h1

Fahrenheit 102 and rising

31 Ocak, 2014

Bloğa bir hastalık bahsiyle dönmek haksızlık değil herhalde. Burada, olması gerekenden fazla hastalık konusu oldu ama sonuçta bu blog benim dostum, dert dökme yerim. Tabi bir de okuyanlar var, ama onlar daha çok geçerken buna şahit olmuş oluyor, arada o dostluğu blok yerine o anlık üstlenen oluyor filan. Neyse.

Birkaç gece önce yatmaya yakın birden bir bitkinlik çöktü. Midemde de bir hazımsızlık hissettim. Kesin labneden diye düşündüm. 2 gün önce de annemin midesi bozulmuştu ve birkaç saat önce yediğim labnenin tadı normalden biraz farklıydı. Bozuk gibi değil ama biraz daha tereyağımsı. Belki formülü değişmiştir veya Karfur saklamayı beceremiyordur. Yazık çünkü dolu dolu yemeyi sevdiğim birşey o. Ama sonra başka birşey yaşamadım besin zehirlenmesi sonucunu verecek.

Sonraki gün yine bitkin geçti. Geceyarısı civarı vücudumdaki her kemik, hatta her doku ağrıyordu. Bu şey bu, ateş! Evet, 100.4 F: 38 C. Amerika’da ateşten bahsetmek için 100’ün üstünde olmasını istiyorlar, bizde de 38. Ama demek ki besin zehirlenmesi değil, mikrop kapmışım. İyi de nerden? Bir süredir kasiyerlerden bile uzak duruyorum. Hatta yardımcı olma bahanesiyle torba açarken elime dokunmaya çalıştıklarında ondan bile kaçınıyorum (Halet Rezaki pozları). Bir tek bir gün önce avm’ye gitmiştim, o da yarım saat. 5 dk D&R (çocuklar mikrop yuvası), 20 dk Mudo (denediğim kaşkolleri benden önce takmış hasta birisi? bu da içimdeki Sherlock). Yalnız kaşkoller çok ucuz ve bir o kadar sıkıcıydı.

Yalnız, yüksek ateşten kötü birşey var: yükselmeye devam etmesi. Ne zaman baksam, 0.1-0.2 yükselmiş oluyordu. O saatte yatsam alışkın olmayan vücut 2-3 saat sonra uyanacağından biraz oyalanayım dedim.

Nat.Geog.’de yankesici programı vardı. Gençten İngiliz bir adam (bana da benziyor hafiften), dünyanın dolandırıcıları ile ünlü olan şehirlerine gider, en belalı tiplerin nasıl çalıştığına bakar, underground bahis-kumar olaylarını gözlemler (Scam City). New Orleans’taydı karnaval sırasında. Rio karnavalı nasıl egzotikse Mardi Gras da o kadar soysuz. O günlerde kentin en büyük caddesinde birkaç kişi silahla öldürülmüş mesela. Bir adam gençliğinden bu yana sürekli silah taşıdığını anlatıyordu. Silahsız çıktığında nasıl hissettiğini sordu sunucu. Silahsız hiç çıkmadım ki dedi. Geçen yıl kendisini soymaya çalışan silahlı 16 yaşında bir genci vurmuş. İnsan hastalık filan düşünmüyor bunu izlerken. 101.2, ilaç şart oldu.

Sokaktaki, bazıları gayet isabetli tarot falcıları, falcıları işleten adamın onu kovması, sonra o adamın tavsiye ettiği falcı kadınının sunucudan 250 dolar alması, o falcının da falcı işletmecisinin karısı çıkması, sokak illüzyonisti ve barda ona şehrin en ünlü partisine bilet satan adam. Bu sonuncusu en bariziydi. Barda şişman bir adam yanına gelir. Buluşacağım kadın gelmedi der. Aslında bu cümle ben dolandırıcıyım diye bağırıyor. Birkaç cümle sonra, sunucu bilmem ne partisine gitmek istediklerini söyler, şehrin en gözde ve zor girilen partisi. Adam bende bilet var, satabilirim der. Ne kadar? 150. 2 kişilik. Yani bir kişiyi de yanında götürebiliyorsun. Verdiği zarf mühürlü. New Orleans’ta böyleymiş. Yabancıların anlamadığı özelliklerden biriymiş bu. Ah, inanmak için nasıl zorluyoruz kendimizi. Parti girişinde bakarlar, apayrı bir yerin davetiyesi çıkar zarftan.
102. Evde majezik, aspirin ve vermidon (parasetamol) var. Sonuncuda kafein olduğundan elendi. İbuprofen türevi majezik mi, aspirin mi, bakayım.

