h1

Medikal vaziyet

30 Aralık, 2014

– 2 ay kadar önce bir doktorun yazdığı bir ilacı, yan etkisi çok diye hemen almamıştım. Bir gelişme olmayınca alayım dedim. Ama adamın bana yarım al dediği ilaç ikiye bölünemiyormuş. Eczacıya sordum, kapsülü kırıp içindekileri ikiye ayırsam, diye. Olmaz, yarıyı bulamazsınız, bir gün 3, bir gün 2 olur dedi. Yani gayet çok yazılan bir ilacı yazan dr (prof) ilacın bölünemediğini bilmiyor. Hatta eczacı “dr yaşlı mı” diye sordu. Orta yaşlı. O ilacın yıllar önce formu farklıymış, onu hatırlıyordur diye. Sonra doktorlara laf edince inanmıyorlar, daha ne diyeyim.

Ki bu adamlar o ilaç şirketleri tarafından düzenli ziyaret ediliyorlar, sürekli her türlü besleniyorlar. Gerçi hiç ihtiyaçları yok ya. Bir de iyi olmalı diye bu adama para vermiştim. Zaten bunun gibi dr.ların yaptıkları parayı hesaplayıp duruyorum:
(250-400 arası) x günde min 20 hasta (tüm günde 40-50’ye de rahat çıkıyorlardır) = zaten 1 günde iyi bir aylık maaş ediyor, bir de x 25 gün filan.

– Şimdiye dek en ‘beğendiğim’ ilaç B vitamini kompleksi oldu. Onu da geçenlerde bir doktor yazdı. Ama eczaneden onun yazdığını aldıktan sonra kompleks değil, sadece bazı B’ler olduğunu görmüştüm. Yani B1, 6 ve 12. Onlar da abartılı miktarlarda. Abartılının ne olduğunu da birkaç güvendiğim firmanın (Nature Made ve Nature’s Bounty) ürünleriyle karşılaştırıp anladım. Sonra ülkede satılan tüm B vitamini kompleksi ürünlerini ve içeriklerini çıkarıp bu ikisinin içerikleriyle karşılaştırdım. Bizdeki ürünlerin en az yarısı o abartılı oranlardaki ilacın aynısı. O da günlük hastalar için değil, ameliyat geçiren hastalara öncesi ve sonrasında vücut toparlasın diye verilmek üzere üretilmiş. Ve demek ki onlardan yazıp duruyorlar.

GNC ve Solgar’ın ürettikleri de sorunlu. Artık vitamin olarak kabul edilmeyen (bazı maddeleri vücudun ürettiği, yani vitamin olarak sayılamayacakları sonradan anlaşılınca önceden verilen B forma numaraları ellerinden alınıyor) maddelerden de gerekli gereksiz dolduruyorlar.

– 2 gündür ben niye bu B vit.ini 2-3 yıldır almıyorum diye düşünüyorum. Bahsi geçmişti çünkü bir yerde. Hatırladım, bir doktora alayım mı diye sormuştum, “B vit.i vücutta birikir” deyip almayın demişti. Oysa B12 dışında birikmiyor. Zaten O yüzden B12 dışında testini yaptıramıyorsun. Bu adamlara güvenip sözlerini dinliyoruz bir de. Akıl alır gibi değil.

– Zaten ‘şunu yeme, bunu yeme tipi doktorluktan’ iğrendiğimi her fırsatta söylüyorum. Geçen gün yine bir gazetede gördüm, kalbi korumak için yenmemesi gerekenler listesi yapmış bir dr; her türlü et-tüm süt ürünleri-yumurta-limon-portakal-domates diye gidiyor. Yani sağlıklı bir diyet neyi içeriyorsa çoğu. Zaten birine nasıl limon-portakal yeme dersin, C vitamini bağışıklık sistemi için hayati. Veya yoğurt-süt-peynir.

– Nedir sorununuz, sizi dinliyorum.
– Doktor bey, sebze-meyve yiyince dayanılmaz bir ağrı çekiyorum.
– O zaman siz de sebze-meyve yemeyin. Nasıl çözdüm ama, hahaha. Sıradaki!

Memorial check up

– Buna bugün bu yazıyı yazmayı düşünürken rastladım. Benzeri bir yerde check-up yaptırmıştım. Görünürde herşey iyi. Bir afet sizi alıp bölüm bölüm dolaştırıyor. Öncesinde doktoru görmeyecek miyim deyince garipsiyorlar, sonrasında görecektim ya. Tam bir üretim hattı gibi çalışıyor. Sonuçları 5 dk.lığına doktora gösteriyorsunuz. Orada da bir ‘fiyasko’ yaşadım: O doktora şuna da baktırayım mı demiştim, “gerek yok gerek yok” demişti. Yazık, bunu benim sesimden duyamıyorsunuz. Erdal İnönü taklidi gibi boğuk bir ses ve çabuk söyleyiş düşünün. Sonra o gerek yok dediği testi başka bir doktor istedi ve bende görülmemiş derecede düşük çıktı.

