h1

Özüne dönen devlet

12 Haziran, 2013

Bugün akşam 8 civarı Göndoğdu’dan dönerken devletin tepesindeki istisnasız herkesin “gerçekten samimi olan çevreci gençleri ayrı tutuyor, onları seviyoruz” demesinin çok garip olduğunu düşünüyordum. Ne zamandan beri bu ülkede her ne sebeple olursa olsun halka açık bir mekanı işgal eden insanlar bağra basılıyor? Hatta yine tüm bu kocaman adamların en azından “ilk müdahalede aşırılık olmuş olabilir” denmesi de bize hiç uymuyordu. Gezi’ye müdahale olmayacağının söylenmesi de. Eve gelip televizyonu açtığım sıralarda ülke normaline dönmüştü.

Ne kadar sembolik bir ülkeyiz. Sokaktan herhangi bir adam çevirip sorun, çoğunlukla olabilecek en kötü şeyin karısına/kızına küfredilmesi olduğunu söyler, onların başına birşey gelmesi değil. Tayyyyip kendisine edilen küfürlere çok sinirleniyor mesela, ama herhangi bir yaralanma yanında küfürler nedir ki? Bakış açını değiştirirsin, küfrün bir etkisi kalmaz. Ama yaralara, hatta kalıcı vücut hasarlarına bunu yapamazsın. Bugünki olaylar da bundan. Flamaları kabul edememişler. Hatta o yokken asılmış olmalarından dolayı yetkililere de laf etti Tayyyip. Polis de hemen ona karşılık verdi birkaç saat sonra. Oysa ne oluyor akm’de, anıtta flama olunca? İstersen meclisin tepesine asılsın. Kime ne zararı oluyor bez parçalarının? Şekilci, sembolik, doğulu düşünce şekli bu. Fena halde kayık.

Bugünki taksim dayanışması – Tayyyyip görüşmesinin gayet garip-rahatsızlık dolu olduğunu yazacaktım bugün. Birçok insanın hayatta en büyük amaçlarından biri öyle garip anlar yaşamamak. Bir arkadaşının senden borç istemesi, sokakta tanımadığın birinin sana birşey sorması, tanımadığın komşuna selam vermek, birinden yardım istemek durumunda kalmak gibi şeyler. Hatta denebilir ki modern hayat bunları engellemek üzerine kurulu. Amerikalılar abartılı derecede kaçınır bundan. O yüzden zaten bizim dilimizde tam karşılığı yok onun, onlarsa awkward moments diyorlar. Yarınki buluşma her durumda garip olacaktı:

– Arkadaşlar, biz buradayız. Bir istediğiniz olduğunda gelin, bizle görüşün, ne zaman geldiniz de bizim kapımız kapalıydı. Evet, söyleyin bakalım, ne istiyorsunuz?
– Sayın başbakanım, sizin gitmenizi istiyoruz.

Bugünki olaylardan sonra bu garipliğe bir de gerginlik eklenecek, görüşme gerçekleşirse tabi. İnsan utanır bugünki olaylardan sonra oradan gelenlerin yüzüne bakmaya.

Bir kez daha korkunç bir kırgınlık yaşıyorum. Bizim nesil kaçıncı kere yaşıyor bunu?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s