h1

Geçmemesi gereken her yerde geçen yol-1

24 Ekim, 2013

Aylardır A4 kapısı diyorlar, ben de bir türlü anlayamıyorum nereyi kastettiklerini. Evet, vişnelik, 100. Yıl filan, yurtlar tarafındaki kapıdan bahsediyorlar, biliyorum, ama ben bu kapı isimlerini niye bilmiyorum diyorum.

Aslında galiba o kapıların isimlerini hiçbir zaman tam öğrenemedim. Mantık sıralamasıyla gitmiyordu. İşte, hep önünden geçilen Eskişehir Yolu girişi vardır. İzmir’den Ankara’ya ilk gittiğinde bak, odtü dersin. Girişinde heykel olan bir okul. Bir de yurtlar tarafındaki kapı vardır. Bazen birinden girersin, ama öbüründen çıkman gerekir. Görevliye söylersin, kabul etmez, sen de kartını bırakıp diğer kapıdan çıkarsın. Sonra o kapıdan geri dönerken oradaki görevliye laf anlatmaya çalışırsın. Görevli kapının adını söyler, şu kapı diye, sen de he dersin.

Bazen de kapısız girmeler olurdu. İlk yıllarda Bilkent kapısı yokken oradaki tellerden az girmedim. Şimdi sevimli duruyor olabilir, ama giysileri tele takmamak, sonra ayakkabıları çamura bulamak yaşarken hiç de sevimli gelmezdi.

Oradan girmenin asıl yararı, mesafeden kazanmak değildi tabi. ODTÜ’ye girebilmek her zamanda önceden belli olmayan bir riskti. Olay olduğunda kesin almazlardı. Olmadığında da kafalarına göre almayabilirlerdi. Benimse sık sık girmem gerekirdi çünkü ülkenin (dünyanın?) girmesi en zor üniversitesinde sevgilim vardı (“bir sevgilim vardı” diyecektim ama o zaman birkaç sevgilimden biri oradaymış gibi duruyor).

Bazen Eskişehir Yolu’nda kapıdan önce tellerin arasından ormana dalardım. O ormanlık alandan girişteki kulübenin görüş alanından çıkmış şekilde içerideki yola çıkmak, bunu da bir an önce yapmak gerekirdi, çünkü ormanda jandarmaların dolaştığı rivayet edilirdi. Çift yönlü korku faktörü.

Birçok zaman da direk kapıdan girip kulübenin yanından soğukkanlı tavırlarla geçip (benim işte, hergün kartımı göstere göstere sıkıldım) dolmuş beklemeye geçerdim. Görevli gelen dolmuştakilerin kartlarını kontrol eder, o inince sakince ben binerdim. Sizin kartınız dendiğinde gösterdim dediğim, sorulduğu anda dolmuşun geldiği / otostopçu alacak arabanın durduğu da olmuştur.

Hiç yakalanmadım, giremediğim de sadece bir kez oldu sanırım. Sonraki yıllarda 4 dönem ders aldım, sadece birinde resmi belgem vardı, ama ders aksatmadan giderken hep girebildim.

Yıllar sonra odtü’lü olduğumda biraz da bu yüzden çok değerini bildim. Ama kendimi de tam bir odtü’lü görmedim -bu işler lisansla ilgili.

Okulum odtü’deydi, işim odtü’deydi, evim odtü’nün dibindeydi. Evimi pek severdim. O yüzden endişeyle merak ediyorum, nereden geçiyor bu yol diye.

odtü ormanı -talan -19 ekim -ilerideki beyaz araba ile büyüklüğünü kıyaslayın -zekituncay

Heryer de çamlık, makilikti. İşte yurtlar, sonra konukevi, yani bir alakamın olduğu bir kızın kaldığı yurt, ondan hemen sonra bizim hocaların lojmanı, o kız ilk akşam ayrılırken bana sarıldığında bizim hocalar görmüş müdür, sonra kapıya giden yokuş, yürüsek mi otoştop mu, yokuşun sağında jandarma karakolu, yürürsek nöbetçi ere selam verelim, kapı ve benim eve 10 dk yol. Tipi fırtınalı bir günde sadece okula gitmeye çalıştığım için o yolda hasta olmuştum.

O evde farklı gruplara mangal partileri verirdim. Salonda okunacak ödevleri duran öğrencilerle yiyip içtiğimiz de oldu. Ödevi veren de bugünlerde üniversiteyi temsil eden adamdı (dün araziyi gazetecilere göstermeye gitmiş de işçiler ona bile dayılanmış). Onu haberlerde gördükçe beni hatırlayanlar da vardır o öğrencilerin arasında çünkü az kopya davamız olmamıştı. Adam da benim tarafımı tutmamıştı.

Evin yakını da makilikti. Hatta birgün bir kızla o makiliğe piknik yapalım diye girdik de tartışmaktan piknik birşeye benzemediği gibi dönüşte girişi kitlemişlerdi, zor döndük.

Diğer taraf, hocaların villa tipi lojmanlarının olduğu taraf da ağaçlıktı. Oradan diğer kapıya dek geniş bir arazi çamlık. Her çamlık bir çiftin evi.

O yüzden şimdi: Söylesenize, nereden geçiyor bu yol? Anılarımın üstünden mi? Nereden geçtiniz, yaşanmış-yaşanmamış hayallerimin üstüne mi çıktınız?

odtü yolu hatırası -22 ek -dr a recep tekcan
“Odtü yolu hatırası” demiş sağdan 2. Dr. A. Recep Tekcan, belediye PR başkanı, bowling ve dart federasyonu başkanı. Dr. demiş miydim?

odtü -22 ekim -eskişehir yönü katliamı -tombirella

Kesilen ağaçlar-olaylar hep 100. Yıl tarafında derken bu fotoğraf iyice şaşırttı beni. Burası bayağı Eskişehir yolundan bakış, kapı da hemen sağda. Derken dün şu haritayı gördünce anladım:

odtü açılan yol ve avm

Üstte Eskişehir Yolu’ndan, kapının hemen sağından-doğusundan başlıyor yol, ormanın içinden lojmanlarla vişnelik (mez.der.) arasından geçip diğer kapının yakınından Dikmen’e doğru kıvrılıyor. Orman yerine geçebileceği boş araziler var diyenler vardı. Gerçekten de yukarıda yolun başladığı yerin hemen sağında Şap Enstitüsü var (ilk gördüğümde o ne yahu demiştim, hala aynı şeyi diyorum), boş araziler var.

Reklamlar

One comment

  1. insan sadece yol hatırasındaki tiplere baksa zaten o yoldan hayır gelmeyeceğini anlar.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s