Aynı hastanede gittiğim bir başka doktor da beni görmeye gerçekten koşarak geldi, 3-5 dk baktı ve koşarak gitti. Yazdığı ilaçları alma salaklığını gösterdim. Sonra bir süre onları düzeltmekle uğraştım.

– Çok dr lafı ettim de 2-3 yıl önceye dek neredeyse hiç gitmezdim. Bahsettiklerim de genelde erteleyip durduğum, ‘artık sorumlu davranayım’ diye gidişler.

– Bu arada, bizde henüz yeterince keşfedildiğini sanmadığım bir vitamin-homeopatiden köşeyi dönme fırsatı oluştu. Hükümet ilaçları çok ucuzlattığından (belki o kadar yılda yaptıkları en/tek? iyi şey) eczanede ilaç olarak satılanlar çok ucuz. Ama internette veya yine eczanede homeopati olarak satılan (denetlenmeyen) benzerleri en az 10 katı. Bu durumda da şunun önü açık:

Eczaneden 2-3 liraya B vitamini al, ez, etkisiz tozlar da ekle, kapsüle doldur. Almanca gibi duran bir isim uydur: Neu Vita. Internette “hamilelere elzem, Almanya’nın en çok satan vitamini” diye 30 liraya sat.

b6

– Mahmut, ne yazayım bunun içeriğine?
– Ne bileyim oğlum, ölçerek mi koydum? Eczaneden aldıklarımızı kırdım, karıştırdım işte.
– Söyle birşey.
– Yaz. B1 50, B6 25, B2 50, B3 50, B6 demiş miydim, yaz 50…

Reklamlar

17 yorum

  1. selam,
    yıllardır dönüp dolaşıp buraya geliyorum. Ve hala yazdığını görünce seviniyorum. dönüp sayfalarca okuyorum. Bir gün buradan vazgeçersen en azından maille durum bilgisi var:). yok olursan çok üzüleceğime eminim.
    sevgiler
    serap


  2. pump up the jam diyorum:)
    şöyle: bu yorumu okuyunca you made my day, you made my day derken onu diyen bir şarkı vardı, neydi nasıldı, a evet, a-u-va, it’s a brand new day, you made my day diye gidiyordu. gugıl’da bu sözleri aratınca da pump up the jam çıktı. it’s a brand new day demiyormuş bu arada, I don’t want a place to stay’miş.

    aslında cool olan 2 yıl filan önce bırakmaktı, hala çok okunuyorken, yorumlar filan çokken. ama hala yazmak istedim. okunmasa da. ama böyle takip eden birilerinin olması tabi pek daha iyi oluyor.

    işte bu tivitır’da yok:) cidden sevindim.


  3. sevindiğine sevindim.
    sanal bir arkadaşın kabul et beni:)
    ben buralardayım;)
    sevgiler
    serap


  4. ben okumuyorum mu sanıyorsun? sadece artık daha az uğruyorum ama mutlaka aklıma geliyorsun 🙂


  5. çok eskini bilenler ve hala takip edenler ses versin, sen bizi bir yere yatılı davet et, toplanalım, konuşalım, içelim, seneye görüşürüz diyip ayrılalım. nasıl fikir?


  6. yatılı dersen aklıma tek yer gelir: üstteki yazıdaki kasaba.
    hele onun denize nazır bir yunan tiyatrosu var. pek kimselerin olmadığı ama hala sıcak bir tarihte, eylül, ekim veya mayıs, başka bir yerde görüşmeden bir gece direk o tiyatroda. nasıl fikir?


  7. aslında benim gitmemem daha anlamlı olurdu, di mi?
    kendimi sadece konu ortaklaştırıcısı, tanışma vesilesi olarak görmüş olurdum.
    sadece yapıldığını bilsem bile mutlu olurdum yalnız.
    ama, senin gibi pek fazla insan olmadığını hesaba katmak gerek. ‘pek fazla’ çok iyimser bir tabir.


  8. sen yoksan niye gelelim ayol ? 🙂 tanışma vesilesi sensin ama en çok merak edilen de sensin 🙂
    şöyle bir ön kabulden yola çıkıyorum: senin yazılarını seven ve buranın güzel bol muhabbetli günlerini özleyen insanlar birbirlerini severler. “kuzeyde bir yeri”” açıp seyrettiğimizi düşünsene birlikte.


