h1

Cumartesi akşamı buluştuk. Binlerce kişiydik.

1 Temmuz, 2013

Cumartesi akşamı Alsancak’ta otobüsten önce yok-şortlu, altına da 15 santim topuklu giymiş (uzun zamandır bu kadar anti-estetik bir şey görmemiştim -en ufak kinaye yapmıyorum) iki kız, sonra eşc insel bir çift kız, en son da ben indim. Bu şehirde hiç eşc insel görmüyorum diye düşündüm. Oysa istatiksel olarak en az %2’si (muhtemelen %3-5’i) eşc insel olmalı toplumun. İzmir, daha doğrusu bazı semtleri, elele iki kızın en az tepki göreceği şehir olabilir bu ülkede. Ama ilginçtir, aynı zamanda da onları mesela İstanbul’a göre çok daha az görürsünüz. İkisinin de sebebi aynı. Burası çok kozmopolit bir şehir değil.

O iki çift kız da Kıbrıs Şehitleri’ne barlara doğru giderken ben Gündoğdu’ya yöneldim. Bir haftadır katıldığım her toplantıda oluşturulması için çok dil döktüğüm miting vardı. Ve tabi ki ben geç kalmıştım. Ama ben zaten öyleyimdir. Önemli olan olmasını sağlamak ve binleri toplamaktır. Sonra ben gitmesem anca bir kişi eksilir.

Saat 9’u birkaç geçiyordu ve Gündoğdu bomboştu. Oysa 8:30’taki toplanma henüz dağılmış olamazdı. Büyük bir hayal kırıklığı hissetmeye başlamıştım ki iskele tarafından bir hareketlenme gördüm. Ben de oraya doğru yönelince karşılaştım kitleyle. Hiç beklemediğim liman tarafından geliyorlardı. Sayı nasıldı? Uzun ve dağınık bir yürüyüş. Anlaması çok kolay değil, ama ne az ne çok. Tahminim, 1-2 Haziran’da bundan kat kat fazla insan vardı aynı yerde. Ama o zamandan bu yana: 1- vakit geçmişti, bir yere varılmamış, insanlar kopmuştu, bir de yazlığa gidenler filan 2- İzmir’de şiddet hiç olmamıştı (expo seçiminden korktukları içinmiş), 3- karar alması son 2 güne kaldığından internet kullanmayanlara çok iyi duyrulmamıştı.

[Konunun biraz da Lice olmasından dolayı çok insan olmadığını söyleyen oldu ama ben hiç katılmıyorum. Öyle duyrulmadı zaten çünkü o sırada o olaylar olmamıştı. Hem sloganları duyup ayrılan olmadı. Ama hem hükümetin hem medyanın yüzünü gördüğümüz bugün de bile ülkenin bir kısmı o insanları anlayamayacaksa bir daha hiç anlayamaz.]

taksim -29 haz -kıbr şehitleri
[Öndeki bayrağın hemen solunda öpüşen birileri mi var:) ]

Kalabalıkların sayısından pek anlamıyorum ama sanırım birkaç bin rahat vardı, 5-10 bin arası olabilir. Şahsen o kadar insanın toplanmasındaki payımdan dolayı (bensiz de alınırdı belki o karar ama ilk fikri atan ve karar alınmasında bastıran kişi olmuştum) iyi hissettim.

Ben de katılayım derken hemen Yeşim’e ilişti gözüm. Yeşim benim gözde eylemcim, ayrıca anlatırım. Onun yanında tanıdığım uzun bir adamla yürüyorlardı. Katıldım. Hemen meydana geldik zaten. Orada çimlere oturduk. Onları ilk gördüğümden bu yana olanlardan konuşurken Beyaz tv’ye geldi konu. Ben o kanalı önceden pek tanımadığımı, anca futbol sohbetlerine filan rastladığımı söyledim. Yandan bir genç adam “o Gökçek’in kanalı” diye atladı. Sonra o da dahil oldu sohbete. Meydanda bir program yapılmıştı (onunla hiç alakam yoktu). Klasik 1 mayıs programları gibiydi. Başkaldırı deyince hep bilindik sol reflekslerin devreye girmesi ne yazık. Biz o kitle değiliz ki. Ama biz 4 kişi onu hiç dinlemeden hararetle tartıştık.

Sonradan katılan arkadaş-kişi-adam da benim gibi düşünüyordu. Zaman konuşma-örgütlenme zamanı değil, tepki gösterme zamanı. Bir gün önce haberlerde gördüğüm bir gence karşı ayıp bu. Başına yediği bir kapsül yüzünden ameliyatlar geçirmiş ve kafatasının bir kısmı alınmış. Görüntünün ne kadar korkunç olduğunu buraya koymamamdan anlayın. Ya da 12 yaşında oğlu gözaltına alınan bir annenin o gece yaşadığı kabusu. Gözaltına alınmak binlerce kişi için karakola gidene dek her türlü işkence görmek anlamına geldi. Karakolda sıfır işke nce diye söz vermemiş miydi bu hükümet? Gerçekten de karakolda sıfır, öncesinde yeterli saatler var çünkü. Bunların hesabı sorulmamışken, hatta sürerken ben niye sokağa çıktım diye uzun uzun konuşup durmanın alemi yok. Al resim, işte bu yüzden. Dikilelim mesela, ama kimseye zararı olmayan yerlerde, Gündoğdu’da – Taksim’de değil, valiliklerin önünde, meclisin girişinde. Yoksa, vay ne güzel direniş, ne romantik; ama neye yaradı? ‘iç. Kendi kendimizin estetiğine oynamıyoruz, birilerine (herkese) kararlı, haklı ve çok olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s