h1

SENİ YİYCEM!

4 Ocak, 2013

Evet, hazırsanız planı açıklıyorum. Ama her zamanki gibi önce n’apıyoruz: Şarkıyı çalmaya başlıyoruz, o çalarken okumaya devam ediyoruz:

Tayyyip ofisinde sakin sakin oturmaktadır. Ofis, Üsküdar’daki konutun çalışma odası. Bu sırada dışarıdan bir müzik sesi duyar. Başta geçer diye üstünde durmaz. Ama geçmediği gibi ses artar. Bir süre sonra telefonı eline alıp birini çağırır, Katip, bak bir bakayım, eğlence yapıyorlar deniz kenarında filan, sesi azaltsınlar der. Katip gider, ama zaman geçer, ses azalmaz. Üstelik, yavaş yavaş artar. Pencereyi açıp bakar, müzik deniz tarafından gelmemektedir. Başka bir taraftan da gelmemektedir. Müzik yukarıdan gelmektedir. Fesüphanallah diye başını yukarı çevirir, gökten yüzlerce küçük obje salına salına düşmektedir. Ama sadece konutun etrafına düşmektedirler, biraz ilerisi temizdir.

Artık ses odanın içinde çınlamaktadır. One way, or another… I’m gonna getcha… Getcha getcha getcha… Muhafızlar, yani korumalar da dışarı çıkmış yukarı bakmaktadır. Ev ahalisi de dışarı çıkar bu sırada, Sümeyyye dahil, ne olup bittiğine anlam vermeye çalışır. Düşenlerden eline alır aşağıdakiler. Neymiş o der Tayyyip korkuyla. Kulağına tutar bir koruma. Müzik çalıyor efendim, der, yukarı doğru. Tenis topunu geçmeyecek büyüklükte, hafif plastikten parlak yeşil hoparlörler işlevini yerine getirmektedir. Ne bakıyorsunuz, toplayın diye bağırır, sinirlenen Tayyyip. Korumalar hemen düşen hoparlörleri toplamaya başlar. Ama yukarıdan yağmaya devam eder. Şarkı da bir türlü bitmeden devam eder. Sesi azaltmak için pencereyi kapar, perdeleri bile kapar. Eliyle kulaklarını kapayıp önündeki kağıtlara göz gezdirmeye devam eder. Birkaç dk. sonra ses kesilir. Oh be der. İçeri giren Katip “temizledik efendim” der. “Tamam tamam çık” der Tayyyyip.

Aradan 1-2 dk anca geçmiştir ki şarkı tekrar başlar. Bu sefer dışarıdan değil, içeriden gibidir ses kaynağı. Odadan çıkar Tayyyip, koridorda da aynı ses. Çalışanlar, korumalar koridorda toplanır bu kez. Şu odadan geliyor der biri, hayır, buradan da geliyor der diğeri. Biri Tayyyip’e yaklaşır, “efendim, terör olabilir, sığınağa gidelim mi?” der. “Saçmalamayı kesin, bulun bu müziği ve kapatın” der. Dağılırlar odalara. Bilgisayarlar kapatılır, televizyonların fişi çekilir. Şarkıda ne diyor ki der biri, ayağıyla tempo tutarken. Ayıp birşey olmasın der öbürü. Tüm elektrikli aletleri fişten çekin der korumaların başı. Birşey değişmez. Şalteri indirin der, tüm binanın elektriği kesilir. O anda müzik de kesilir. Elektriğe vermişler, prizden geliyormuş der. Kurtulurlar.

Aradan bir-iki saat geçer. Ortalık sakinlemiştir. Tayyyip tuvalete girer. Oturur, az sonra klozet titremeye başlar. Derinden aynı şarkı başlar. Boğuk bir ses derinlerden “one way or another” diye girer yine. Kanalizayondan gelmektedir ses. Hele şarkının 2:45 civarında başlayan, Debbie Harry’nin iki kanaldan söylediği kısmın bir kanalı tuvaletten, bir kanalı lavabodan gelir ki bunun yarattığı sersemletici etki sinirleri iyice bozar. Mit devreye girer. Kanalizasyona giren ajanlar sesin kaynağını bulamaz. İski çağrılır. Birkaç saat sonra Tayyyip’in konutunun kanalizasyonla bağlantısı kesilir. Tuvaletler, lavabolar kullanılmaz olur, ama müzikten kurtulurlar.

Gerilen sinirleri bünyeyi de yıpratmıştır. Tayyyip ve zevceleri erkenden yatağa girer. O sırada hemen karşılarındaki KızKulesinde, tüm zamanların en güzel sarışınlarından (Blondie’nin solisti -ya da kendisi-) Debbie Harry’nin konseri başlar. Ses iyice açılır.

Reklamlar

One comment

  1. yetmez ama başlangıç için güzel. şarkıya da bayılırım.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s