  9. ben de gelirim:)
    programı bir 6 ay önceden bildirin ama anca toplanırız;)


  10. öncelikle özden, afedersin, hep aklımda ama bir türlü yazamadım.
    sokakta herhangi biriyle, bir daha görmeyeceğim bir tezgahtarla geçen diyaloğu bile çok önemseyen birine açıkça “kork ve gelmemek için ‘böylesi daha anlamlı’ gibi bahaneler bul” diyorsun ama sen:)

    cidden çekinmenin zirvesi bu benim için. ama … devamı aşağıda:

    serap, yazman çok iyi olmuş, hem benim yazmama ayıbımı azaltmışsın.

    karar verdim, söz, gelebilecek olayım, her yere gelirim.
    hatta ada kiralayayım ben en iyisi. fethiye körfezinde uzan’ın, bodrumundan kontör kartları çıkan bir minik adası vardı, onun gibi birşey.


  11. korkacak biri varsa o benim. gerçek hayatta sohbetim hiç iyi değildir benim:) geçenlerde beni az tanıyan ama sosyal medyadaki arkadaş ortamımızda sohbet ettiğim biri “ya sen ne hoş sohbetmişsin, yakından tanımak isterim seni” dedi ama ben o gün bugündür kaçıyorum çünkü o “geyik” potansiyelim sadece burada:)

    bir ada ne güzel olurdu… kiralama, yeteneklerini kullan, mesela zengin bir hatunu baştan çıkart ya da ne bileyim tatile giden zengin birinin evine 2 günlük yerleşelim, yap işte bir şeyler…bol tekila, kuruyemiş ve çikolata olsun.

    buluşalım dediğimden beri aklıma film sahneleri geliyor. hep masa başı. al bir tanesini buraya ekledim. filmi izlemediysen, ben sevmiştim. oradaki gibi bir ev olsun lütfen:)


    • temalı bir buluşma olsun. mesela birimiz fridayı canlandırsın:)
      bol tekila ve müzik olsun.
      fantastik buluşma hayalleri iyi geldi;)
      sevgiler..


  12. serap, sana bir kostüm partisi ayarlasak. mesela halloween’de bir abd ziyareti, herhangi bir şehir olabilir. aslında küçük şehirlerde daha ilginç olabilir.
    hem sonra buluşma kostümlü olursa ben de simon’un bir okuruyum diye gelirim ki bu fikri sevmeye başladım. evet, yapayım ben bunu:)

    özden, becerikli mr ripley diyorsun. bir holding patronunu ara, ben sizin oğlanın abd’de beraber okuduğu bir arkadaşıyım, bana adada olacağını söyledi, ben geldim, ama kimse yok, ne yapsam dersiniz, hay allah, murat’ı ele veriyor gibi olmayayım, belki size haber vermeden bir küçük yaramazlık yapıyordur, mesela şu anda okulda değil de las vegas’ta filan olabilir mi ki (işkillenen baba sekreterine oğlanın bilimum hesabını kontrol etmesini söyler, tabi ki oradadır, daha önce bunun izleri sürülmüştür). sağol evladım, bakma sen bizim sıpaya, orada taşın altında anahtar, yok, onu aldıydım, mehmet’i arıyorum ben, bizim kaptan, yarım saatte sana anahtar getirmiş olur. gir rahatına bak. herşey var. başka istediğin birşey olursa mehmet’e ısmarla.
    nasıl fikir?


  13. nasıl becereceğin tamamen sana kalmış. zengin bir kadını tuzağına düşür diyeceğim ama senin kadına kıyamayıp tuzağa düşmenden korkuyorum 🙂 dolandırıcı olmak için fazla ince ruhlusun.

    benim istediğim sadece sahil kenarı bir ev. güney fransa olur, italya olur, brezilya olur, kaliforniya olur, güney afrika olur. tabi muhakkak ultra zengin birilerinden faydalanalım ki buluşma tadından yenmesin 🙂


  14. Özden, senin plan çok güzelmiş. biz seninle zengin bir blog sahibine transfer olalım;)
    Hain okur serap;)


  15. duyduğum kadarıyla, clooney’nin hem su kenarında nefis evi (deniz değil göl, ama farketmez herhalde) hem de bol parası var. takma isimle (ocean’s everything) blogu da olmuştur belki. bir çıtlatayım dedim, avukat amal engel görünmesin.


  16. bu arada, clooney’nin o su kenarı evi ocean filmlerinden birinde vardı. 12 veya 13, clooney ve julia roberts, filmin sonunda vincent cassel’in villasına gidiyorlar, geniş teraslı, o.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s