h1

Aksak kaygılar, 9-8’lik endişeler

13 Aralık, 2013

– Girdim, bakınıyorum, ama ben bu insanların abartısız birini bile tanımıyorum. Doğru mu geldim? Oysa benim buradakilerin yarısını tanımam gerekmiyor muydu? Birine şunun düğünü mü diye sorsam ayıp mı olur?

Şu kız bana niye gözünü dikmiş de bakıyor? Tamam, fena giyinmedim ama bir bak, geç. Hayır, beğendiğin için bakıyorsan pardon ama yanlış zamanlama. Tamam şu an etraftakileri tanımıyorum ama mutlaka birilerini tanıyacağım, otelin ismi doğru gibi çünkü. Tam da sana sormayı düşünmüştüm, ama olmaz şimdi, yanlış anlarsın. Hem dikkat edersen ben sana bakmıyorum, anla yani.

– Geç kalarak ne kadar ayıp ettim acaba? Geç derken başlama saatinden yaklaşık 2 saat. Ama o kadar yoldan geliyorum. Üstelik de sürpriz.

– Bir akraba tarafından kolundan tutulup piste sürükleniyorsun, neredeyse zorla. Pist denen de masa olmayan her yer. Şimdi orada içinden geldiği gibi kendine müziğe bırakmak mı evladır, yoksa ayağını bile oynatmadan durup sadece el çırpmak mı? Tabi 2.si de, bu sefer de oturup izleyenler “bu da kazık mı yutmuş?” demesin? Tersi, ya hoşuna giden birşey çalar da bir iki figür yapmak istersen?

– Peki, oturmak mı evladır, yoksa kalkıp eşlik etmek, insanları yalnız bırakmamak mı? Bizde laf bitmez, ilkinde amma oynakmış derler, ikincide öyle oturdu, herkese bakıp durdu.

– Yalnız, önce iki yanındaki kişi ortaya çıkıp fandiri fandiri hareketler yapar. Sonra bir yanındaki ortaya gelir, fandiri fandiri yapar. Şimdi o halkadaki yerine döndüğü anda sıra sana gelmiş stresi mi olur, birileri hadi hadi dedikçe bu stres çığa mı dönüşür, ya hele ortaya geldiğinde kendini müziğe kaptırır, sonra kendine geldiğinde insanları durup sana garip garip bakarken bulursan? O zaman onu beklemeden hemen kaçsam mı?

– Tamam, dansediyorsun, küme küme gruplar var. Olayın genel momentumu içinde kendini tanımadığın insanların, yani oğlan tarafının grubunun içinde bulsan garip mi olur?

– Dansedenleri kaydederken ne güzel, kimse birşey demiyor. Normalde olsa kimseyi kaydedemezsin durduk yerde, düğünde ‘kaydedilebilir zone’.

– Niye ne çalarsa çalsın, bir süre sonra Ankara havasına bağlıyor? Resmen Ankara havası tüm oyun havalarını yutmuş. Bir ara mastika neyse, şimdi o. Ya da kebabın tüm Anadolu yemek kültürünü yutması gibi birşey.

– İleride şu masadakileri tanıyor muyum? Kuzene sorayım bari. Yok, tanımıyormuşum, iyi bari. Ondan kurtulduk ama ya peki, benimle konuşan kadın? Onu soramam da, hep yanımızda.

– Sürekli oynayan güzel kız kim acaba? Gidip tanışılmaz da şimdi. Friends’teki Joey gibi “How you doin” demek vardı ama yapsan onlarca yıl kimsenin dilinden düşmezsin artık. Kızın birşeyinin birşeyini anlatırken “hani Simon’un düğünde flört ettiği kız vardı ya, onun amcasının yengesi” derler.

Hop, slow. Dansetsem kimse birşey demez herhalde. Hem o da oturuyor. Derken başka kuzen gelir, dansedelim der. Tamam, bu benim en sevgili kuzenim, yanaklarını kahvaltıda ekmeksiz yiyebilirim ama yani, oldu mu şimdi?

Bari ailece giderlerken sorayım. Şu gidenler kimdi? İlk kuzen tanımıyormuş. Yine oldu mu şimdi? Neyse, bir yerden çıkar herhalde.

– Yalnız, ne kadar olaysız bitti. Daha “biliyor musunuz, evli çiftlerin dörtte biri düğünlerde tanışırmış” diyecek, dediğim kişi tarafından da “a, doğru, ben de eşimle düğünde tanıştım” cevabını alacaktım. 4 Nikah 1 Cenaze usulü.

Reklamlar

2 yorum

  1. değişik bir tarz ve okuması keyifli bir yazı:)


  2. mersi:)



Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s