi yönetmenliğine düşen de oldu aralarında ama o da istese başka bir iş bulurdu herhalde.


  3. erkek dergisi yönetmenliğine düşen yakışıklı, büyük hayal kırıklığımız oldu ya neyse…bir sefer tesadüf dergi elime geçti, oooo güzel hayat, daha da düştüğü yerden çıkamaz dedim hak verdim kendisine:) sorman gereken soruları korkudan soramayacaksan, elinde şampanya italyalarda falan moda gösterilerine katıl daha ahlaklı bence. hiç değilse aldığı paranın karşılığını verir insan.


  4. adam harbiden yakışıklı ama yani. ki ben bunu pek kişi için kabul etmem. bir de yazları motosiklet programı yapıyor ntv’ye, sponsor motosikletlerle. oh, keka. oradan çıkılmaz gerçekten.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s