Programın başından beri bingo cajun ve razzle dazzle denen yasaklı bir kağıt oyununu oynatan birilerini arıyordu sunucu şehirde. Kime sorsa kaçıyordu. Sonra vücudu gümüşe boyalı, üst süz bir sokak göstericisi kadından öğrenebileceğini öğrenir. Kadın “paran yetmez, öyle birşey yok” der. İki cümle birbirini dışladığı için ısrar eder adam. Sonunda kadın 300’e onu götürmeyi kabul eder. Gittikleri binada bodruma indirilir. Karanlıkta cüppeli bir adam gelir. “Bu oyunla çok kişiyi azar azar dolandırıldık, ama sonra yakayı ele verdik. Şimdi az sayıda, macera arayan zenginle oynuyoruz. Hep ya da hiç diyoruz, der ve masanın üstüne bir tabanca ve bir mermi koyar. En iyisi sen uza” der sunucuya, o da uzar. Dışarıda, korkmuş halde “Rus ruleti, vay anasını” der.

Ben de vay anasını derim, ama sonra hepsinin uydurma olması çok olası geldi. Tüm program (karşısına çıkıveren dolandırıcı, falcıları yöneten adam ve falcı karısı, gümüşe bulanmış üst süz kadın) çok kurgulanmış gibi ama özellikle de o cüppeli adam ve rus ruleti, gerçekten çok senaryo koktu. Safız, bunu değiştirmek için bu kadar uğraşmayın. Bu arada, ibuprufen it is. Farklı şekillerde çok benzer iş yapıyorlarmış aspirinle. Aspirin biraz daha mide rahatsızlığı veriyor, kanı da daha fazla sulandırıyormuş. Baştan ibuprofen alacaktım zaten ama prospektüste ateş bahsi geçmiyordu nedense. Çok garip bu eczacılar.

5 saat sonra titreyerek uyandım. Ama ne titreme, donuyorum. Ki ben evde pek üşüyen biri değilim. Son derece ince şeyler giyiyorum, hele yazı hiç sormayın. Pek örtünmem, kaloriferim kapalı olur. Üstüme birer kat daha giydim, fayda etmedi. Korkarak ince yorganın altından çıktım. Titreme acısı diye birşey varmış resmen. Kalorifere yaslanmak bile yetmedi. Bir iki saat sonra bir ilaç daha alınca ateş düştü, titreme anca geçti.

O akşam tekrar aynı seviyelere çıkmadı ateş. Sonra da geldiği gibi nedensiz gitti. Ve zonk zonk bir başağrısı geldi onun yerine. Adım attıkça zonkluyor. O kadar ateş oynamasından sonra normal belki de. Günlük dolar-borsa değişimine döndü vücut ısım, %6-7 değişip durdu. Yalnız, vücudumda bilmediğim şeylerin olması beni çok rahatsız ediyor. Artık “vücuda mikrop girdi, bakteri/virüs”, “acil suya ihtiyacın var”, “şurada ödem var” diyen sinyalleri bulmuş olmamız gerek.

Reklamlar

2 yorum

  1. geçmiş olsun. evet, o sinyaller bulunsa keşke, böylece doktora gitmeye gerek kalmasa…


  2. numerik olmalı bu işler. nasıl ateş çok şey anlatıyorsa veya şeker, tansiyon, aynı şekilde vücuttaki ödem, mikrop, su miktarlarını ya da ‘fitness’ı’ ölçebilmeliyiz. yoksa, “sırta vurunca ağrıyor mu” diyen dr.ların eline kalıyoruz. “yorgun hissediyorum” ama ne kadar yorgun? oysa onun yerine fitness’ım 2 demeliyiz (mesela o anda zorlanmadan yürüyebileceğin km’den gelecek bu değer). o kadar da zor olmamalı bunlar.
    teşekkürler.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s